Değişimin mümkün olmadığına inandığımız taktirde bu değişimin önündeki engeller daha büyür, mümkün olduğuna inandığımız taktirdeyse fırsatlar daha ön plana çıkar. Tıpkı, hiç ayakkabı giyilmeyen bir pazarı araştıran iki ayakkabı satıcısından birinin durumu "Burada kimse ayakkabı giymiyor ve herhangi bir ihtiyaç yok," olarak düşünmesi ve diğerinin "Burada kimsenin ayakkabısı yok ve herkesin ihtiyacı var," olarak yorumlaması gibi...
Galileo Galilei'nin "hiç kimseye hiçbir şey öğretemezsiniz, olsa olsa onu kendinde keşfetmesine yardımcı olabilirsiniz," sözü etkili bir öğrenmenin, kendi keşif ve farkındalık yollarımız ile birleştiğinde anlamlı olacağını fısıldıyor.
Ertelediğiniz bir durumu düşünün. Bir parçanız harekete geçmelisin derken diğer parçanız ertelemek için direnmektedir. Hangi parçanın üstün geleceğini belirleyecek olan şey, acı ve zevki bu parçalara nasıl kodladığınız olacaktır.
Değişime ihtiyaç duyulduğunda en önemli direnç noktalarından birisi tekrar konfor alanına dönme eğilimidir. Konfor alanı kimi zaman bir davranış, kimi zaman düşünce biçimi olabilir.