Dönüşüm yolculuğu hiçbir zaman düz bir çizgide ilerlemek gibi gerçekleşmez. Tıpkı bir nehrin denize ulaşması gibi birçok yol ve engel barındırır. Böyle bir yolculukta geriye çekilerek kanıksanan varsayımların sorgulanmasına ihtiyaç vardır.
Üstesinden geldiğiniz zor bir durumu düşünün.
Bu zorluğu nasıl aştın?
Yaşadığın deneyimde kendin hakkında ne öğrendin?
Hangi değerli içgörüleri kazandın?
Hangi güçlü yanlarını ve becerilerini kullandın?
Hedeflediğiniz bir konuda harekete geçmek ve sorumluluk almak istediğinizde, taahhütte bulunacağınızda içeriden bir ses duyulur: “Evet, ama!” Bu ses, bireyleri konfor alanında tutmaya çalışan, atılacak adımları engelleyen, küçük adımları bertaraf eden sabotör iç sestir. Kaynakların kısıtlı ve bir şeylerin birlikte olamayacağı mesajını veren dar bir bakış açısını sahiplenir. Şüphe ve kendine güvensiz
bir hâl ile eyleme geçilmesini engeller. Yani, gelecekte ortaya çıkacak potansiyelin tersine bir şeylerin neden olmayacağını açıklar.
İnsan davranışları üzerine yapılan araştırmalar, harici motivasyon ile hedeflerine ulaşan bireylerin zaman geçtikçe ortaya koyulan değişimi sürdürülebilir kılamadıklarını gösteriyor.
Ön yargılarımızdan arındırılmış bir iletişim, karşı tarafın savunmaya geçmesine engel olur ve problem olarak gördüğü şeylerle doğal olarak ilgilenmesini sağlar.