Puan vermedi·624 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 08:17
Ibn Teymiyye ozellikle bazi kesim tarafından sevilmeyen, nefret edilen , kendisine uyanlara nefret kusulan biridir. Ibn Teymiyye ile ilgili hic baska kitap okumadan bu elestirileri alıp 1.cildi okudugunuzda kimlerin neden bu kadar kin kustugunu anlıyorsunuz :) Adam 25 ciltlik dev eserinin daha ilk cildinde uçan,kaçan, medet umulan seyhlerin itibarını bitirmiş megerse Simdi düşünün; insanlara kerametlerini ispat etmeye çalışıyor, ne kadar yüce oldugunuzu göstermeye çalışıyorsunuz. Ve biri gelip bunlar keramet değil şeytanın insanlari saptirmak icin gösterdiği seytanliklar diyor. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ucmadiysa ashab bizim icin en iyi ornekken kimsenin himmeti/ yardımı diye yalvarmadiysa biz ne hakla buna ibadet deyip Mekkeli musriklerin seviyesine tekrar ineriz diyor. Ne yaparsiniz? Algi Yoneticisi rolüne girer insanlari bu adamdan uzaklastirmak için sürekli lekelersiniz! Yani siz yapmazsiniz da ucunda itibari zedelenecek adamlar yapıyor.! Teee Adem (as) dan bu yana gelen tevhid mucadelesine vurgu yapan peygamberlerin bu azmini yuceltip; salt bir zikir ibadetine indirgeyen bazı adamlari da yermesi bu cezayi hak ettiriyor zaten ona(!) Yani anlayacağınız birilerinin İslam'dan olmayan hayat tarzlarına "bunlar Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında yoktu. Biz ne hakla uyduruyoruz? Bu Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem e haşa" Sen bilememissin aslinda böyle yapmak da ibadetti/ sevapti. Sen ucamamissin biz uçuyoruz " demek degil midir diye sordutuyor.
Mecmû'u'l Fetava - 1. Ciltİbn Teymiyye · Darul İman Yayınları · 201740 okunma
Puan vermedi·928 syf.·
2026 38. kitabı
Efendinin Güzeli; son derece kusurlu bir çağda, tüm kötülüklerden arınmış olarak kusursuzca yaşanmış bir aşkın romanıdır. Öyle ki kitabı bitirdiğimde uzun süre kendime gelemedim. Büyük bir heyecanla ve 'Efendi kim, güzel kim?' merakıyla çıktığım bu okuma yolculuğu; yazarın gerçekçiliğe olan tutkusunu, kendi psikolojisini ve aşkın doğasını sürekli sorgulamasını önüme serdi; bu derinlik, bana adeta bir Stendhal veya Proust eseri okuyormuşum hissini verdi… Romanın en önemli özgün özelliklerinden biri, iç monologların yoğun kullanımıdır (on iki monolog —Ariane'nin dört, Mariette'in beş ve Solal'ın üç monologu—yüz kırk sekiz sayfaya yayılmış on iki bölüme ayrılmış olup, roman metninin yüzde onundan fazlasını temsil etmektedir. Monologların çoğunda noktalama işareti yoktur ve paragraflara bölünmemiştir, bu da kaçınılmaz olarak William Faulkner , Virginia Woolf ve James Joyce'un Ulysses'inin etkisini akla getiriyor. Görsel ipuçları olmadan , okuyucunun bu kaotik kelime akışının ardındaki anlatıcının düşüncelerini ayırt etmek için konsantre olması gerekir ; bu , anlam için zorlu bir tuzaktır. Tüm kavrayışı kaybetmeden hızlıca okumak imkansızdır. Her kelime hayati önem taşıyor… Kitap yedi bölümden ve yüz altı bölümden oluşmaktadır… • Birinci bölüm ( 1-9 . bölümler ): olay örgüsünün başlangıcı (Solal'ın Ariane'ye olan aşkının doğuşu); • İkinci kısım ( 10-37 . bölümler ): Solal'ın Ariane'yi fethi; • Üçüncü bölüm ( 38-52 . bölümler ): Aşkın başlangıcı (Solal'ın eski sevgilisi Isolde'nin ölümü); • Dördüncü bölüm ( 53-80 . bölümler ): Ariane'nin kaçırılması (kocası Adrien'in intihar girişimi); • Beşinci bölüm ( 81-91 . bölümler ): aşk ve can sıkıntısı; • Altıncı bölüm ( 92-102 . bölümler ): Aşkın reddi; • Yedinci bölüm ( 103-106 . bölümler ): Aşıkların ölümü… Romanın
Efendinin GüzeliAlbert Cohen · Ayrıntı Yayınları · 201566 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·116 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
165 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 11:30
Bu inceleme kitaptan alıntılar içerecek yazarın bahsettiği önemli bulunan konular aktarılacaktır. Daha faydalı olması için bölümlere ayırdım: 1)Kısaca nedir? Neden okunmalı? 2)Sunuşa Dair 3)Hikayeye Dair 4)Çevirmene Dair 1) Bu eserin özünde İbn Tufeyl, insan sadece akılla hakikate ulaşabilir mi? Sorusunu cevaplamaya çalışmıştır. Bu çabasında felsefî soyut kavramların daha kolay anlaşılabilmesi için uygulanan hikayeleştirme metodunu kullandığını görürüz. İslam felsefesi literatüründe bu metodu İbn Sina başlatmıştır.(DİA) İbn Tufeyl, İbn Sîna’nın bir sembolik hikayesinin kahramanlarının isimlerini almış fakat farklı bir hikaye bize sunmuştur. Özellikle felsefî yoğunlukta olan kısımlar(hakkıyla anlamak isteniyorsa) zihninizi yorabilir. Fakat bu yorgunluğa ve ayırdığınız zamana kesinlikle değecektir. Pek de uzun olmayan yaşamımızda neyin değerli neyin değersiz olduğunun ayırdına vardırabilecek, mütemadiyen dış uyarıcılara maruz kalan bizlere kendi özümüzün, aklımızın ve sezgilerimizin değerini fark ettirebilecek hatta bizi harekete geçirebilecek bir eser olduğu kanaatindeyim. 2) Eserin 25 sayfalık bir sunuş bölümü bulunmaktadır. Çok faydalı bulduğum bu bölümde İbn Tufeyl'in yakın ilişkiler kurduğu Muvahhidler devletinden, devletin temel dini politikasından bahsedilmiştir. Muvahhid düşünceye göre avam saf bilgiyi idrak etmekten acizdi bu sebeple onlara sadece Kur’an’ın zâhirî manaları öğretilmeliydi. Felsefeyle yani hakikatin bâtınî tarafıyla yalnızca aydınlanmış küçük bir zümre ilgilenmeliydi. Çevirmenimiz Onur ÖZATAĞ İbn Tufeyl’in de bu düşünceden beslendiğini ifade etmektedir. Nitekim eserin muhtelif bölümlerinde İbn Tufeyl’in bu görüşü savunduğu görülür. Yine sunuş bölümünde Hayy bin Yakzan hikayesinin felsefî alt yapısı kurulmaya çalışılmıştır. Platon ve
Hayy Bin Yakzânİbn Tufeyl · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20252,225 okunma
Puan vermedi·528 syf.··
2026 9. kitabı
Öncelikle bu kitap mükemmel herkese tavsiye edeceğim bir kitap kitabın konusu kısaca iki tane asker çocuğumuz var Murathan ve Gökçen bunların babaları aynı gün şehit oluyolar ve bunlarda şehir değiştiriyor uzun bir süre ayrı kaliyolar Gökçen doktor olup silopiye gidiyor orda Murathanla karsilasiyo Murathan bordo bereli asker olmuş ve bir timi var barut timi kısaca timdeki kişiler şunlar(hepsine talibim) Murathan Timin komutanı zaten Timur TöngeTimin sessizi neredeyse hiç konuşmaz konuşursa da güzel konuşur Hasan GirayBunun bır tane çocuğu var Mete her saniye 25 kuruş yutar ve dolandırıcıdır adam bundan bikmiştir ve bir kardeşi var duru o da kendini her yere zincirler böyle eylemlere falan katılır hep karakoldadir adam bundanda bikmiştir ve timdeki bir bu kıza aşık oluyor Zülfikar ŞahınTimimizin olmassa olmazı hep caza alan çapkın konuşan timin komiği Barbaros Yücekırmızı doblosuna aşik amelde mezhep soran Süleyman MercanTimdeki kıza yani aybukeye üç yıl aşık olup bir türlü aybukrule olmayan yani Aybüke kabul etmez geçmişinden dolayı ama Süleyman dağ çiçeğinden baz geçmez Aybüke AkarSüleymanin dağ cicegi güçlü kadın karakterlerdendir Emek Karahan Sonu kötü olan bir karakter çok konuşmamış kitapta baya büyük bir yan karakter Alican tokmakZülfikardan hep dayak yer Denizli'de deniz olduğunu iddia etmiştir sevdiği kadina Yani bence bu kitabı okuyun ben çok beğenmiştim Gökçen Loresima
GökçenLoresima · Ephesus Yayınları · 20237,7bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 15. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 22:11
Mark Twain’in "İnsan Nedir?" adlı eseri, yazarın alışılagelmiş mizahçı kimliğinin ötesine geçtiği, derin felsefi sorgulamalar içeren ve insan doğasına dair oldukça karamsar bir perspektif sunan bir diyalogdur. 1906 yılında isimsiz olarak yayımlanan bu eser, Twain'in "İncil’im" dediği ve üzerinde yaklaşık 25 yıl çalıştığı bir metindir. Kitap, Yaşlı Adam ve Genç Adam arasında geçen bir diyalog şeklinde kurgulanmıştır. Yaşlı Adam, Twain’in kendi determinist ve materyalist görüşlerini temsil eder; tecrübeli, duygusallıktan uzak ve rasyonalisttir. Genç Adam, toplumun genel geçer ahlak anlayışını, özgür iradeye olan inancı ve insanın yüceliğini savunan tarafı temsil eder. Bu çatışma boyunca Yaşlı Adam, Genç Adam'ın ideallerini tek tek yıkarak onu insanın bir "makine" olduğu gerçeğiyle yüzleştirmeye çalışır. Twain'e göre insan, dışarıdan gelen etkilerle hareket eden bir mekanizmadır. Ona göre isan bir makinedir ve yaptığı hiçbir şeyin karşılığında övgü ya da yergi hak etmez. Kitap, özgür iradenin bir illüzyon olduğunu savunur. Twain’e göre, bir karar verdiğimizi sandığımız anlarda bile aslında mizaç ve dış etkilerin zorunlu kıldığı tek bir yolu seçiyoruzdur. Twain bu kitapta insanın en yüce gördüğü duyguları (sevgi, cesaret, sadakat) basit birer kimyasal veya mekanik tepkiye indirger. Kitabın en sarsıcı kısmı işte burasıdır. Okurken kendi kendimize sorgulamaları yöneliyoruz ve dürüst olmak gerekirse hak veriyorum düşüncelerine.
İnsan Nedir?Mark Twain · Dedalus Kitap · 202319bin okunma
Ebu’l-Hasan Harakani’de Fakr Kavramı
10/10
··
Beğendi
Kur’an ve hadislerde geçen “Fakr” kavramının iki ayrı anlamda kullanıldığı gö- rülmektedir. Bunlardan biri “suret fakirliği” de denilen “maddî fakirlik”, diğeri ise “manevî fakirlik”tir. 1. Maddî Fakirlik veya Suret Fakirliği: İhtiyaç duyulan mala ve eşyaya malik ve sahip olmamak demektir. Kur’an’daki: “Ganimet malları, yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerin- dir” 5 , ayeti ve benzer ayetlerde anlatılan fakrdır. Bu anlamdaki fakirlik hadislerde de: “Fakr, insanı nerede ise küfre düşürecekti.”6 “Fakirlik, iki cihanda yüzkarasıdır.”7 İfadeleriyle anlatılmakta ve bu manada gönle sıkıntı veren fakirliğin makbul olmadığı ifade buyrulmaktadır. Tasavvufa konu olan fakr ise bu tür fakirlik değil, manevi fakirliktir. 2- Manevî Fakirlik: Kulun kendinde varlık görmemesi, herşeyi Hakk’a irca etmesi, şahsının, amelinin, hal ve makamının Allah’ın lütfu olduğunu kabul etmesidir. Kur’an’daki: “Ey insanlar, siz Allah’a karşı fakir; yani muhtaçsınız. Allah ise ganîdir; yani herşeyden müstağni- dir.”8 ve “Allah ganîdir; siz fakirlersiniz; yani O’na muhtaçsınız.”9 ayetleri bu anlamda- ki fakrı anlatmaktadır. Peygamber Efendimiz, “Fakr, benim medar-ı iftiharımdır.” 10 buyurmaktadır. Yine başka bir hadis-i şerifinde “Allah’ım beni fakir yaşat, fakir öldür ve fakirlerle haşret!”11; Allah’ım beni sana karşı muhtaç (fakir) kılarak müstağni eyle, kendinden başkasına muhtaç (fakîr) etme!12 buyurmuştur. Bu hadisler manevi fakr anlamında kullanılmıştır. Kulun Allah’a muhtaç olması demek olan fakirlik, elbette fakiri de zengini de kapsar. Bu anlamıyla fakir ve fukara, malı olmayan anlamına değil, “sufî ve derviş” manasına gelir. Bu yüzden eskiden şeyhler kendilerine “Hadimu’l-fukara” (Fakirlerin hizmetkârı) derlerdi. İlk sufîler “yoksulluk” anlamına gelen fakr ile
Fakrın MakamlarıEbül - Hasan Harakani · Büyüyenay Yayınları · 201718 okunma