Kelime dağarcığımız çok fakir olduğu için hayatta başımıza gelen pek çok şey isimsiz kalır. Çoğu hikâye yüksek sesle anlatılır çünkü anlatıcı, bir hikâyeyi anlatmanın isimsiz bir olayı tanıdık ya da mahrem bir olaya dönüştüreceğini umar.
Şarkılar nehirler gibidir. Her biri kendi yatağından akar -yine de hepsi her şeyin çıktığı yer olan denize ulaşmak için akar. Bir nehrin ağzından dökülen sular uçsuz bucaksız bir başka yere doğru yola çıkar. Bir şarkının ağzından çıkanlar için de benzer bir şey geçerlidir.