“Harp Okulu’ndan ayrıldıktan sonraki iki haftalık izin süremiz içinde Eskişehir’de birkaç gün eşi, dostu, akrabayı ziyaret edip Bursa’daki evimize geçecektik. Sonrasında çiçeği burnunda teğmenler olarak sınıf eğitimlerimizi almak üzere sınıf okullarına katılacaktık. Piyadeler piyade okuluna, topçular topçu ve füze okuluna, sağlıkçılar sahra ve sıhhiye okuluna… Personel sınıfı teğmen olarak ben de o dönem Konya’da, şimdi ise İzmir’de bulunan Personel Okulu Komutanlığına katılacaktım. Eskişehir’de yaşayan dedem, dünya gözüyle beni üniformalı olarak görebilmeyi çok arzu etmişti, bu arzusu da yerine gelmiş oldu. Üniformamı giyerek dedemle ananemin elini öptüm, hayır dualarını aldım. Sonra diğer akrabalarımızı ziyaret ettik.
Bu milletin ne kadar asker ve askerine değer veren bir millet olduğunun göstergesidir bu. Doktor olduğunuzda veya avukat, savcı ya da hakim, kimse size; “Hadi bakalım giy şu önlüğünü/cüppeni de cümle alem görsün” demez. Ancak asker olduğunuzda böyle bir durumla karşılaşabilirsiniz.”