Şu an saat 08:30. Navigasyon kıpkırmızı. Metrobüsler, otobüsler, vapurlar tıka basa dolu.
Binlerce yetenekli, eğitimli ve zeki insan; bir noktadan bir noktaya "taşınmaya" çalışıyor.
Neden? Sadece bir binaya girip, bir sandalyeye oturmak için.
O sandalyeye oturduklarında ne yapacaklar? Çantalarından bir laptop çıkaracaklar. O laptopu internete bağlayacaklar. Ve bütün gün, dijital bir dünyada iş üretecekler.
2026 yılında yaşadığımız en büyük çelişki şudur: İşimiz "Bulut"ta (Cloud), ama bedenimiz "Trafik"te.
Yöneticilerin şunu anlaması gerekiyor: Bizler, fabrikada vida sıkan işçiler değiliz. Bizler, fiziksel varlığıyla değil, zihinsel çıktısıyla değer yaratan bilgi çalışanlarıyız.
Beni her sabah o trafiğe sokarak; Enerjimin, sabrımın ve odaklanma kapasitemin yarısını yolda bırakmama sebep oluyorsunuz.
Ofise vardığımda; "İşe başlamış" olmuyorum. "Yol yorgunluğunu atmaya çalışan" birine dönüşüyorum.
Evden (veya istediğim yerden) çalışmak; Bir lüks veya kaytarma yöntemi değildir. Bu, enerjimi asfalta değil, projeye harcama tercihidir.
Lütfen çalışanlarınızı "taşınması gereken bir kargo paketi" gibi görmeyi bırakın. İş, gidilen bir mekan değil; Üretilen bir sonuçtur.
Sizce de her sabah o yolu çekmek, teknolojinin bu kadar geliştiği bir çağda biraz "ilkel" kalmadı mı?