Öyle bir zincir ki bu, depremi yaşayıp travmatize olanlar kadar ona tanıklık edenler için de oldukça sarsıcı.
Okuduğumuz yazılar, hayat hikayeleri, gördüğümüz fotoğraflar ve videolar da depremden etkilenen birinci kişi olmayanların kendilerini kötü, depresif, mutsuz hissetmeleri için yeterli.
Peki hafızalardan asla silinmeyen sadece tanık olan insanlar bile bu denli etkileyen fotoğrafların başkahramanları?
Özellikle çocuklar?
Orada neler olduğunu merak ediyoruz, öğrenmek istiyoruz. Bu çok doğal. Ülkece tutunmak için bir umut arıyoruz. Enkaz altında hayata tutunanların hikayelerine tanıklık etmek istiyoruz.
Ama
Bu paylaşılan anlar, kareler aslında o kişilerin en mahremi,
En korku dolu bakışları,
En ürkek sözleri.
Sizce bunlar tüm Türkiye'ye yayılırken bu kişilerden izin alınıyor mu?
Veya sonrasında hiç tanımadıkları insanların sosyal medya hesaplarında post olarak paylaşılan bu çocuklar sizce de rahatsızlık duymayacaklar mı?
Yeni yeni çocuklarımıza kendi bedenlerini, mahrem alanlarını öğretmeye önem verdiğimiz bu dönemde başka hayatların tüm ayrıntılarına kadar açıkça paylaşılması sizce de yanlış degil mi?
Şimdi herkesi kendi hayat hikayesine dönmeye davet ediyorum.
En büyük travmalarınızdan birini yaşarken fotoğraflanmak ister miydiniz?
Veya tüm dünyaya bunun yayılmasını kabul eder miydiniz?