Sakura çiçeği

Sakura çiçeği
@34Sakuraaaa
17 okur puanı
Aralık 2023 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Rüzgarda uçuşan saçlarıma aldırış etmeden yola koyuldum. Yaz sıcağında bu rüzgar adeta bir nimet niteliğindeydi. Hafif esintiyle beraber müzik dinleyip yürüdüm; nereye yürüdüğümü bilmeden… O kadar çok uzaklaşmışım ki fark ettiğimde sormaya başladım: Neyden kaçıyordum? Yüzleşmekten mi? Yoksa aklımdakilerden mi? Adeta boğuluyordum… Son bir haftadır ne çektim, değdi mi deseler? Hayır, değmedi. Hak etmedim. Kim hak eder ki böyle bir şeyi? Yazın sıcağında ben üşümeye başlamıştım… İçimdekiler tüm kanımı emdiği için. Kimin doğru, kimin yanlış olduğunu anlayamıyorum artık. Aklımda tek bir soru: Herkes maskeli mi? Herkes, kendi kişiliği dışında bir maskeye mi bürünmüş? Ne kadar gizlemeye çalışsalar da karanlık gibi ayrılıyordu onlar herkesten. Simsiyah… Çünkü içleri de dışları da karanlıktı. Kendimi sahilin kenarındaki bir bankta buldum bu düşüncelerle. Ben şimdi yok mu olmuştum? Yoksa bu karanlığın içinden, güneş misali tekrardan ben olarak mı çıkacaktım? Özledim… Tek kelimeyle: Eski beni özlemiştim. Sorumluluğum artmıştı, evet, bunu ben istemiştim. Ama insanların bu kadar kötü olabileceğini unutmuştum. Yanlışım da burada başlıyordu işte… Herkesi kendim gibi sanmıştım. Ama yine de olması gereken gibi olacak. Ben bitirdim karşımda duran herkesi. Benim başlangıcım, herkesin sonu olacak
1000Kitap
Reklam
ꨄ︎VARSIN AMA YOKSUN ꨄ︎
“Varsın ama Yoksun” Oturduğu koltukta saatlerdir kıpırdamadan duruyordu. Odanın içindeki sessizlik, kalbinin içinde kopan fırtınayı bastırmaya yetmiyordu. Dışarısı güneşliydi belki ama içi çoktan
1000Kitap
Zamansız Yolculuk Zamansız bir yolculuğun içindeydim. Ne bir başlangıç noktası vardı bu yolun, ne de varacağım bir yer. Rotamı hangi yöne çevirsem, elimde sadece tutarsızlık kalıyordu. Sanki pusulam bozulmuştu; her yön aynı karanlığa açılıyor, her adım beni biraz daha içime doğru çekiyordu. Kıtaları geçtim. Okyanusları aştım. Gökyüzündeki yıldızlara bile ulaştığımı sandım bir an. Ama sonra fark ettim ki içimdeki yangını, zihnimdeki kalabalığı hep yanımda taşımışım. Gittiğim hiçbir yerde hafiflememişim. Nereye gitsem, kendimi de götürmüşüm. Sonra durdum. Derin bir sessizliğin ortasında bir soru yankılandı içimde: Bu zamansız yolculuk beni neden şimdi çağırmıştı? Belki de içimdeki ses, çoktan zamana bir fısıltı göndermişti; bir işaret, bir yardım çağrısı... Kalbim, ağır ağır bir taşa dönüşüyordu. Aklımı kaybetmekten korkuyordum. Düşünceler birbirine dolanıyor, gerçeklik giderek silikleşiyordu. Böyle anlarda, keşke bir kelebek olsaydım, diye geçiriyordum içimden. Hafif. Sessiz. Kısa ama anlamlı bir ömür. Uçup en güzel çiçeklerden beslenip sonra yeryüzünden silinip gitmek... Kelebek şansı dedikleri belki de tam da bu yüzden var, kim bilir? Düşüncelerimi bir bavula koymayı hayal ettim. Tüm yüklerimi, pişmanlıklarımı, korkularımı... Hepsini oraya yerleştirip, sıfırdan başlamak istedim. Eğer yeniden “ben” olabilmek için bazı şeylerden vazgeçmem gerekiyorsa, tereddütsüz kabul ederdim. Yeter ki bu defa kendim olarak, eksilmeden, eğilip bükülmeden var olabileyim. Bu yolculuk hâlâ bitmedi. Belki de bitmemesi gerekiyor. Çünkü bazen kendini bulmak, bir yere varmaktan değil, yolda olmaktan geçer.
1000Kitap
Emeğin Sessiz Işığı
Emek… İnsan olmanın en yalın, en derin tanımı belki de. Sessizdir, gösterişsizdir ama seni sen yapan değerin ta kendisidir. Ne yazık ki çoğu zaman görülmez, bazen de bilinçli olarak görmezden
1000Kitap
Yine yalnızlığın kollarına teslim edilmiş, bedenimin yorgunluğuyla yatağa uzanmıştım. Bu bir hastalık değildi; daha çok bedenin fiziksel ve ruhsal olarak kendini kapatmasıydı. Dinlenmek için hasta olmaya gerek var mı? Bilemiyorum. Yorgunluğum adeta beni durdurmaya çalışıyordu. İki gündür verdiğim tek mücadele, sadece yemek yemek ve düşünmekti: Nerede yanlış yapmıştım? Bu kadar çok insanı neden yanıma yaklaştırmıştım? Oysa iç sesim, bugüne kadar bana yetmişti. Yanıma çok insan yaklaştığında, kendimi sürekli tetikte olmam gereken bir duruma göre kodlamıştım. Kalabalık arttıkça, kendi iç benliğimle ( yani iç sesimle ) vakit geçiremez oluyordum. Yorgunluğumun ve bitkinliğimin tek nedeni, kendime zaman ayıramamaktı. Sesler yine kulağımda: "İnsan, kendi iç benliğine nasıl bu kadar çok anlam yükler?" Zarar vermeyen, koşulsuzca hep yanımızda olan tek şey aslında iç benliğimiz. Nasıl gökyüzü yıldızsız ya da bulutsuz kalmıyorsa, insanı da iç sesi hiç terk etmez.🪶
1000Kitap
Reklam