Merhaba kitapsever dostlarım
Bugün sizlere okurken hem yüreğimi burkan hem de bana bilmediğim bir tarihin kapılarını aralayan bir kitaptan bahsetmek istiyorum.
Sema Soykan’ın kaleminden çıkan Adsız Roman, yalnızca bir hikâye değil; geçmişin acılarını günümüze taşıyan, unutulmaması gereken bir insanlık dramının sesi olmuş adeta.
Kitap, Neri’nin ailesinden kalan eski bir küpün içinden çıkan mektuplar ve bir roman taslağıyla başlıyor. Bu mektuplar bizi yıllar öncesine, 1864 Çerkes Sürgünü’nün yaşandığı o karanlık günlere götürüyor. Yurtlarından koparılan insanların yaşadığı acılar, açlık, hastalık, kayıplar ve umutla tutundukları yaşam mücadelesi öylesine etkileyici anlatılmış ki bazı sayfalarda boğazım düğümlendi.
Yazar, tarihî olayları kuru bilgiler halinde vermek yerine karakterlerin yaşadıkları üzerinden hissettiriyor. Janset’in kalbini parçalayan seçimleri, Jankat’a duyduğu büyük aşk ve Elbruz’un sessiz fedakârlıkları hikâyeye ayrı bir derinlik katıyor. Geçmişte yaşananlarla günümüzde Neri ve Aras’ın hikâyesinin iç içe ilerlemesi ise merak duygusunu sürekli canlı tutuyor.
Bu kitap sayesinde Çerkes halkının yaşadığı büyük trajedi hakkında daha fazla araştırma yapma isteği duydum. Benim için sadece bir roman değil, aynı zamanda tarihe açılan duygu yüklü bir pencere oldu.
Altını çizdiğim birçok cümle arasında en çok şu düşünce zihnimde yer etti:
“Bazı acılar bitmez; sadece nesilden nesile aktarılır.”
Tarihî kurgu sevenlere, duygu yoğunluğu yüksek eserlerden hoşlananlara ve okurken hem öğrenmek hem de hissetmek isteyenlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Kalemine ve emeğine sağlık sevgili Sema Soykan.