bu kitap, yaş alıp yaşayamadıklarımın tablosu gibi.
güzel.
sadece güzel.
son hikaye bana Sulhi Amca' yı hatırlattı. hiç ölmeyi hak etmiyordu oysa. belki o da bu kitabı okusaydı, sadece güzel olduğunu düşünürdü.
Görmeden, yaşamadan, o sıra her nasılsa yanımda olmayan biri gibi anımsayabiliyordum onu. Onu özellikle düşünmeden içimde taşımayı öğrenmiştim daha doğrusu. Uzun süre birlikte yaşamış kişilerin birbirlerine alışmışlığı, anı tazelemeyi gerektirmeyen karşılıklı anlayışı gibi bir şeydi bu.
Karanlığın sızdığını görüyor musunuz çatlaklarımdan? İçimde tutamıyorum hayatı.
istediğim bütün kitapları okuyamam, olmak istediğim bütün insanlar olamam ve istediğim hayatları süremem, istediğim bütün becerileri edinemem. öyleyse ne istiyorum?