Yazarlarla Dedikodu 7- Jack London
Selam! En sevdiğiniz serime
sisi
sisi
'nin ricası ile
Jack London
Jack London
ile devam ediyoruz. Ancak bundan sonra seriyi isteklere kapatmak istiyorum izninizle.. Jack London önce macerayı yaşayıp sonra
Edebiyat
Son zamanlar da, depigmentasyonun aslında Avrupa topraklarındaki göç hızından daha yavaş geliştiği bilinmektedir. Uzmana göre bu keşif beklenmedik bir keşiftir: "İnsanların güneş ışınlarının Afrika'ya göre daha zayıf olduğu bir iklime daha çabuk adapte olduklarını düşünürdük... Daha açık ten rengine sahip olmak, D vitamininin bu enlemlerde daha iyi özümsenmesini mümkün kılar." Özellikle et, kemik iliği, hayvansal yağ ve balığa dayanan Paleolitik dönem beslenme rejimi D vitamini alınımına doğal olarak katkıda bulunmuş ve bu sebeple de depigmentasyonu geciktirmiştir. Neolitik çağda tarımın ortaya çıkışıyla birlikte her şey hızlanmıştır: Tahıllar D vitamini açısından daha az zengin olduğundan cilt, sentezini geliştirmek için depigmen te olacaktır. Dolayısıyla da Leydi Sapiens'i büyük ölçüde Afrikalı, melez bir güzelliğe sahip olarak temsil etmek gereklidir: Siyah ve kıvırcık saçlar, koyu bir ten. Ancak çağımızdan yak laşık 40.000 yıl önce ortaya çıkan ve Neolitik çağın eşiğine kadar yayılacak istinai bir detay vardır: 10.000 yıl önce Batı Avrupa'da üzerine çalışabildiğimiz tüm Avrupalıların teni siyah, gözleri maviydi.
Reklam
10/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
#birkeredaha "Hayattaki bazı olayları yaşanırken sindirirsin. Bazılarını anlamak ise bir ömür alır."
Bir Kere DahaMitch Albom · Destek Yayınları · 202633 okunma
Mâlik b. Dinar, Basra'da kaldığı 50 yıl zarfında Basra ehlinin ne yaş ne de kuru bir tek hurmasını yedi. Bir gün oranın halkına, "Ey Basra ahalisi! Elli yıldır aranızda yaşıyorum ve bu süre zarfında ne yaş ne de kuru bir tek hurmanızı yedim. Benden eksik kalan sizde bir fazlalığa sebep olmadı. Sizde artan da bende bir eksikliğe sebep olmadı. Elli yıldan beridir ben dünyayı boşadım. Nefsim 40 yıldan beridir süt içmeyi arzuluyor ama yemin olsun ki Allah'a kavuşuncaya kadar da ona süt içirmeyeceğim."
Din
Kabir Savaşları
“Geçtiğimiz 40 yıl içinde İran'ın Suriye üzerindeki tasallutu her yönden artarken, ateşli Şiî vaizler de siyasetin altını "dinî deliller'le doldurmayı sürdürüyor. Bu çerçevede, "Suriye'de Ehl-i Beyt'e ait 50'ye yakın makam var" iddiasını ısrarla işleyen Şiî din adamları, gözlerini yalnızca Şam'a değil, diğer şehirlere de dikmiş durumdalar. Yakın dönemde Şam'dan Halep'e kadar çok sayıda kabir ve makam adeta pıtrak misali çoğalırken, bunların neredeyse hiçbirinin güvenilir tarihî kaynaklarda izlerinin bulunmadığını, yalnızca Şiî tahayyülünde yaratılan ve yaşatılan mekânlar olduğunu söylemeye gerek yok elbette. Ancak mezarlık yarışı öylesine ateşli bir hal almış ki, bu mekânların gerçekliğini sorgulamak, en basitinden "Ehl-i Beyt'i sevmemek" suçlamasıyla karşılık buluyor. Devamında -muhatabınızın psikolojik seviyesine göre-"tekfirci", "mezhepçi", "vahdet karşıtı", "Emevi hayranı" gibi yaftaları yiyebiliyorsunuz. Hâlihazırda İran'ın bir devlet politikası olarak devam ettirdiği "kabir savaşı", Ortadoğu'nun önümüzdeki on yıllarını derinden etkileyecek ve çatışmaları dipsiz uçurumlar haline getirecek bir potansiyel içeriyor.
Sayfa 29 - Kabir Savaşı
Reklam
Reklam