“Geçtiğimiz 40 yıl içinde İran'ın Suriye üzerindeki tasallutu her yönden artarken, ateşli Şiî vaizler de siyasetin altını "dinî deliller'le doldurmayı sürdürüyor. Bu çerçevede, "Suriye'de Ehl-i Beyt'e ait 50'ye yakın makam var" iddiasını ısrarla işleyen Şiî din adamları, gözlerini yalnızca Şam'a değil, diğer şehirlere de dikmiş durumdalar. Yakın dönemde Şam'dan Halep'e kadar çok sayıda kabir ve makam adeta pıtrak misali çoğalırken, bunların neredeyse hiçbirinin güvenilir tarihî kaynaklarda izlerinin bulunmadığını, yalnızca Şiî tahayyülünde yaratılan ve yaşatılan mekânlar olduğunu söylemeye gerek yok elbette. Ancak mezarlık yarışı öylesine ateşli bir hal almış ki, bu mekânların gerçekliğini sorgulamak, en basitinden "Ehl-i Beyt'i sevmemek" suçlamasıyla karşılık buluyor. Devamında -muhatabınızın psikolojik seviyesine göre-"tekfirci", "mezhepçi", "vahdet karşıtı", "Emevi hayranı" gibi yaftaları yiyebiliyorsunuz.
Hâlihazırda İran'ın bir devlet politikası olarak devam ettirdiği "kabir savaşı", Ortadoğu'nun önümüzdeki on yıllarını derinden etkileyecek ve çatışmaları dipsiz uçurumlar haline getirecek bir potansiyel içeriyor.