Karanlık bir gün ışığı tadacaktır.
7/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 15:29
“Zerenus Dark Age”, geleneksel iyi-kötü çatışmasını gökyüzüyle yeraltı arasında sıkıştırmak yerine, doğrudan tanrısal düzenin yüreğine saplanan bir isyan öyküsü gibi başlıyor. . Tanrı’nın savaşları bitirmek için gönderdiği Sagoba’nın “ateşten yaratılıp dokunamaz oluşu” bile başlı başına bir çelişki. Bir kurtarıcı ama hem de dünyaya dokunmayan bir varlı Bu kırılganlık, kurgunun ilk büyük çatlağı oluyor. Zerenus’a inişiyle birlikte düzen değil, isyan doğuyor çünkü bazen “görev” dediğimiz, doğrudan isyanın kıvılcımı olabiliyor. . Sagoba’nın Tanrı’nın ayrıcalık yaptığını düşünerek başkaldırması, kurguyu geleneksel melek-şeytan ikiliğinden çıkarıp daha boz bir zemine taşıyor. Bu noktadan sonra gökyüzü artık mutlak iyi değil, sorgulanabilir bir yetkeye dönüşüyor. Tudor’un bile isyanı haklı bulması, çatışmayı yalnızca bir yanın değil, düzenin kendisinin tartışıldığı bir düzleme çekiyor. . İşler büyüdükçe Zerenus’un küle dönüşmesi, gerçekte fiziksel bir yıkımdan çok metafizik bir çöküş gibi okunuyor. Tanrı’nın iki seçenek arasında sıkışması—ya yok etmek ya da uzlaşmak—kurgunun merkezindeki gücü daha da keskinleştiriyor. Ve yapılan anlaşma… tam bir çözüm değil, aksine daha büyük bir felaketin kapısını aralıyor. . Sagoba artık müdahale edilemeyen bir varlığa dönüşünce güç denetimsizliğe evriliyor. Karanlık ordu, Elfler, Raidler, Pençler ve İnsanlar… Hepsi eski savaşların külleri üzerinde yeniden konumlanıyor. Ama bu kez düşman yalnızca bir “ırk” değil, zamanın kendisi ve büyüyen bir karanlık. . 40.000 yıl süren iblis egemenliği fikri, kurguya epik bir ağırlık katarken sondaki gelişmeler okuru sürüklüyor. . Ölümsüzlerin Savaşı kaçınılmazsa sorun artık kazanmak değil, kimin ne pahasına var olmaya sürdüreceği. Tanrı Kai'nin düşüncesi bakalım Zerenus'u kurtaracak mı? . Doğrudan olay
Fantastik
Zerenus-Ölümsüzlerin SavaşıE. G. Ricco · Sokak Kitapları Yayınları · 20179 okunma
9/10
·124 syf.··
Beğendi
·
2018 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2018 00:00
Hayatın o sarsıcı, dönüştürücü belki bazen öğütücü yanını nazara veren bir hikâye ile karşı karşıyayız bu dünyada. Uğruna ölümü göze alacağımız değerlerin, düşüncelerin bir gençlik hevesi olduğuna bizi ikna edecek bir kurgunun içerisinde yaşıyoruz. Dava şuurunu iliklerimize kadar hissettiğimiz gençlik yıllarından bugüne dünyanın pörsüterek aşındırdığı o devasa değerler manzumesinin birer fantezi olduğuna iman etmeye icbar edildiğimiz bir “sanal gerçeklik” ile karşı karşıyayız. Pek az kimse çağın tüm cazibesiyle yolundan döndürmek üzere büyük mücadelelere giriştiği bu büyük savaşa direnebiliyor. İnsanların ekserisini caydıracak haklı(!) bir mazeret(!) bulunuyor. Her yeni nesil bu hikâyeyi yeni baştan yaşamaya mahkûm sanki. Birileri gelip birileri gidiyor. Neticede koca koca sözler edip sonra da o parlak sözlerin altında kalmış, o aydınlık düşüncülere yabancılaşmış insanlar boy gösterir olmuş her yanda. Zaaflara kapılmak, “hayatın gerçeklerinin görülmesi” olarak yutturulur olmuş.  Horatius’un dediği gibi 'quid rides, de te fabula narratur/ ne gülüyorsun anlattığım senin hikâyen.‘ İşte Mustafa Kutlu’nun 1983 yılında kaleme aldığı ‘Ya Tahammül Ya Sefer’ bizim hikâyemizi anlatıyor. Herkes kendine bir rol biçebilir bu hikâyeden. Makam uğruna kırk takla atıp, inançlarından, mukaddesatından, kimliğinden ödün verenlerimiz; kendini avukat Yunus Beyin yerine koyabilir. Gençliğinde medreseden bozma öğrenci yurdundaki hızlı mücahitlerden olan Yunus Bey bakan olur ve eşine başörtüsünü açtırtır. Kimimiz Yunus Beyin zaaflarını barındırıyoruz. Ve örtüyü çıkarmanın ağırlığı altında inleyip her akşam gözyaşı döken eşi Neslihan Hanımın rolünü eşinin yönlendirmeleriyle maneviyatından taviz verenlerimiz üstlenebilir. Kariyer ve kadın cazibesinin davayı terk ettirdiklerinin hayatı
Ya Tahammül Ya SeferMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201315,7bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·120 syf.··
2026 36. kitabı
Nereye Gidiyoruz Baba kitabından sonra sepetime bu kitabını ekledim Dul.Allah'ım okurken o kadar güzel duygularla hislerle yaşayarak okuyorum ki bu yazarı yeri bende gerçekten çok farklı oldu.Yani belki abartılı gelebilir size ama gerçekten her kelime her cümle o kadar bizden o kadar gerçek hayat ki.Dul kitabında yas tutan bir eş anlatıyor ve biz okuyoruz nasıl hissetmeyelim ki taş mıyız hııı kalp taşıyoruz kalppp.Sevmek ve sevilmek, birbirini tanımak bizi birbirimize bağlayan en büyük etkenler.40 yıl boyunca beraber olduğunuz bir hayat var ve kayıp gidiyor yanınızdan. Okumak ve üstüne düşünmek güzeldi. Aşırı sevdim.
DulJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20256,7bin okunma
10/10
·185 syf.·
2026 35. kitabı
Ve senenin otuz beşinci kitabının sonuna geldim.Bize Ne Oldu, 40 Yıl Önce 40 Yıl Sonra yazarın manevi iklimlere dair yazılarının, 70 yılların kadın portrelerinin, Eşrep Edip Fergan'la mektuplaşmaları ve Sibel Eraslan'ın "Kadın Hareketi" müzakeresine yer verilmiş.Ben yıllar önce yazarın Huzur Sokağı kitabını okumuştum bir dönem okunma rekorları kırmıştı.Tabii'de yayınlanan Şule dizisini de izledim bu kitaptan önce.Şule Yüksel Şenler, söyledikleriyle, yazdıklarıyla gelenekle modern arasındaki bir köprüydü bizler için.Rabbim mekanını cennet eylesin.Şiddetle tavsiye ederim okuyun okutun.Her daim kitapla kalın.
Din
Bize Ne OlduŞule Yüksel Şenler · Timaş Yayınları · 2016207 okunma
Zeta
Puan vermedi
Kitap bugünü gelecek tasavvuru içinde betimlemiş ve irdelemiştir. İnsan ömrünün 40 yıl ile sınırlandırıldığı her çocuk doğuran kadının ömründen on yıl kaybettiği ve insanların sadece sistemin devamlılığını ve yöneticilerin ölümsüzlüğüünü sağlamak için çalıştığı bir hayat kurgusu. Zeta’nın sürekliliğini koruyabilmesi yeraltı kaynaklarının, doğal kaynakların sürekli olarak çıkarılmasına ve kullanılmasına bağlı. İnsan nüfusunun büyük oranda yok olduğu distopik bir ortamı insani duygularla süsleyerek anlatmayı başarmış bir diyalektik eleştiri özelliği taşıyan bu eser yazarın ilk romanıdır.
Zeta: Yeni Dünyanın Özgürlük ÇağıKerim Gedik · İleti Kitap · 20261 okunma
10/10
·272 syf.··
2026 20. kitabı
Alex Schulman ‘ la tanışma kitabım oldu. Şimdiye kadar keşfetmediğim için çok üzüldüm. Dilini ve hislerini çok sevdim.Okurken kitap merakla akıp gidiyor. 17 Haziran kitabı konusunu duyunca beni heyecanlandırmıştı. Okurken bu heyecanı daha da çok hissettim. 40 yaşlarında bir öğretmen olan Vidar , bir gün bir öğrencisine şiddet uyguladığı gerekçesiyle açığa alınıyor. Aynı süreç içinde evde bulduğu eski bir kutunun içinde çocukluğunun geçtiği yazlık evinin numarasını buluyor. Rastgele numarayı çeviriyor ve telefonu ölen babası açıyor. Ve arkada kendi çocukluk seslerini duyuyor. Yani telefonun karşısında 40 yıl önceki yazlık evde yaşayan çocukluğu ve ailesi var. Süreç içinde sürekli küçük Vidarla , annesiyle , babasıyla iletişimler kuruyor. Ve her aradığında 17 Haziran 1986 ‘ yı baştan yaşadıklarını fark ediyor. O gün nolduğunu ve neden sadece o günle konuşabildiğini çözmeye çalışıyor . Bunu yaparken okuldaki şiddet olayıyla bugün arasında bir bağ olduğunu fark ediyoruz. Aslında yazar bu kitabında küçüklüğünü anlatırken otobiyografik unsurlar taşıdığını da belirtiyor bize ve bu hikayeyi daha da anlamlandırıyor. Vidar’a çok kez sarılıp yanında olmak istedim okurken , bir gün , bir an , bir insan bir çocuğun hayatını ne kadar etkileyebilir ? sorusuna da çok güzel cevap veriyor kitap.
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,171 okunma