Yıllar önce elleriyle kurduğu Kenter Tiyatrosunda biletli 6 seyirciye oynadığı oyunun finalinde hüngür hüngür ağlamış ve şöyle demişti:
Üzülüyorsun, takma diyorlar.
Kızıyorsun, değmez diyorlar.
Boş veriyorsun; gamsız diyorlar.
Susuyorsun; iki çift laf et diyorlar.
Konuşuyorsun; muhatap olma diyorlar.
Çekip gidiyorsun; mücadele et diyorlar.
Alttan alıyorsun, tepene çıkardın diyorlar.
Bağırıyorsun, sakin ol diyorlar.
Aklı başında davranıyorsun, bu kadar uslu olunmaz diyorlar.
Dikine gidiyorsun, yaşına başına yakışmaz diyorlar.
Ölünce ne diyecekler?
Muhtemelen; 'Ölüm sana yakışmadı.'
Normal tabii, dirimizi beğenmediler ki ölümüzü beğensinler!
Müşfik KENTER
seni izlerken
bir şiir aralığından,
bir orman yaprağının
kaldırımlarla dansı gibi
dokunuyordu
dudaklarıma.
bana susuşların
sana susayışlarım..
kime anlatsam
bir eksiklik var diyorlar.
tamamlanamayan
bir masalın son hecesi gibi.
sen gidince
sanki bende ben kalmıyor,
Demiş yine biri😊😊
Bu gün pazar
Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar
Ve ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak olduğunu
bu kadar mı mavi
bu kadar mı geniş olduğuna şaşarak
kımıldamadan durdum
Sonra saygıyla toprağa dokundum
dayadım sırtımı duvara
bu anda ne düşmek dalgalara
bu anda ne kavga ne hürrriyet ne karım
toprak güneş ve ben....
Bahtiyarım
,,
Öyle bir ruzigar ki,
Kendi gitti,
İsmi bile kalmadı yadigâr.
Yalnız şu beyit kaldı,
Kahve ocağında, el yazısıyla:
"Ölüm Allah'ın emri,
"Ayrılık olmasaydı."
Nazım Hikmet