Reklam
Türkiye’de Zor Şartlarda Yaşam Savaşı Veren Milletvekilleri’nin hakları açıklandı: • Aylık Maaş ≈ 273.000 TL • Yolluk (maaşın %50’si) ≈ 136.500 TL • Emekli milletvekili aylığı ≈ 177.000 – 180.000 TL • Eğer emekli aktif çalışan vekil ise çift maaş ≈ 453.000 TL • Ölüm yardımı ≈ 3.3 – 3.5 milyon TL (tek seferlik) • Eş için dul aylığı (%50) ≈ 88.500 – 90.000 TL / ay • Çocuk için yetim aylığı (%50) ≈ 88.500 – 90.000 TL / ay • Diplomatik pasaport (kendisi, eşi ve çocukları) • Sağlık giderlerinin karşılanması (kendisi ve bakmakla yükümlü oldukları) • Ömür boyu kamu sosyal tesislerinden yararlanma • TBMM’de çalışma odası tahsisi • 1 danışman görevlendirme hakkı • Milletvekili kimlik kartı (eşe özel tanıtım kartı) • Milletvekillerine 3 adet araç tahsis hakkı • Trafikte geçiş üstünlüğü ve çakarlı lamba kullanma hakkı • Ulaşım masrafları karşılanır • Resmi Görev için Ekstra Ödenek • Yurt dışı resmi görevlerde masrafların karşılanması • Telefon ve iletişim gider desteği • İletişim Operatörleri tarafından Milletvekillerine Özel Ucuz Tarifeler • Yasama sorumsuzluğu (Meclis’teki oy ve sözlerinden dolayı yargılanamama) • Yasama dokunulmazlığı • Ömür Boyu Trafik Cezasından Muaf • Meclis yerleşkesindeki hizmet ve imkânlardan yararlanma • TBMM misafirhane/konukevi imkânı • Milletvekili lojmanlarından yararlanma • Posta/kargo ve resmî yazışma imkânları • TBMM kütüphane, araştırma ve dokümantasyon hizmetlerinden yararlanma
➡️ *(Hîle-i şer'ıyye) ve (Hîle-i bâtıla)* *Sual: (Hîle-i şer'ıyye) ve (Hîle-i bâtıla) neye denir ve caiz midir?* *Cevap: *İbni Nüceym Zeyn-ül-Âbidîn Mısrî "rahime-hullahü teâlâ" *(Eşbâh)* kitabında, beşinci kaidenin sonunda, (Bazı ihtiyaçlar zaruret kabul edilir. Meselâ muhtaç olanın fâiz ödeyerek ödünç alması câiz olur) diyor. Seyyid Ahmed Hamevî "rahime-hullahü teâlâ" burayı açıklarken, (Meselâ on altın ödünç alıp, her gün belli miktar bir şeyi fâiz olarak öder) diyor. Bundan anlaşılıyor ki, nafakaya muhtaç olup, çalışamayan ve karz-ı hasen bulamayan âciz kimsenin nafaka için, fâiz ile ödünç alması câiz olur. Fakat, bu hâlde de *(Mu'âmele satışı)* yolu ile almalıdır. Meselâ, on altın alıp, oniki altın ödemekte uyuşulunca, on altını alırken, kalem, defter, kitap gibi herhangi bir şeyi de iki altına satın alıp, oniki altın borçlanır. Böyle, fesat ile, bid'at ile karşılaşıldığı zaman, İslâmiyete uymak için, ihtiyatlı yol aramağa, *(Hîle-i şer'ıyye)* denir. Âciz olanın, zarurete düşenin, ibadetini kaçırmaması veya haram işlememesi için *(Hîle-i şer'ıyye)* yapması lâzım olur. İslâmiyete uymaktan kaçmak için çare aramağa *(Hîle-i bâtıla)* denir ki, haramdır. *İslâm Ahlâkı s. 453* hakikatkitabevi.net/bookread.php?bo... Farzı yapmamak veya haramı yapmak için hîle yapmak haramdır. Buna, *(Hîle-i bâtıla)* denir. Bir şey, farz veya haram olmadan önce, farz veya haram olmasını önlemek câizdir. Buna *(Hîle-i şer'ıyye)* denir. *Kıyâmet ve Ahiret s. 309* hakikatkitabevi.net/bookread.php?bo... Zekâtı altın olarak dağıtmak, daha sevabdır. Altın ile verileceği, herkese gösterilmiş, öğretilmiş olur. Zekâtı fakire veya vekiline, önce altın olarak verip sonra bunu kâğıt paraya çevirmek, *(Hîle-i şer'ıyye)* olur. Zekâtı
Alıntı
"Bismillahirrahmanirrahîm" de, o hakikata yapış ve vahşet-i mutlakadan ve hadsiz ihtiyacatın elemlerinden kurtul ve o Sultan-ı Ezel ve Ebed'in tahtına yanaş ve o rahmetin şefkatiyle ve şefaatiyle ve şuâatıyla o Sultan'a muhatab ve halil ve dost ol! Sözler - 10 Pasaj, “Bismillah bahsi” içinde, insanın varlık karşısındaki en temel psikolojik ve ontolojik açlığını hedef alır. Metni (1) işârî temsil, (2) teşbih düsturu ile hakikat, (3) enfûsî (iç dünya) manası ile tahlil edelim İnsan = sahipsiz, silahsız, muhtaç bir yolcu Kâinat = vahşetli, yabancı, büyük bir ülke Bismillah = padişahın mührü ve pasaportu Sultan-ı Ezel ve Ebed = bütün tasarrufun sahibi İşârî olarak: “Bismillah” demek, fiilen Allah’a sığınmak değil sadece; kendini, sahipsiz bir ferd olmaktan çıkarıp, bir sultanın namına hareket eden bir kul konumuna sokmaktır. Burada çok ince bir işaret var: “hakikate yapış” Yani: Bismillah bir söz değil, bir nisbettir. Nisbet noktası; kalblerde azamet-i İlahiyeyi tesbit ve idame ve akılları ona tevcih ettirmekle adalet-i İlahiyenin kanununa itaat ve nizam-ı Rabbanîye imtisal ettirmek için yegâne İlahî bir vesiledir. "Bismillah", hava-i nesîmî gibi kalbi ve ruhu tatmin ettiğinden Mesnevi-i Nuriye - 127 arşı ferşle bağlayan ve kâinatı ışıklandıran ve her dakika herkes ona muhtaç olan öyle bir hakikattır ki,
"Bismillahirrahmanirrahîm" de, o hakikata yapış ve vahşet-i mutlakadan ve hadsiz ihtiyacatın elemlerinden kurtul ve o Sultan-ı Ezel ve Ebed'in tahtına yanaş ve o rahmetin şefkatiyle ve şefaatiyle ve şuâatıyla o Sultan'a muhatab ve halil ve dost ol! Sözler - 10 Pasaj, “Bismillah bahsi” içinde, insanın varlık karşısındaki en temel psikolojik ve ontolojik açlığını hedef alır. Metni (1) işârî temsil, (2) teşbih düsturu ile hakikat, (3) enfûsî (iç dünya) manası ile tahlil edelim İnsan = sahipsiz, silahsız, muhtaç bir yolcu Kâinat = vahşetli, yabancı, büyük bir ülke Bismillah = padişahın mührü ve pasaportu Sultan-ı Ezel ve Ebed = bütün tasarrufun sahibi İşârî olarak: “Bismillah” demek, fiilen Allah’a sığınmak değil sadece; kendini, sahipsiz bir ferd olmaktan çıkarıp, bir sultanın namına hareket eden bir kul konumuna sokmaktır. Burada çok ince bir işaret var: “hakikate yapış” Yani: Bismillah bir söz değil, bir nisbettir. Nisbet noktası; kalblerde azamet-i İlahiyeyi tesbit ve idame ve akılları ona tevcih ettirmekle adalet-i İlahiyenin kanununa itaat ve nizam-ı Rabbanîye imtisal ettirmek için yegâne İlahî bir vesiledir. "Bismillah", hava-i nesîmî gibi kalbi ve ruhu tatmin ettiğinden Mesnevi-i Nuriye - 127 arşı ferşle bağlayan ve kâinatı ışıklandıran ve her dakika herkes ona muhtaç olan öyle bir hakikattır ki,
Reklam
Reklam