491

İnandıklarımızı korudukça üstünlük bizde olacaktır. M. Kemal Atatürk Not; Paylaşımlarımı lütfen okuyarak beğenin ve yorum yapın.
Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi
1186 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
@491_·
·
sabitlendi
Ey Türk! Bu kudret Atandan geliyor. Kanında şanlı tarihin destanları, yüreğinde hürriyetin ateşi var. Demokrasine uzanan elleri kır, sana bu vatanı ve Cumhuriyeti emanet eden Atanı unutma!
Reklam
Bir ülkede, Anayasa’nın en temel kurucu ilkelerinden birinin ne anlama geldiğini vatandaşlar bilmiyorsa, o ülkede hiçbir şekilde ve hiçbir zaman bir birlik, beraberlik, bütünlük ve istikrar sağlanamaz. O nedenle, laiklik kavramının ve ilkesinin ne anlama geldiğini, kamuoyuna yön verenlerin de, genel olarak vatandaşların da, en kısa sürede (ezberlemesinde değil) öğrenmesinde ve kavramasında büyük yarar var.
Türkiye’nin önümüzdeki aylarda ve yıllarda yoğun ölçekli bir içsavaşın içine sürüklenip sürüklenmeyeceği, laiklik konusunda oluşacak veya oluşmayacak bir uzlaşmaya ve anlaşmaya bağlıdır.
Tahammülsüz olan hep dinci kesim olarak karşımıza çıkmaktadır! Din hariç her şeye dokunulabilir, ancak din mutlak bir dokunulmazlığa sahiptir! Anlayış bu! Din sorgulanamaz olan mutlak bir “gerçektir”, daha doğrusu mutlak bir tabudur! Böylesin ilkel bir bakış açısı hâkim Türkiye’de. En kötümser bakış açısıyla, ortaçağda Avrupa’da ne yaşanıyorsa, Türkiye’de bugün de o yaşanıyor! En iyimser bakış açısıyla, “Rönesans” ve “Aydınlanma” hareketiyle başlayan devrim sürecinde Avrupa’da ne yaşanıyorsa, bugün de Türkiye’de o yaşanıyor!
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan her öğrenci, ailesi ve/veya kendisi ateist veya agnostik bile olsa, okulda din dersini almak zorundadır! Bu derste, felsefede de, bilimde de tamamıyla tartışma konusu olan Allah’ın varlığı, Allah’ın özellikleri, evrenin Allah tarafından yaratılmışlığı, ruhun ölümsüzlüğü, peygamberlik, vahiy, mucizeler, kıyamet gibi birçok iddia, mutlak gerçeklermiş gibi anlatılmaktadır! Hatta sınav sorularında, tektanrıcı dinlerin bu tezlerine aykırı bir yanıt verirseniz, sınavdan ve dersten kalırsınız Felsefedeki ateizm ve agnostisizm kuramı, bu derste kategorik olarak sıfırlanmaktadır! Bu ders, sanki Hume’un, Marx’ın, Feuerbach’ın, Nietzsche’nin, Sartre’ın, Russell’ın, Freud’un argümanları tarihte hiç var olmamış, bu kişiler hiç yaşamamış gibi yürütülmektedir Örneğin Matematik dersi sınavında “2+2=?” sorusuna “4” yanıtını vermek nasıl doğru yanıt vermek için zorunluysa, Fen Bilgisi dersi sınavında “Dünya mı Güneş’in etrafında dönmektedir, yoksa Güneş mi Dünya’nın etrafında dönmektedir?” sorusuna “Dünya Güneş’in etrafında dönmektedir” yanıtını vermek nasıl doğru yanıt vermek için zorunluysa, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinde de “Evreni kim yaratmıştır?” sorusuna “Tanrı” yanıtını vermek, “doğru” yanıt vermiş olmak için zorunlu hale gelmektedir! Tabii tek bir farkla ki, buradaki zorunluluk “a priori” veya “a posteriori” bir zorunluluk değil, siyasetçilerin, yöneticilerin, ailelerin, öğretmenlerin yapay bir biçimde yarattıkları fiili bir zorunluluktur; daha doğrusu fiili bir zorlama ve dayatmadır!
Reklam