K491

K491
Paylaşımlarımı lütfen okuyarak beğenin ve yorum yapın.
İktisadî ve İdarî Bilimler
1193 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
Toprak Reformu
Osmanlı devletinde başlatılan ve Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar gelen, çiftçinin ve köylünün üzerinde bir büyük yük teşkil eden 'Aşar' vergisinin kaldırılmasına rağmen ağalık düzeni ve topraksızlık yüzünden köylünün yaşam şartlarında bir düzelme sağlanamıyordu. Ülkede üretimi artırmak ve köylüyü kalkındır­mak ihtiyacına karşılık Toprak Reformu Yasası düşünülmüştü. Milli Şef döneminde bu yasa tekrar gündeme geldi. Çiftçiyi topraklandırma kanunu 14.5.1945 tarihinde çıktı ve 15.6.1945'de 4753 sayılı Resmi Gazetede yayınlandı. Bu kanunun en önemli ve devrimci tarafı hiç şüphesiz 17. madde idi: "Topraksız veya az topraklan olan ortaklar ve kiracılar veya tarım işçileri tarafından işlenmekte bulunan arazi, o bölgede 39. madde gereğince dağı­tılmaya esas tutulan şartlarıyla yukarıda yazılı çiftçi ve işçilere dağıtılmak suretiyle kamulaştırılır. Sahibine bırakılacak arazi 15 dönümden aşağı olamaz. Bu madde hükmünün uygulanmasında 15. ve 16. madde hükümleri işlemez. Geçici mevsim işçileri hak­kında bu hüküm uygulanamaz."
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Köy Enstitülerini kapattırma pazarlığı
Değişimden korkan feodal ağalar ile meclisteki işbirlikçi­leri durumdan rahatsız olup kirli siyasete başvurdular. Bu konu­da Dursun Kut, 1973-1980 dönemi CHP Kastamonu milletvekili Sabri Tığlı'nın Van milletvekili Kinyas Kartal'la yaptığı konuş­mayı Cumhuriyet gazetesine taşımıştır. Sabri Tığlı Kinyas Kartal'a sorar: "Ağa sen bilirsin CHP Tür­kiye'ye komünizmi getirmek için mi bu Köy Enstitülerini kur­muştur?" Kinyas Kartal'ın cevabı: "Biz doğulu ağalar oturduk düşündük; eğer bu Köy Enstitü­leri on yıl daha devam ederse doğudaki ağalık ölecek. Diyecek­sin ki köylülerin uyanmasını istemez misin? İsterim istemesine ama ben sağlığımda ağalığımın öldüğünü görmek istemiyorum. Atatürkçülüğün Kemalizme İhaneti İşte biz, doğulu ağalar Demokratik Parti ile pazarlık yaptık. 'Köy Enstitülerini kapatmaya söz veriyorsanız oyumuzu size verece­ğiz' dedik. Oyumuzu verdik Köy Enstitülerini kapattırdık."
1944 yılına gelindiğinde 20 Köy Enstitüsünde 16.400 öğrenci bulunmaktaydı. Bunlara ait 306 bina, doğrudan doğruya öğrenci­ler tarafından yapılmış; bunların çevresinde 15.000 dönüm arazi, yine öğrenciler tarafından ekilip işlenmiştir. Ülkeye 1.200 dö­nüm bağ, 41 .500 dönüm orman kazandırılmıştır. Köy okullarının sayısı 5.080'den 12.207'ye çıkartılmıştır. Kısacası Aydınlanma Projesi olan Köy Enstitüleri yüzyıllarca 'Barış zamanı toprakla uğraşıp yüksek vergi vermeye, savaş zamanında ise evlatlarını sormadan sorgulamadan ölüme yollayan Türk köylüsünün çeh­resini ve kaderini değiştirmeye başlamıştır.
Cumhuriyet tarihimizin en önemli aydınlanma projesi olan ve 14 yıl boyunca ülke kalkınmasına büyük hizmetler vermiş olan Köy Enstitüleri, maalesef 1954 yılında Demokrat Parti tara­fından kapatıldı.
İşte 1923 'te Osmanlı'dan kalan mirasın bir kısmı:
Nüfusun %80'i kırsal bölgede yaşamaktadır. Bunun önemli bir bölümü yerleşik değil göçebe bir hayat sür­mektedir. 40.000 köyün 37.000'inde ne okul, ne yol, nede hastane vardır. 40.000 köyde 1 1 milyon insan yaşamakta ama sadece %2'si okuma yazma bilmektedir. 1922 yılında yapılan araştırmaya göre 1950 köyde sığır vebası hastalığı vardır. Kurtuluş savaşı sırasında 830 köy tümüyle, 930 köy ise kısmen düşman tarafından yakılıp yıkılmıştır. Yanan bina sayısı 114.408, hasar gören bina sayısı ise 11.104'dür. Nerdeyse bütün ülkeyi yeniden inşa etmek gerekmektedir. 4 mevsim kullanılacak durumda karayolu neredeyse yok­tur. Toplam karayolu uzunluğu 2500 kilometreyi geçme­mektedir. Anadolu'da bulunan 3765 km. demiryolunun 1 metresi bile bizim değildir. Denizcilik acınacak durumdadır çünkü Il. Abdülhamit döneminde donanma Haliç'te çürütülmüştür. Toplam nüfusun % 82 si tarımla uğraşmaktadır. Ülke ge­lirinin % 52'si tarımdan elde edilmektedir. Ancak tarım ilkel yöntemlerle yapılmakta, topraklar bilinçsiz işlen­mekte olduğu için üretim verimli olmamaktadır. Ziraat mühendisimiz yok denecek kadar azdır. Ekmeklik unumuzun çoğu dışarıdan geliyor. Sığır vebası sayıları zaten az olan hayvanları öldü­rüyor. Köylü topraksız, birçoğunun sığırı ve sabanı bile yok. Doğu illerimizde, değil Cumhuriyet yönetimiyle, insanlıkla ve Müslümanlıkla bağdaşmayan ağa, derviş ve aşiret düzenleri var.