Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Yol! Gitmek. Uzaklaşmak. Doğduğun yerin çok uzaklarında ölmek. İnsanı insan yapan bunlar. Tanrı bile gitmemizi istiyor. Bu yüzden dünyayı bu kadar büyük, insanları bu denli küçük yaratmamış mı? ..."
Temel olarak bir yaratıcıyı kabul ederek. “Benden” dedim. “Bir tane yollamış yeryüzüne. Çiftleşip çoğalmamam için. Sadece bir tane. Altı milyarda bir! Çoğaldığımız takdirde yapabileceklerimiz yaratıcının mantığına aykırı olacağından, cehennemi dünyaya taşıyacağımızdan, gece gündüze kavuşacağından sadece bir tane yollamış benden...” Sonra Kinyas’ı fark ettim. O teorimi bozuyordu. O da benim gibiydi. Bana benziyordu. Ama o kadar inatçı oluyorum ki bazen, Kinyas gerçeğini de çocuksu teorime uydurdum. İşte, diyordum. Belki bir kişi değil, iki kişiyiz. Ama ikimiz de aynı cinsiyetteniz. Mutlak güç hâlâ çoğalmamızı istemiyor...
Artık Cassandra ananas ve muzların yanında bizi de taşıyordu. Kinyas ve Kayra’yı. Dünyanın en yalnız adamlarını... Dünyanın sonuna, dünyadan önce giden adamları...