İnsanların "anlamadıklarını bilmeleri ama anlama yolunda hiçbir çaba harcamamaları" durumu ile, "hiç anlayamadıklarını anlamamaları, buna karşılık karşılarındakini anladıklarına, kendilerinin de karşılarındaki insanlara apaçık şeyler söylediklerine sarsılmaz bir inanç beslemeleri" durumu karşı karşıya getirildiğinde, kötüler arasından en az kötüsü diye hangisini seçmeli ki?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İletebildiğimize inanır, anlaşılmaması karşısında kırgınlıklara kapılırız. Ya da bizim apaçık gördüğümüzü başkalarının niye görüp istemediğine bir türlü akıl erdiremeyiz.
"Gerçeklik" adı verilen bir şey yok mu demek istiyorum ? Hayır. Gerçeklik adı verilen şeyi ancak birtakım yapıntıların yardımı, aracılığı, "varoluşturuluşu" ile algılıyor, kavrıyor, anlamlandırıyor, düşünüyor, anlıyoruz demek istiyorum..
"..yıl sonunda okumalarımın sayısını genellikle pek yetersiz buluyorum. Çok daha fazla okumam gerektiğini düşünerek yaşadığım söylenebilir, bu durumda. Temel ilkem, herhangi bir kitabı, herhangi bi anda, istediğim için, istek duyduğum için okumak. İstek duymadığım bir kitap, karşımda duruyorsa, beni rahatsız bile edebilir."
"Okumalarımın 'mevsimi' yok; örneğin, yazın okumağa daha çok vakit buluyor değilim. Çok okuduğum, yani okuduklarımın listesine sık sık birer satır eklediğim dönemlerde var, listenin neredeyse donup kaldığı dönemler de var."