Asyaa

Asyaa
#131561635 #130763913 #93554208 Okul Öncesi Öğretmeni
9/10
·177 syf.·
2022 16. kitabı
Türk Edebiyatına gerekli değeri vermediğimi fark ettim. Öyle ki bu zamana kadar neden geç kalmış olduğumu sorguladım, ancak şunu da son zamanlarda hissediyorum ki kitabı ben seçmiyorum aslında kitap kendini seçtiriyor. Yani demek istediğim her kitabın bir zamanı var, içimdeki sesi dinliyorum ve kendiliğinden gelişiyor bu kitap seçme süreci. Ve doğru zaman olduğunu o an anlıyorum ve kendimi zorlamıyorum illa bu kitap olmalı diye. Neyse konu dağılmasın. Hazan Bülbülü, Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın okuduğum 3. kitabı. Mürebbiye ve Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç kitaplarını da okudum ve büyük keyif aldım hepsinden. Öyle ki bırakamıyorum yazarı, bütün eserlerini sıra sıra okumak istiyorum. Hüseyin Rahmi, Hazan Bülbülü kitabını tiyatro türünde yazmış ve roman gibi düşünülerek okunmasını istemiş. Kitabın dili, samimiyeti ve olay akışı kesinlikle okutturuyor. Sıkılmadan bi çırpıda bitirmek istiyorsunuz. Kıtabın Konusu -Spoiler- Refi efendi yetmiş yaşlarında bir konakta yaşayan hasta ihtiyar bir adamdır. Üç hizmetçisi vardır ve adamın mirasından yararlanmak için Refi efendi ile evlenmek için birbirleri ile yarışırlar ancak plan istedikleri gibi olmaz. Refi efendi klavuz( aracı) kadın aracılığıyla Şahende hanımla evlenir. Şahende hanım yirmi yaşlarında gencecik bir kızdır ve sevdiği biri vardır, Nuri beyle evlenmek isterken dayısı ve yengesi kendisini zorla yetmiş yaşında bir adamla evlendirirler. Refi efendinin kızı Naime ve damadı İhsan bey de konakta yaşarlar. İhsan beyin Şahende hanıma olan aşkı iyice ortalığı karıştırır. Bir gece Şahende ile İhsan beyi gören Refi efendi kalpten gider.
Hazan BülbülüHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20252,998 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·258 syf.·
2021 41. kitabı
·
Herkese merhaba. Kitap hakkındaki görüşlerimden bahsetmek istiyorum. İlk olarak şunu söylemek isterim ki okunmaya değer bir kitap ve size çok şey katacaktır. Kurtların zorlu yaşam koşulları, hayat mücadelesi, doğadaki denge , güçlü- zayıf/ av-avcı durumu güzel bir şekilde anlatılmış. İlk olarak dişi bir kurdun vahşi doğadaki yaşamı sonrasında dişi kurdun yavrusu olan beyaz dişin tüm yaşamı bebekliğinden itibaren anlatılıyor. Tek farkla, beyaz diş vahşi doğada değil, insanlarla evcil yaşamla sürdürüyor yaşamını. Beyaz dişin, annesinden ayrılması, onu sahiplenen insanlarla olan yaşamı, sahiplenen kişilerin ona yaklaşımları, kişilerin karakterleri ve bulunduğu ortam, hayvanlar tarafından dışlanması kabul görmemesi anlatılıyor. Ve tabi ki beyaz diş üzerinde bunların etkilerini görebiliyoruz. Tıpkı bir insan gibi düşünmek gerekiyor. Sevilmeyen, dışlanan, itilen ve her zaman kavga edilen biri içinde sevgi barındırabilir mi? Beyaz dişte sevgiyle tanışmamış, sevgi nedir şefkat nedir bilmiyor. Sürekli tetikte olmak zorunda, sürekli gözü açık, tehlikelere karşı her zaman dikkatli olmak zorunda. İnsanlara güvenmiyor, insanlardan gelen kötülükleri ezberlemiş durumda ve bu nedenle temkinli, yaklaştırmıyor kimseyi ve doğası gereği de diğer hayvanlara güvenmiyor kimse onun dostu değil. Güçlü ve çok zeki ve cok acımasız. Böyle olması biraz da insanlardan kaynaklı, çünkü ona yaklaşımlar onu bu hale getirmiş. Sonrasında tabi ki iyi insanlar da çıkıyor karşısına, sevmeyi güvenmeyi de öğreniyor. Tıpkı nefreti öğrendiği gibi. Şimdi şunu demek istiyorum evet bazen kötü insanlar/ki kime göre/ karşımıza çıkıyor ancak ne yaşadığını nasıl bir muameleye maruz kaldığını bilmiyoruz , sevgi ortamında büyüyen bir çocukla, nefret ve şiddet ortamında büyüyen bir çocuk bir olmuyor bunu atlıyoruz
Beyaz DişJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202095,8bin okunma
10/10
·332 syf.·
2021 37. kitabı
Mis gibi bir kitap. Kesinlikle öneririm. En sevdiğim şiir ektedir : Biliyorum sana giden yollar kapalı Üstelik sende hiçbir zaman sevmedin beni Ne kadar yakından ve arada uçurum; İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi Uyandım uyandım, hep seni düşündüm Yalnız seni, yalnız senin gözlerini Sen bayan Nihayet , sen ölümüm kalımım Ben artık adam olamam bu derde düşeli Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum orda oraya Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi Ve içim götürmez kenarından kesilmiş bir ekmeği Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda; Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu; Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri
Şiir
Sevda SözleriCemal Süreya · Yapı Kredi Yayınları · 201732,3bin okunma
Puan vermedi·144 syf.·
2021 19. kitabı
Sait Faik okudukça daha iyi hissediyorum.Okudukça sokakları, sokaktaki insanı, her gün yüzlerce insana denk gelmemize rağmen pek de dikkat etmediğimiz, göz ucuyla bile bakmadığımız insanların hayatlarına ufak bir göz atmış, dikkat etmediğimiz noktaları onun gözünden fark etmiş oluyoruz. Önceden hep bir anlam arardım okuduğum kitaplarda, hep bir olay bir kurgu olmalıydı neden-sonuç görmek isterdim. Simdi anlıyorum aslında bir şeyleri. İlla bir nedene sığınmak zorunda olmadığımızı. Yaşamanın o olmadığını, yaşamak belki de biraz olsun etrafına bakmak, yaşamak belki de sadece nedensiz bir kediyi okşamak. Hayal kurmak, denize bakmak, koşmak ya da gülmek doya doya. Kitap hakkındaki görüşüme gelince , kesinlikle okumalısınız. Her kitabı biraz daha farkındalık oluşturuyor insanda yaşama dair. Belki de en sevdiğim satırları şunlardı: " O gün ne güzel bir gündü! Deniz ne serindi! Ne güler yüzlüydü sandallar, çocuklar, kadınlar! Sanki kimse kimseye bütün gün sövmemişti.. Dünya yüzüne bir tek kötü lakırdı, kötü hareket ,kötü düşünce o gün için insan elinden, insan dilinden, insan kafasından çıkmamış gibi bir akşam oldu."
Mahalle KahvesiSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 20129,1bin okunma
10/10
·382 syf.·
2021 13. kitabı
Ahmet Hamdi Tanpınarla ilk olarak "Beş Şehir " adlı eserini okuyarak tanıştım. Açıkçası "Beş Şehir" bana baya ağır geldi dili açısından belki de deneme tarzında oluşu, bir olay örgüsü olmayışı da bunda etkili olmuş olabilir. Ancak bu eser yani " Saatleri Ayarlama Enstitüsü " tek kelimeyle harikaydı. Kitapda cok fazla Osmanlıca kelime olması sebebiyle dili size biraz zor gibi gelebilir ilk başta ancak öyle bir akış var ki kitapta okudukça içine giriyorsunuz, okudukça kitap sizi kendine hapsediyor. Dorian Gray'in Portresini de bu şekilde sevmiştim. Belki de beni şaşırtan daha önce aklıma gelmeyen şeyleri görebildiğim kitapları daha cok seviyorum. Kitap ismindende anlaşılacağı üzere saatleri ayarlama üzerine kurulmuş bir enstitüden bahsediyor. Bana cok ilginç geldi. Öyle bir enstitü ki yalan üzerine kurulu ancak oyle bir inanç var ki , kurdukları enstitüye oyle bir inanıyorlar ki , bu bambaşka bir şeye dönüşüyor. İlişkiler öyle sahte, öyle menfaat endeksli ve çarpıklaşmıs ki , tam bir karmaşa. Kitabı okurken günümüz bürokrasisini de getirdi aklıma, günümüz ilişkilerini.. Görmek istemediğimiz şeyleri de gün yüzüne çıkaran, bizi bununla yüzlestiren bir eser, fazlasıyla gerçekçi. Severek okudum, mutlaka okuyun. Sevgiler.
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202353,1bin okunma