Merhaba;
Yusuf Akçura 'nın "Osmanlı Devletinin Dağılma Devri (XVIII. ve XIX. Asırlarda)" eseri, imparatorluğun son iki yüzyılındaki çöküş sürecini anlatan önemli bir kaynaktır. Akçura, eserde merkezi otorite zayıflığı, Yeniçeri Ocağı'nın bozulması gibi iç dinamiklerle birlikte, Fransız İhtilali'nin tetiklediği milliyetçilik akımları ve Avrupa devletlerinin müdahaleleri gibi dış etkenleri kapsamlı bir şekilde incelemeye çalışır; III. Selim'in Nizam-ı Cedid reformları ve Napolyon'un Mısır Seferi gibi kritik olayları analiz eder. Ancak, eserin yazıldığı dönemin (1934 yılında yazıldı 1940 yılında yayımlandı) ve Akçura'nın kendi Türkçülük perspektifinin etkisiyle, milliyetçilik vurgusu zaman zaman öne çıkıyor, bazen çok öznel ve bir tarih kitabına yaraşmayan kişisel yorumlarla karşılaşıyoruz. Bu nedenle, eseri okurken Akçura'nın dönemsel bakış açısını göz önünde bulundurmak ve modern tarih yazımının getirdiği yeni perspektiflerle karşılaştırmak, konuya daha bütüncül bir yaklaşım sunacaktır. Tabii ki kitabın çok önemli kaynaklardan istifade edilerek yazıldığını da görüyoruz. Alanında önemli bir kitap.
Daha fazlası için blog yazımı okuyabilirsiniz: hknkr.com/osmanli-devleti...
İyi okumalar. :)
“… Gerek merkezde, gerekse vilayetlerde adaleti tevzi ve saltanatı temsil eden makamların şeriata ve kanuna muğayir keyfi hareketlerinin artması ve binnetice zulmün, irtikap ve irtişanın meydan alması; …”
Merhaba;
Vasili Barthold’un Orta Asya Türk Tarihi Hakkında Dersler adlı eseri, şüphesiz bilimsel yönü önemli ölçüde güçlü, kaynak zenginliği bakımından dikkate değer bir klasik. Orta Asya’nın İslam öncesi ve kısmen sonrası tarihine dair yorumları, Göktürklerden Moğollara ve Timur’a uzanan çizgide önemli bir tarihî çerçeve sunar. Ancak bu kitap, yalnızca bir tarih anlatımı değil; aynı zamanda Batılı bir oryantalistin zihniyetini yansıtan bir yorum kitabıdır. Barthold, birçok noktada Türk milletinin tarih sahnesindeki kurucu rolünü gölgede bırakır ya da İslamiyet’in Türkler arasında yayılmasını yalnızca ekonomik sebeplere bağlar. Bu indirgemeci bakış açısı, Türklerin inançla, savaşla, kültürle ve devlet aklıyla örülmüş büyük tarihini daraltma tehlikesi taşır. Türklerin tarihsel sürekliliğini ve medeniyet kuruculuğunu yalnızca çevre etkilerle açıklamak, bu halkın özgünlüğünü göz ardı etmektir.
Ayrıca Barthold’un, Nöldeke ve Marquart gibi Alman şarkiyatçıları üzerinden yürüttüğü entelektüel hesaplaşma, dönemin bilimsel iklimini anlamak açısından önemli olsa da, onun da bazı Batı merkezli yargılardan tam anlamıyla arınamadığını gösterir ve bu durum kitaba oldukça fazla yansımıştır (her ne kadar her iki isme verdiği cevaplar yerinde olsa da).
Yani kısaca Barthold’un eseri, hem kıymetli bir kaynak hem de eleştirel bir bakışla okunması gereken bir metindir. Türk milletinin tarihini, kendi iradesi, dili, kültürü ve inancı ekseninde anlamlandırmak isteyenler için bu kitap; sadece bilgi değil, aynı zamanda sorgulama zemini de sunar. Değerlendirmek lazım, karşılaştırmak lazım, başkalarından da konuları okumak lazım...
Daha fazlasını bloğumda yazmıştım: hknkr.com/orta-asya-turk-...
iyi okumalar.