“Çünkü bir Doğulu Batı’ya giderse, ona orada göçmen deniyor ancak Doğu’da yaşayan bir Batılının sıfatı daima expat oluyordu. Vatanından ayrı demek olan bu tanım Jacinta’ya göre gizli bir anlam da taşıyordu: İnsanın, doğup büyüdüğü ülkeyi gönüllü olarak terk etmiş olması. Kendisini expat olarak tanımlayan kişi de aslında bunu vurgulamaya çalışıyordu. Böylece, şartlar gereği doğduğu yerden ayrılmaya mecbur kalmış göçmenlerden kendini ayrı tutuyor ve “Canım istediği için dünyanın öbür ucundayım!” diyordu. Buna göre, Goa’da serserilik yapan bir Kanadalı expat iken, Montreral’de doktorluk yapan bir Hindistanlı göçmen oluyordu.”