. Evet ben de Zeliha’ya gene âşık olmuştum: arkadaşımın sevdiği kızı ben de seviyordum. Günlerce bu duygumu ondan saklamak istedim. Büyük ıstıraplar yaşadım. Kaderime lanetler savurdum. Sonunda Selim’e aşkımı anlatmayı bir görev saydım. Şaşılacak bir ustalıkla duygularını gizledi. Aşkı onu olgunlaştırmıştı. “Zeliha’nın bir önemi yok benim için” dedi. Belki de bu sevgi, bir oyundan ibaretti. Benim hesabıma sevindiğini ifade etti. Yeniden canlanan bir aşkın güzelliklerine kapıldığım için, en iyi arkadaşımın, beni anlayışla karşılamasına sevindim. Aşkımın bütünlüğünü gölgeleyecek bir endişe kalmamıştı. Özel hayatımı kimseyle konuşmadığım için, bu aşkın sevinçlerini de Selim’den başka paylaşacak kimsem yoktu. Duygularımı, yaşantımı, yalnız ona anlatıyordum. Zeliha’yla sık sık buluşuyorduk. Geçmişi unutmuştuk. Selim, bütün gücüyle oyuna çalışıyordu. Provalarda, Zeliha’ya aşkını rolündeki kelimelerle söylüyordu. Sonra Zeliha’yla dışarıda buluştuğumuz zaman Selim’den bahsediyorduk. Selim’i ikimiz de seviyorduk. Selim’in üzüntülü bir görünüşü yoktu. Duruma alışıyordu. Genç kızlarla şakalaşıyor, onların beceriksizlikleriyle eskisi gibi alay ediyordu. Selim’i içten bir sevgiyle izliyorduk Zeliha’yla.