Ali Şeriati - Sanatı
Puan vermedi·256 syf.··
2026 277. kitabı
Ali Şeriati sanatı şöyle açıklamaktadır: “Sanat var olandan kaçıştır…Bizi sanat yapmaya zorlayan şey, var olandan kaçış duygusudur…Var olandan kaçış,var olandan nefret ,sanatı meydana getirir.Sanatın insan için büyük anlamlar ifade ettiğini,toplumun can damarlarından birini oluşturduğunu söylemeye bile gerek yoktur.İnsan sanatsız yapamaz bu dünyada .Sanatsız bir toplum ,sanatsız bir medeniyet düşünülemez yeryüzünde!..” 5 Sanat var olandan kaçıştır. Ali Şeriati burada, insanların hayatta bir takım şeylerde eksik ve karanlık bir yönü olduğunu söyleyerek, insanların bu varolan şeylerin eksik ve karanlığından kurtarmak için bir takım faaliyetlere yöneldiğini söyler. İnsan bu karanlık ve eksikliklerden kendini kurtarmaya çalıştığı şey sanattır. Kendisinin dediği gibi “bizi sanat yapmaya zorlayan şey varolandan kaçıştır.” Bizler bu dünyadaki karanlık zindandan, birtakım eksikliklerden ve kötü şeylerden, kendimizi kurtarmaya çalışırız. İnsanı bu noktada sanat yapmaya zorlayan şey ise bu eksilikleri varolmayanları giderme arzusudur. Özellikle Ali Şeriati’nin bu vurgusu yaşadığımız bu çağda daha bir geçerlidir. Çünkü bu çağın getirmiş olduğu, özellikle de gençlik üzerinde oldukça etkili olan, teknolojiyle beraber ortaya çıktığı yanlızlık duygusu, nefret, antisosyal duygularda popüler olan sanat eserleri genellikle karamsar ve ruhun ıstaraplardan kaynaklanan yapıtlardır. Tabi ki sadece bu çağ için değil. Genellikle sanat eserlerinde; en çok acıyı, ıstırabı ve serzenişi konu olan yapıtlar daha bir el üstünde tutulur boyuttadır. Özelliklede birçok edebi eserlerde bunu görebiliriz. Fuzuli’nin Leyla ile Mecnun’u olsun, Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sı olsun bu tür sanat eserlerinde hep bir acı, ıstırap vardır. Mesela Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sındaki baş kahramanı Rasnalnikov’un
1000Kitap
SanatAli Şeriati · Fecr Yayınevi · 2008240 okunma
Puan vermedi·144 syf.·
2026 48. kitabı
Mario puzonun baba.. Omerta.. Aptallar erken ölür gibi kitaplarını okumadan önce kısa ince bir kitabi olan bu kitabı okudum.. Ama gerçekten ciddi vakit kaybi diyebilirim.. Tam bir Türk dizisi.. Yada yeşilcam filmi olacak kitap.. İşkenceye uğrayan.. Esi öldürülen bir adam ve onun intikam hikayesi..
Münih'e Kadar 6 MezarMario Puzo · E Yayınları · 2014488 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·500 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 22:49
Keşke duyabilseydi pişmanlığımı. Keşke yaşadığım acıyı duyumsayabilseydi. Keşke bilseydi onu ne kadar çok sevdiğimi. Keşke... ◇ KEŞKE, uzun zaman sonra duygu ve düşüncelerimi derinden etkileyen, bana yeni bilgiler kazandıran bir kitap oldu. Neden daha önce karşıma çıkmamış? Daha önce neden okumamışım ? Her şeyin doğru bir zamanı olduğuna inanırım ve bence kitabı anlayabileceğim en doğru zamanda okudum. ◇ Kitabımız ülkemizin 1940 - 1980 yıllarına bir nevi ışık tutuyor. Dönemin eğitim ve siyasi yanını bizlere Köy Enstitüleri'nde eğitim almış iki öğretmenin hikayesi üzerinden anlatıyor. Köy Enstitüleri'nin kuruluşundan kapanmasına, kapanmasının nedenlerine ve dönemin iç ve dış siyasetini okuyoruz. Yazarın konuyla ilgili yaptığı araştırmalar kitabın sonunda kaynakça kısmında yer alıyor. ◇ Köy Enstitüleri denilince akla ilk olarak İsmail Hakkı Tonguç ve Hasan Ali Yücel geliyor. Köylere öğretmen yetiştirmek için kurulan bu enstitülerde tarih, coğrafya gibi derslerin yanında ziraat, dikiş nakış, hayvancılık, marangozluk, müzik, tiyatro gibi çeşitli dallarda da eğitim veriliyordu. Günümüzdeki eğitim anlayışından çok farklı olarak uygulamalı eğitim gördüler. Doğruyu söylemek gerekirse onları çok kıskandım. Öğrencilerin her alanda yetiştimelerinin sağlanması o dönem için çok büyük bir şeydi. Benim bu konu hakkında çok fazla bir bilgim olmadığı için her sayfayı merak içerisinde çevirdim. ♡ Fikret ve Sabia öğretmenin hikayesi ise aşk, fedakarlık, özlem ve pişmanlık dolu. Zamanında söylenmemiş, eksik bırakılan her cümlenin ağırlığı altında birbirlerinden ayrı geçirdikleri yıllar. Hayatın onları tekrar bir araya getirmesi ise tesadüf mü kader mi ? Tarık, Doktor Sabia, Fatma, Mehmet, Fikret ve Öğretmen Sabia. Kaderleri birbirlerine bağlanmış 6 kıymetli insan. Her birinin
Edebiyat
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20212,016 okunma
OKUNMALI
10/10
·152 syf.··
2026 25. kitabı
#okudumbi̇tti̇ "Mümkünmüş demek...Yas tutabilir, ağlayabilirmiş şehirler de." "Eskiler 'Yetim ölür,yağmur yağar.Gök bile dayanamaz.'derdi, arkasından ağlayanı olmayana doğa ağlarmış." "Koca bir toplumsal yastı içinde kaybolduğumuz, yaralarımızdan tutunduk birbirimize." Merhaba kitap dostlarım.@inkilapkitabevi'nin yayımladığı, @av.zekeriyacetin hocam tarafından kaleme alınan çok duygu yüklü, samimiyet kokan bir eserle geldim.Zekeriya hocamdan daha önce 'Uzun Zaman Önce' isimli eseri okumuş çok sevmiştim.Bu eseri ile de gördüm ki hocam toplumsal sorunları her şeyin üstünde tutan,toplumcu bir yazar. Hepimizin kanayan yarası,yakın tarihimizin en büyük acısı 6 Şubat depreminden yola çıkarak yazmış eseri.Her ne kadar kurgu olsa da yaşananlar, hissedilenler aynı. Yazar, insanlık dramını sınırları aşarak anlatıyor, empati ile insanlığın birbirini daha iyi anlayacağı bir yaşamın altını çiziyor. 147 sayfalık eserde anlatıcı 6 Şubat depreminde Hatay'da yaşayan teyzesinin oğlu,çok sevdiği kuzeni Ferit'i bulmak için yola çıkar,zorlu bir İstanbul-Hatay yolculuğundan sonra enkaza ulaşır. Orada beklerken Ali adlı Iraklı bir mülteci ile tanışır. Ali'de enkaz altında kalan eşini ve kızını beklemekte, umudu yavaş yavaş sönmektedir.Anlatıcı Ali ile bir diyalog kurar ve Ali anlattıkça o kahrolur. İran, Van, İstanbul,Hatay arasında yaşadıkları akıl alır gibi değildir Ali'nin. Acının dili,dini,coğrafyası olmaz derler ya gerçekten öyle...Saddam dönemi baskıcı otoriteden kaçış,ailesinin gözleri önünde yok oluşu, yoksulluk, toplama kamplarında uğradığı şiddet, mülteci olarak yaşadıkları,tam her şey yoluna girdi derken meydana gelen deprem.. Kitapta deprem sonrası kimsesiz bırakılmış bir toplumun yaşadığı travmatik süreci olduğu kadar Ortadoğu'nun kimsesizliğini de görüyoruz. Bu kitabı gözyaşı
Kimsesizler CoğrafyasıZekeriya Çetin · İnkılap Kitabevi · 2026109 okunma
Dijital Kuşatma ve Bir Uyanış Manifestosu
10/10
·448 syf.·
2026 22. kitabı
​Açıkçası bu kitap için bir değerlendirme yazıp yazmamakta çok kararsız kaldım; bunun pek çok sebebi var elbette. Ali Osman Önder'i yaklaşık 6 yıldır sosyal medyadan takip ediyorum, 'tanıyorum' desem yeridir. 2020-2023 yılları arasındaki mücadelesine ve sonrasına şahidim, Allah da şahit olsun. Hatta o dönemlerde, 'Keşke bir kitap çıkarsa' dediğimi çok iyi hatırlıyorum. Covid dönemi ​herkes bir yere sürüklenirken ve hayat durmuşken aklıma yatmayan pek çok uygulama vardı. Araştırırken karşıma yine onun hesabı çıktı ve böylesi bir dönemde benim için bulunmaz bir nimet oldu. Yaptığı mitinglere gidemesem de canlı yayınlardan takip ettim. Deccal'in Postalı'nda yazdığı şeyler bize hiç iyi şeyleri hatırlatmasa da, neleri unutmamamız gerektiğini çok iyi gösteriyor. Unutmayalım ki bu süreç hâlâ devam ediyor. ​Kitapta anlatılanlar belge belge açıklandığı halde, bazıları hâlâ 'komplocu' ithamında bulunuyor. Fakat yaşadıklarımız ne kadar gerçekse, yaşayacaklarımız da o kadar gerçektir. Maalesef uyuyanlar uyandırılamıyor. Uyanmak hepimize nasip olsun, sonumuz Allahualem... ​Bu sebepledir ki bu kitabı herkese önermeyeceğim; zaten herkes de anlamayacaktır. Anlaşılması zor olduğundan değil, anlamak isteyeni az olduğundan... Bu kitap okunmak ve fark edilmek için yazıldı. Okursanız çok şey kazanacaksınız ama aynı zamanda sisteme olan güveninizi de kaybedeceksiniz. 'Bu kadar da olmaz' dediğimiz her şeyi gördük ve görmeye devam ediyoruz. Çünkü bu eser, sadece iddialardan ibaret bir manifesto değil; önümüze serilen somut birer kanıt niteliğinde. Gözünü kapatmayanlar için her şey ortada. Zaman hızla akıyor ve dijital bir kuşatmanın tam ortasındayız. Yarın çok geç olmadan, bugün neyle karşı karşıya olduğumuzu bilmek zorundayız. Peki siz, duymaya hazır olmadığınız gerçeklerle yüzleşip o
İnceleme
Deccalin PostalıAli Osman Önder · Beka Yayınları · 202442 okunma
Aldatmak normal değil
10 / 5 veya 6 Konusunu bige adında ana karakterimiz var bilge değil bige Bir gün evleniyo serhat adında pardon Sahte Karun la evleniyor yani serhat karunun ismini kullanıyo Ve serhat dolandırıcı ve karısı var Neyse işte bige boşanmak fln istiyo Ve gerçek Karun kalenderin ofisine baskın yapıyor Ve bu Karun kalenderın nişanlısi var rengin o da Karunu aldatıyor ( maşallah herkes herkesi aldatıyor aq ) Şimdi ana karakterlerimizi sevmedim Metrese olayi saçmaydı kadın karakter resmen obje gibi görülmüştü Karun çok kabaydı bige karşı iğrenç davrandı resmen sürtük gibi başından atmak istiyordu
Saka ve SanrıMaral Atmaca · Ephesus Yayınları · 20252,467 okunma