Niçin Sosyalizm? - Albert Einstein
7/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2026 186. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 15:42
Einstein’ın Sosyalizm hakkındaki düşüncelerini merak ettiğim için okudum. Kitap tek baskı olup 1962 yılına ait olması ve eski kelimelerin varlığı biraz yorucuydu. Neyse ki 48 sayfalık kısa bir kitap olduğu için tek solukta bitti. Açıkçası kitabı çok beğendiğimi söyleyemem. Einstein bile olsa insanın yalnızca uzman olduğu konularda yazması gerektiğini düşündürdü :D Kitaba 7.3/10 puan veriyorum.
Niçin Sosyalizm?Albert Einstein · Çağımız Yayınları · 196245 okunma
10/10
·251 syf.·
2026 4. kitabı
Kadınların En Güzel Tarihi, doğum günü hediyemdi ve 7 Mart'ta kadınlar gününden bir gün önce bitirmiş bulundum. Kitap üç ana bölümden oluşuyor ve her bölümde farklı bir uzman sık sorulan sorulara yanıt veriyor: İlk bölümde antropolog Herieter insanlığın başlangıcından ilk çağlara kadar ataerkilliği inceliyor. İkinci bölümde tarihçi ve kadın tarihi uzmanı Perrot ağırlıklı olarak Avrupa ve Fransa kadın tarihini karşılaştırmalı bir şekilde 1900'lü yılların sonuna kadar ele alıyor. Son bölümde ise düşünür Agacinski toplumsal cinsiyet meselesinin dilbilimsel, biyoteknolojik gelişmeler ve lgbti bağlamlarında geleceğini ve potansiyel durumlarını tartışıyor. Temel bir uygarlık tarihi ve siyasi tarih okuryazarlığı olan biri kitabı rahatlıkla takip edebilir. Farklı bir ön okuma gerektireceğini düşünmüyorum ama bazı kısımlarda detaylı okuma yapanlar konuları daha derinden kavrayabilir. Örneğin yazarlar Fransız olduğu için sıklıkla Fransa üstünden örnek veriliyor ve Avrupa tarihi bilmek bu kitaptan alacağınız verimi ikiye katlar. Yayınevi kaynakçaya vermemiş ama orijinal metninde kaynakçası olduğunu düşünüyorum, o yüzden güvenilir bir kaynak denebilir. Kendi adıma en çok ikinci bölümde zorlandım çünkü kadınların son iki bin yıllık tarihindeki aile, Hıristiyanlık/kilise etkisi, çalışma hayatı ve seçme-seçilme hakkını kazanma olarak büyük odak gerektiren konuları içeriyordu ve bazı kısımları idrak edebilmek gerçekten zordu. Yine de toplumsal cinsiyet tarihi alanında giriş düzeyinde okuyabileceğim iyi kitaplardan biriydi. Sizin bu konularda önerebileceğiniz kaynaklar var mı? Neden öğrenmemiz ve incelememiz gereken bir alan olduğunu düşünüyorsunuz? kitaplar | kitap inceleme | okumalar | eğitim | gönüllülük | kariyer | üniversite | kitap önerileri | toplumsal cinsiyet | kadın
Kadınların En Güzel TarihiMichelle Perrot · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020602 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
7/10
·448 syf.·
2026 55. kitabı
Selam, Tatlı bir kasaba kitabının yorumuyla geldim. Yorum spoilersız bilginize:)) Ben yazarın ilk kitabını okumuştum ve çok hoşuma gitmişti. Bu yüzden sanırım bu kitaba biraz büyük bir beklentiyle başladım. Kitabın ilk 200 sayfası tatlıydı ama buram buram klişe kokuyordu. Klasik ilişki istemeyen tecrübeli çapkın erkek ve masum bağlılık isteyen çekingen kız. Daha kitabı okurken olacakları biliyordum ama ben bu tropedan bazen çok keyif alsam da bazen sinir krizlerine giriyorum. Özellikle adamın sürekli kaçtığı ve kadınında çekingenliüi bırakıp adamı ikna etmeye çalıştığı kurgular beni delirtiyor. Hayır, kadının tüm çekincelerin üstesinden gelirken adamın sürekli kaçmasını, sonunda da aşkından razı gelmesini sevmiyorum. Kitabın ilk yarısında bu kitapta bana o havayı verdi. Okuyorum ama bir yandan da içten içe sinir oluyorum. Ama ikinci yarı itibariyle kitap beni şaşırttı. Karakterler klişeye kaymadı. İkisi de kendince çabaladı ve şu klasik adamım kaybedince anlaması olayı olmadı. Bu da kitabın başlangıçta 5 olan puanının sonunda 7 olmasını sağladı. Kısacası kitabı genel olatak sevdim. Aralarındaki şakalaşma ve diyalogları okumak keyif verdi. Bazı yerlerinde sıkılsamda kitap akıcı. Tavsiye eder miyim? Kısmen.
Aşkın PratiğiSarah Adams · Go Kitap · 202558 okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2026 40. kitabı
Geçmişe yolculuğa çıkmaya ne dersiniz? Ama öyle bireysel bi geçmiş değil, rahatça nefes aldığımız bu toprakların uğruna ülkece verilen mücadelelerin geçmişi.. Kanla sulanan her karışın, mücadelenin memleketin her köşesinde kol gezdiği, canla ödenen bi geçmiş.. C* Kitap 7 bölümden oluşuyor: K Sakız Ağacı Selvi Ağac Darağacı ‹ Keklikyan 19 Mayıs 1919 • Armut Ağacı • Zeytin Ağacı Her bölüm ismiyle müsemma güzel konulara temas etmiş. Osmanlı'nın içinde bulunduğu savaş durumunu ülkenin her tarafındaki kıyım içtenlikle işlenmiş. Gözlerim dolu dolu okudum. Yazara bu kitap için teşekkür eder, başarılarının devamını dilerim. Her şey Hamit'in askere gitmesiyle başlar. Öyle ki ülkenin doğudaki ve batıdaki tüm cephelerinde 11 yıl mücadele etmiştir. Hamit, annesi ve eşi Vesile ile Fethiye'de kendi halinde yaşayan bi ailedir. Savaş başlayınca ailesini bırakıp askere gider. Osmanlı Balkan Harbine girmiştir ve Hamit orda askerliğini yapar ilk. Burdan sonra Çanakkale Cephesine geçer. Çanakkale'de de mücadele ettikten sonra Doğu Cephesine geçer, Rus ve Ermenilerle savaşılır. Burda 13 ay esir olur. Çetenin elinden kaçmak ister ama çete yolda karşısına çıkar. Hamit, "Mustafa Kemal'in askeriyim.." deyince ondan korkan küffar, geri çekilir. Mustafa Kemal'in başarısı tüm dünyaya duyulmuştur çünkü. Her cephede askerin vatanını koruma aşkı, çektiği eziyet, düşmanın vicdansızlığının üstüne bide aç kalmalarını okudukça aklıma "Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır." sözü geldi. eg Hikaye gibi anlatılan bu satırlar an be an yaşandı. oo 19 Mayıs 1919 günü tarih yeniden yazılır. ga Ve Ulu Onder Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşını resmen başlatır. CDoğuda ve Batıda şanlı ordu, çetin mücadeleyi verir, zaferi kazanır. 5 yıl işgal altında kalan İstanbul özgürlüğünü elde eder. Ve Hamit, memleketine
Türk DamarıAlim Serkan Cesur · İkinci Adam Yayınları · 202621 okunma
7/10
·264 syf.··
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 00:00
Kusursuzca Kusurlu serisinin üçüncü kitabı Saklı Gerçekler’i de bitirdim. Bu seriye başlarken normalde okumaya alışık olduğum türden çok uzak bir yere girdiğimi düşünüyordum. İlk kitapta biraz şaşırdım, ikinci kitapta serinin havasına alışmaya başladım. Üçüncü kitapta ise artık Neva Altaj’dan ne beklemem gerektiğini daha iyi biliyordum: hızlı akan, karanlık atmosferli, romantik gerilimi yüksek, mafyatik drama. Saklı Gerçekler, Angelina ve Sergei’nin hikayesi. Sergei’yi önceki kitaplardan beri merak ediyordum. Serinin içinde daha dengesiz, daha karanlık ve daha dikkat çeken bir enerjisi vardı. Bu kitapta da karakter olarak ilgimi çekti. Özellikle geçmişinden taşıdığı ağırlık, öfke patlamaları ve kontrolünü kaybetme hali kitabın en dikkat çekici taraflarından biriydi bence. Ama tam da bu yüzden beklentim daha yüksekti. Sergei karakteri daha güçlü işlenebilirdi. Onun neden böyle biri olduğunu, geçmişinin onu nasıl bu hale getirdiğini, içindeki o karanlığın nereden beslendiğini daha detaylı okumak isterdim. Kitap bu kapıyı aralıyor ama benim istediğim kadar içeri girmiyor. Bence karakterin potansiyeli vardı, sadece biraz hızlı geçilmiş gibi hissettirdi. Angelina tarafında da benzer bir eksiklik yaşadım. Onun içinde bulunduğu durum, korkuları ve hayatta kalma çabası hikayenin önemli bir parçası ama karakter olarak beni tamamen yakalayamadı. Sergei gibi yoğun bir karakterin karşısında daha güçlü, daha akılda kalıcı bir kadın karakter okumak isterdim. Bu yüzden ikilinin arasındaki çekimi yer yer hissetsem de duygusal bağ tarafı beni tam olarak ikna etmedi. Kitabın akıcılığına laf edemem. Neva Altaj’ın bu seride en iyi yaptığı şeylerden biri bu zaten. Sayfalar hızlı ilerliyor, olaylar bekletmeden akıyor ve kitap kendini okutuyor. Fakat bu kitapta bazı şeylerin fazla hızlı
Saklı GerçeklerNeva Altaj · Artemis Yayınları · 20251,891 okunma
7/10
·240 syf.··
2026 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:00
Normalde daha çok edebi kitaplar okumayı tercih eden biri olarak hayatımda ilk defa bambaşka bir türe geçtim. Yakın bir arkadaşımın önerisiyle Neva Altaj’ın Kusursuzca Kusurlu serisini okumaya karar verdim. Açıkçası ilk kitabı satın da almadım, arkadaşımın kitabını ödünç alarak başladım. Serinin ilk kitabı olan Tuvaldeki Yaralar’ı da iki günde bitirdim. İki günde bitirdim çünkü kitap gerçekten kendini okutuyor. Ama şunu da söylemem lazım; beni bayağı ortaokulda okuduğumuz Wattpad kitaplarına götürdü. O dönem okuduğumuz hızlı ilerleyen, karanlık atmosferli, bol çekimli, biraz abartılı ama bir şekilde merak ettiren kitapların havası vardı. Okurken hem eğlendim hem de yer yer “ben ne okuyorum şu an?” diye kendime güldüm. Tuvaldeki Yaralar, mafyatik romantik drama türünde bir kitap. Roman ve Nina üzerinden ilerleyen, sahte evlilik dinamiğiyle başlayan, aksiyon ve romantizmi bir arada taşıyan bir hikaye. Bu yüzden kitaba edebi bir metin beklentisiyle başlamak bence doğru olmaz. Kitabın derdi derin bir edebi dil kurmak değil; hızlı akan, gerilimi yüksek, romantik çekimi önde olan bir hikaye sunmak. Bu türü normalde okumadığım için başta biraz mesafeli yaklaştım. Ama kitabın temposu düşük değildi ve merak duygusunu canlı tuttu. Roman’ın karanlık ve kontrolcü dünyasıyla Nina’nın daha farklı, daha renkli ve kendine has tarafı arasındaki zıtlık kitabı taşıyan şeylerden biriydi. İkisinin arasındaki dinamik yer yer abartılıydı ama türün içinde değerlendirince bu abartı çok da şaşırtıcı gelmedi. Benim için kitabın en güçlü yanı akıcılığıydı. Ağır bir okuma değil, kafa dağıtan ve hızlı biten bir kitap. Bazı yerlerde olayların fazla hızlı ilerlediğini düşündüm. Bazı sahneler tahmin edilebilirdi ve karakterlerin duygusal geçişleri bana yer yer aceleye gelmiş gibi hissettirdi. Bu
Tuvaldeki YaralarNeva Altaj · Artemis Yayınları · 20252,970 okunma