Şengör'ün bilimin rehber edinilmesinden ne kastettiğini anlatan bir diğer örnek tesettürle ilgilidir. Şengör, "bilimin rehberliği"ni kullanarak tesettürün demokratik hak olarak sunulmasının hatalı olduğu sonucuna varır. O, vücudun güneş görmemesinin biyokimyasal açıdan insan bedenine zarar vereceğinden ve vücudun havalanması gerektiğinden bahsettikten hemen sonra tesettürün "dişiyi saklanması gereken bir mal düzeyine indirgeyerek, bireyin ötesinde, toplum yaşamına zarar" verdiğini söyler. Bu kısa ve son derece yüzeysel değerlendirmenin sonucunda Şengör tesettürün insan ve toplum yaşamına zararlı olduğuna, dolayısıyla onu yasaklamanın demokrasiye aykırı olmadığına hükmeder. Elbette bu "akıl yürütme" de son derece problemlidir. Şengör'ün, tesettürün insan bedenine olan zararları konusunda haklı olduğunu varsayalım. Bu durum da akla şu soru gelecektir: Demokrasiler sağlığa zararlı her eylemi yasaklamalı mıdır? Bu durumda iyi bir demokraside baklava yemek yasaklanmalı, düzenli spor yapmayanlar cezalandırılmalıdır. Hatta bir başkası, mevcut bilimsel bulgulara atıfta bulunarak, güneş ışığına gereğinden fazla maruz kalmanın elde edilen D-Vitaminini yok ettiğini ve ultraviyole ışınların cilt kanserine yol açabildiğini hatırlatarak güneş altında yarım saatten fazla bikini giyilmesinin yasaklanması gerektiğini savunabilir. Görüldüğü gibi Şengör'ün demokrasi anlayışı bu tür absürt sonuçlara gebedir.
Şengör, Bir Toplum Nasıl İntihar Eder?, ss. 130-131