Mustafa

Mustafa
@74721_
Alman psikiyatrist Manfred Lütz de, ateistlerde görülen benzer bir psikoloji ye işaret etmek için, Freud'un argümanını revize eder. Hatırlanacağı gibi Freud, var olmanın beraberinde getirdiği zorluklarla mücadele etmekte zorlanan insanların dinleri yarattığını iddia ediyordu. Lütz'e göre ise, ateistler, öte dünyada hatalarıyla ilgili hesap verme hissinin verdiği rahatsızlık ve bu dünyada diledikleri gibi yaşayabilme arzusu nedeniyle Tanrı'nın varlığını reddetmektedirler. Sonuç olarak elimizde, Freud'un argümanını Lütz'ün argümanına tercih etmek için bir gerekçe yoktur.
Sayfa 131·Kitabı okudu
Felsefe
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Sonuç olarak bilimi tek rehber edinmek-kulağa ne kadar hoş gelirse gelsin- sorunları çözmek bir yana daha fazla soruna yol açacaktır. Doğa bilimleri, Beethoven'in Serdar Ortaç'tan daha iyi bir bestekâr olduğunu ispatlayamaz, şu an rüyada olmadığımızı kanıtlayamaz, insanları gaz odalarında yakmamak gerektiğini öğretemez, hayatımızı neye adamamız gerektiğini belirleyemez. Bununla beraber bu durum bilimin eksikliği olarak görülmemelidir. Çünkü bunlar, bilimin sınırlarını aşan konular ve sorulardır.
Sayfa 87·Kitabı okudu
Felsefe
Örneğin Şengör, bilimin ilerlemesi için yatırım yapılmasını desteklemekte, Türkiye'nin ilerlemesini engelleyen "kırsal güruhu" şiddetle eleştirmektedir. Şengör'ün ve diğer yeni-ateistlerin göremedikleri, belki de görmek istemedikleri nokta, "bilimin geliştirilmesi gerektiği" görüşünün dahi bilimsel bir çıkarım olmadığıdır. Bu, bir kabuldür. Bilimin geliştirilmesinin insanlığın faydasına ve esenliğine olması da sonucu değiştirmez. Bilimin geliştirilmesi gerektiği düşüncesi, herhangi bir doğa biliminin verileri ile ulaştığımız bir sonuç değildir. Dolayısıyla bilimin tek rehber olarak kabul edilmesi durumunda, bilimin geliştirilmesi gerektiği görüşü dahi temelsiz kalacaktır. Belli ki Şengör ve diğer yeni-ateistler, bilimin geliştirilmesi gerektiği görüşünü içselleştirmiş olmakla birlikte bu görüşün temellendirmesi üzerine yeterince düşünmemişlerdir.
Sayfa 87·Kitabı okudu
Felsefe
Bilim ve etik
Şengör'ün doğa bilimsel bilgi dışındaki bilgi türlerini reddetmesi, yukarıda da kısaca belirttiğimiz gibi, beraber de çeşitli etik problemleri de getirecektir. Bir yandan "ikinci Dünya Savaşı'nda altı milyon suçsuz insanın fırınlandığı cehennemler de bilimin ürünüydü" diyen Şengör, diğer yandan tek rehberin bilim olması gerektiğini, bilim dışında rehber aramanın gaflet olduğunu iddia ederek başka bir tutarsızlığa imza atar. Bilimin tek rehber olması durumunda Nazilerin nükleer silah projesinde çalışan büyük fizikçi Heisenberg'i hangi zeminde eleştirebiliriz? Bilim tek rehber olduğunda Hitler Almanyası'nda Doktor Mengele tarafından yürütülen ve 900 kadar çocuğun ölümü veya ciddi sakatlığıyla sonuçlanan deneyler nasıl kınanacaktır? Bilimin hangi teorisi, hangi dalı bu eylemleri yasaklamaktadır? Mengele'ye kızmamıza neden olan ahlaki öğretilerin bilimsel metotla elde edilmediği açıktır. Eğer bilim dışında rehber yoksa, ahlaki öğretilerin savunulması da mümkün olmayacaktır. Çünkü doğa bilimlerinden, iyiliğin kötülüğe tercih edilmesi gerektiği konusunda bir tavsiye edinemeyiz. İyi veya kötü olduğunu düşündüğümüz bir olayın -söz gelimi Nazilerin İkinci Dünya Savaşı'ndaki ırkçı politikalarının yol açtığı somut zararlar doğa bilimleri tarafından incelene bilse de doğa bilimleri bu olayları "iyi" veya "kötü" olarak tanımlayamaz. Neyin iyi neyin kötü olduğu felsefe ve teknolojinin konusudur.
Sayfa 76·Kitabı okudu
Felsefe
Şengör'ün bilimin rehber edinilmesinden ne kastettiğini anlatan bir diğer örnek tesettürle ilgilidir. Şengör, "bilimin rehberliği"ni kullanarak tesettürün demokratik hak olarak sunulmasının hatalı olduğu sonucuna varır. O, vücudun güneş görmemesinin biyokimyasal açıdan insan bedenine zarar vereceğinden ve vücudun havalanması gerektiğinden bahsettikten hemen sonra tesettürün "dişiyi saklanması gereken bir mal düzeyine indirgeyerek, bireyin ötesinde, toplum yaşamına zarar" verdiğini söyler. Bu kısa ve son derece yüzeysel değerlendirmenin sonucunda Şengör tesettürün insan ve toplum yaşamına zararlı olduğuna, dolayısıyla onu yasaklamanın demokrasiye aykırı olmadığına hükmeder. Elbette bu "akıl yürütme" de son derece problemlidir. Şengör'ün, tesettürün insan bedenine olan zararları konusunda haklı olduğunu varsayalım. Bu durum da akla şu soru gelecektir: Demokrasiler sağlığa zararlı her eylemi yasaklamalı mıdır? Bu durumda iyi bir demokraside baklava yemek yasaklanmalı, düzenli spor yapmayanlar cezalandırılmalıdır. Hatta bir başkası, mevcut bilimsel bulgulara atıfta bulunarak, güneş ışığına gereğinden fazla maruz kalmanın elde edilen D-Vitaminini yok ettiğini ve ultraviyole ışınların cilt kanserine yol açabildiğini hatırlatarak güneş altında yarım saatten fazla bikini giyilmesinin yasaklanması gerektiğini savunabilir. Görüldüğü gibi Şengör'ün demokrasi anlayışı bu tür absürt sonuçlara gebedir. Şengör, Bir Toplum Nasıl İntihar Eder?, ss. 130-131
Sayfa 58·Kitabı okudu
Felsefe