68 kuşağının önemli temsilcilerinden olan Uwe Timm, Alman Edebiyatı’na birçok eserler kazandırmış bir yazar; Kardeşimin Gölgesi, kitapla ilgili bir yazı üzerine merak edip okuduğum yazarla tanışma kitabım. Yazarın yaşamından izler barındırması esere içtenlik dolu bir ruh katmış.
II. Dünya Savaşı’nda Waffen-SS birliğine gönüllü katılan abi Karl Heinz Timm Rusya cephesinde yaralanır, iki ayağı kesildikten iki ay sonra seyyar bir hastanede ölür. Öldüğünde henüz 19 yaşındadır ve cepheye katılalı 10 ay olmuştur. Yasak olmasına rağmen cephede tuttuğu günlük diğer eşyalarıyla birlikte ailesine gönderilir. Uwe Timm, abisi cephedeyken üç yaşındadır. Onunla ilgili olarak hatırladığı tek anısı vardır: Evden gülüşmeler geliyordur, içeriye girdiğinde dolabın arkasına saklanmış olan üniformalı abisi onu kucaklar ve havada süzülme duygusu içine dolar. Tek bu ana rağmen abisi yaşamında hep onunladır, annenin mateminde, konuşmalarda, anne babanın yaşananları sorgulamalarında, fotoğraflarda, ardında kalan eşyalarında, babanın kendisini abisiyle kıyaslamalarında onu örnek gösterdiğinde. Onun cephede yazdığı günlüğünü okurken…
Günlüğü ve cepheden gönderdiği mektupları okurken etkilenip sarsıldığı, okumayı bıraktığı anlar olur. “75m mesafede İvan sigara içiyor, benim MG için kolay lokma” bu cümlede, yazar okumayı bırakıp günlüğü dolaba kilitler. Bu cümleden sonra olanlarla yüzleşme gücü bulamaz.
Yazmaya, hatırlamaya karar verdiğinde yazılanların peşine düşer, sorularına yanıt bulmak -kendini de bulmak aynı zamanda, belirttiği üzere: “Yazarak onlara yaklaşma, anılarda hatırlananları açığa çıkarma, kendini bulma denemesi.” (s. 21)- ister.
Ailesinden yaşayan hiç kimse kalmadığında tüm soruları kimseyi dikkate almadan sorularını artık sorabilir: “Ağabeyin bir kız arkadaşı var mıydı”,