Nevrozda Lacancı bir yorumlama doktrinine sahibiz. Yorumlama, söylenenin başka bir okuması olmalıdır. Muğlaklık içeren ve bu nedenle anlama aykırı olan bir okuma. Lacan'a göre anlam, semptomu besleyen şeydir. - Geneviève Nusinovici Nevrozda Lacancı yorumlama doktrini, öznenin onun söyleminde işleyen göstereni ortaya çıkarmayı hedefler. Bu nedenle yorum, söylenenin doğrulanması veya açıklanması değildir. Yorum, söylenene alternatif bir okuma önerir; ancak bu okuma, yeni bir anlam üretmek için değil, mevcut anlamın bütünlüğünü sarsmak için devreye girer. Lacan'ın yorum anlayışı, klasik psikolojinin veya hermenötiğin yorum anlayışından ayrılır. Klasik yaklaşımda yorum, gizli anlamı ortaya çıkarmayı amaçlar. Lacan'da ise yorum, anlamın çoğalmasını değil, anlamın tökezlemesini hedefler. Çünkü nevrotik özne zaten semptomunu anlamlarla örmektedir. Semptom, örneğin depresyonda gördüğümüz üzere, yalnızca acı veren bir oluşum değil, aynı zamanda öznenin jouissance'ını düzenleyen kapalı bir örgüdür. Bu nedenle Lacan, semptomun çözülmesinin her zaman daha fazla anlam üretmekle gerçekleşmeyeceğini söyler. Aksine, anlamın kendisi çoğu zaman semptomu ayakta tutan unsurdur. Öznenin sürekli olarak kendisine açıklamalar üretmesi, yaşadıklarını neden-sonuç ilişkileri içinde düzenlemesi ve her şeyi anlamlandırmaya çalışması, semptomun etrafında yeni gösteren katmanları örer. Bu bakımdan anlam, semptomun panzehiri olmaktan çok, onun besinidir. Lacancı yorum, çoğu zaman muğlaklık, eşseslilik (équivoque), kelime oyunu veya beklenmedik bir gösteren bağlantısı biçiminde ortaya çıkar. Amaç özneye yeni bir bilgi vermek değil, onun söylemindeki gösteren zincirinde bir kesinti yaratmaktır. Yorumun etkisi, öznenin "Şimdi anladım" demesinden çok, "Bu ne demek?" sorusuyla karşı karşıya
Sen KOSKOCA ATATÜRK ol, Atlantiği ve geometrinin kitabini yaz.4 bine yakin kitap oku.6 yabanci dil bil 783.562 km² vatan toprağnı kurtarip tekrar yurt haline getir tarihe adin altin harflerle yazilsin 90 derecelik açı çizmesini tahtaya yazmasini bilmeyen sığırlar seni eleştirsin
Reklam
Doğan Acvıoğlu'nun "Türkiye'nin Düzeni" adlı eserinde Osmanlı'nın ekonomik düzenini şu şekilde aktarıyor; "Saray erkanı, (II.Abdülhamid dönemi) demiryolu, tramvay, elektrik ve gaz tesisleri imtiyazlarını yabancı şirketlere peşkes çekerek büyük kârlar sağlamışlardır." 1854'de Kırım Savaşı'yla birlikte Osmanlı 42 kez borç almıştır. Bu borçların 13'ü II. Abdülhamid döneminde alınmış, Muharrem Kararnamesiyle 20 Aralık 1881 mali iflas ederek Düyun-ı Umumiye İdaresi kurulmuş, vergiyi yabancı güçler toplamıştır. Yani devlet içinde devleti oluşturulmuştur II.Abdülhamid yönetimi. Yine 1571 de Venedik'ten aldığımız Kıbrıs Adasının 307 yıl sorna 4 Haziran 1878'de İngiltere'ye koşulsuz vermiştir. 1897'de Osmanlı-Yunan savaşında, Türk ordusu Yunanı yenmiş ancak yabancı devletlerin II. Abdülhamid'i tehdit etmesiyle askerî zaferle savaştan çıkan Türk ordusunun galibiyeti diplomatik mağlubiyetle sonuçlanmıştır. II. Abdülhamid 33 yıllık padişahlığı döneminde 1876-1909 arasında 1 Milyon 806 km² toprak kaybetti. Bu Türkiye'nin 2 katıdır. (Türkiye Cumhuriyeti 783.562 km²) Bu tabloya bakınca acaba Cumhuriyetin ilk döneminde ki sert eleştirlerin büyük haklılık payı yok mudur?

Poyraz

@Diagrotes_Kantaire
·
"Adalet Bakanı Mahmut Esat Bey’in İzmir’in Ödemiş ilçesindeki söylevi de iktisadi alandaki Türkleştirme uygulamalarının göstergelerinden biri niteliğini taşımaktadır. Esat Bey, Cumhuriyet Halk Fırkası üyesi olmasının gerekçelerinden birinin bu fırkanın, ülkenin maddi ve manevi varlıklarını, yabancıların elinden toplayarak Türk ulusuna teslim etmesi olarak göstermiştir. Yakın zamana kadar demiryollarında ve vapurlarda ülkenin bütün ekonomik işletmelerinde, egemenliğin Türk olmayanların kontrolünde bulunduğunu, bu tabloyu Cumhuriyet Halk Fırkasının değiştirdiğini öne sürmüştür. Önceden yabancıların hükmü altında amelelik yapan Türklerin bağ, bahçe ve mülk sahibi konumuna geldiğini söylemiştir. Yine fırkanın esasen efendi olan Türk ulusuna mevkisini iade ettiğini açıklamıştır. Bu yurdun efendisinin Türkler olduğunu, öz Türk olmayanların, Türk ülkesinde yalnızca hizmetçi, köle olmaya haklarının bulunduğunu ifade etmiştir(Hakimiyeti Milliye, 19 Eylül 1930, s.3. )." Bir Türkçünün Cumhuriyeti syf - 68 gastearsivi.com/gazete/hakimiye...
Türkçülük
783
içinden kırılmak bile gelmiyor insanın bir zamanlar kırmak şöyle dursun o ihtimal bile kalbini kırarken kırıldım dediklerine böyle bir his işte şimdi sandukamda sakladığım dili geçmiş zamandan yadigar Cevahir Sevil 11.3.2026/Ö.Ö.1.43
783.562 km²'nin her karışı Türklerindir. krtler yrrk yesin
Gönderi kullanım dışı
Antik dönemin en büyük kütüphaneleri, Bölüm 10 Kalhu (Nimrud) Nabu Tapınağı Kütüphanesi Kalhu (bugünkü Nimrud Irak), eski Asur İmparatorluğu'nun başkentiydi (MÖ 883-706 civarı). Nabu Tapınağı (Ezida), yazı ve bilgelik tanrısı Nabu ile eşi Tašmetu'ya adanmış bir tapınaktı. Kuruluşu: Kral II. Aşurnasirpal (MÖ 883-859) tarafından inşa edildi veya yeniden yapıldı. Başlangıçta kraliyet desteği sınırlıydı; daha çok üst düzey yetkililer tarafından desteklendi. Gelişim: MÖ 8. yüzyılda önem kazandı. Kral III. Adad-nirari (MÖ 811-783) büyük yenilemeler yaptı. Kral II. Sargon (MÖ 721-705) tapınağı yeniden modelledi ve bilginlerle (özellikle āšipu-healer'lar) yakın ilişki kurdu. Tapınağın güneybatı kısmında bulunan kütüphane, yaklaşık 250-300 çivi yazılı tabletten oluşuyordu. Bunlar kehanet metinleri, ritüeller, büyü tabletleri, edebi ve tarihi eserler içeriyordu (örneğin Gılgamış Destanı'nın bir kopyası). Tabletlerin çoğu özel sahiplere (bilgin ailelere) aitti, tapınağa değil. Bilginlik merkezi olarak işlev gördü. Son dönem: MÖ 7. yüzyılda da kullanıldı; Kral Aşurbanipal bazı onarımlar yaptı. Yıkım: MÖ 612'de Medler ve Babilliler tarafından Asur İmparatorluğu'nun düşüşüyle şehir yıkıldı. Tapınak terk edildi. Modern keşif: 19.-20. yüzyıl kazılarında (Layard, Mallowan vb.) tabletler ortaya çıkarıldı. Bu kütüphane, Ninive'deki Aşurbanipal Kütüphanesi'nden daha küçük olsa da, Asur bilginliğinin önemli bir örneğidir ve günlük hayat, bilim ile dinî uygulamalar hakkında değerli bilgiler sağlar. British Museum'da (Londra) korunmaktadır. Bu tabletler, "Cuneiform Texts from Nimrud" (CTN) serisi altında kataloglanmıştır ve yaklaşık 250-300 adetlik koleksiyonun büyük kısmı burada sergilenmekte veya depolanmaktadır. Bir kısmı ise Iraq Museum'da (Bağdat) bulunmaktadır; özellikle bazı
1000Kitap
Reklam
Reklam