--Kırbaçlayacaksan, beni kabul ediyorsun demektir! Kırbaçla öyleyse! Böylece kırbacının izi kalır üzerimde...
--Haydutların gece ormanda veya başka bir yerde boğazına bıçak dayadıkları insanın içinde hala bir kurtulma umudu vardır. Son ana kadar kaçıp ya da yalvarıp kurtulabileceğini umar. Oysa burada, bu umutla ölmek on kez daha kolayken, o son umudu da "kesinlikle" alırlar elinden. Bir karar söz konusudur burada, kaçıp kurtulabilme olasılığı olmayan bir karar. İçinde korkunç bir ıstırabın, dünyada eşi olmayan bir ıstırabın bulunduğu bir karar.
--Sonra insanın cezaevinde bile kocaman bir yaşam bulabileceğini düşünüyordum.
--"Ya ölmezsem Ya tekrar yaşamaya başlarsam! Upuzun bir hayat olursa önümde! Her dakikasıyla benim olan bir hayat!.. Her dakikasını yüzyıl yapardım, bir anını boşa harcamazdım, her dakikasını hrsaplı kullanırdım, bir dakikasının bile değerini bilirdim!" Bu düşüncenin onu sonunda sinirlendirdiği, öyle ki bir an önce onu idam etmeleri için sabırsızlanmaya başladığını söylüyordu.
--İyi kalpli ama akılsız bir aptal da, akıllı ama kötü kalpli bir aptal kadar mutsuzdur.
--Şunu unutmayın sevgili prens, çağdaş toplumumuzdan bir insana zayıf karakterli, özel bir yeteneği ve özelliği bulunmayan, sıradan biri olduğunu söylemekten daha onur kırıcı bir şey yoktur.
--Evet, burada yasal olarak bir alacağımızın olmayacağını bilmekle birlikte, insani, doğal bir hakkımızın olduğunu da bilmekteyiz. Doğrusunu isterseniz, bizim bu hakkımız insanoğlunun o çürümüş yasa kitaplarının hiçbirinde yer almıyor olsa da, bir sağduyu ve vicdan sorunudur. Yani sağduyu sahibi her insan yasalarda ne yazarsa yazsın, dürüst ve soylu olmak zorundadır. İşte bu yüzden, (demin dedikleri gibi) bizi kapı dışarı edeceklerinden korkmadan, RİCA ETMEK için değil, TALEP ETMEK için geldik