7E8N

--Rauf Bey'lerin, Vehip Paşa'ların, Çerkez Ethem ve Reşit'lerin, bütün Yüzelliliklerin(Yüzellilikler, Türk Kurtuluş Savaşı sonrası düşman iş birlikçisi olarak görülen ve Türkiye'den sürgün edilen, hepsi üst düzey makamlarda yer alan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına verilen isimdir.), kaldırılmış hilafet ve saltanat hanedanı mensuplarının, bütün Türkiye düşmanlarının el ele vererek bize karşı durmadan ateşli çalışma ve çabaları, din çabasıyla mı olmaktadır? Sınırlarımıza bitişik merkezlerde yuvalanarak hâlâ Türkiye'yi yok etmek için Kutsal İhtilal adı altında haydıt çeteleri, adam öldürme planlarıyla çılgınca bize karşı çalışanlatın amaçları gerçekten kutsal mıdır? Buna inanmak için gerçekten çok bilgisiz ve çok aymaz olmak gerekir. --Ulusun kaderi sorumluluğunu ellerine aldırmak istediğiniz kişiler, aylarca ve aylarca hazırlandıktan ve İstanbul'daki arkadaşlarıyla da uzun boylu görüştükten sonra, sizin de açıkladığınız gibi, dillerinin altındakini söylemekten çekinecek kadar kendilerine  güvenemezlerse, en sonunda on dokuz buçuk kişinin Meclis'te hareketini birleştiremeyecek kadar beceriksiz olurlarsa, bu kişiler devletin başına geçmek yeterliliğinde düşünülebilir mi? --"Cumhuriyet" kelimesini söylemekten bile kaçınanların, cumhuriyeti doğduğu gün boğmak isteyenlerin kurduğu partiye "Cumhuriyet" ve hem de "Terakkiperver(ilerici) Cumhuriyet" adını vermeleri, nasıl ciddi ve ne derece kadar içten kabul olunabilir? --Biz, olağanüstü olarak alınan, fakat yasal olan önlemleri, hiçbir zaman ve hiçbir şekilde yasanım üstüne çıkmak için araç olarak kullanmadık; aksine, ülkede huzur ve güvenin kurulması için uyguladık; devletin yaşam ve bağımsızlığını sağlamak için kullandık. Biz, o önlemleri, ulusun uygar ve toplumsal gelişmesinde yararlı kıldık. --Efendiler, ulusumuzun
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
--Gelecek kuşakların, Türkiye'de cumhuriyetin ilanı günü, ona en acımasız bir şekilde saldıranların başında, cumhuriyetçiyim iddiasında bulunanları görerek şaşıracaklarını asla sanmayınız! Aksine, Türkiye'nin aydın ve cumhuriyetçi çocukları, böyle cumhuriyetçi geçinmiş olanların gerçek anlayışlarını çözümlemekte ve belirlemekte hiç de kararsızlığa düşmeyeceklerdir. --"`Türkiye hükümetinin yönetiminin şekli nedir?' diye sorulan sorularakarşı hatırlarsınız ki, Büyük Başkanımız bu kürsünden olumlu bir yanıt olarak açıkça bildirdiler ki, 'Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti şeklidir'. 'Hangi yönetim şekline benziyor?' dediler. 'Bize benziyor. Çünkü biz, bize benzeriz. Bize özgü yönetimdir' buyurdular. Bu, benim vicdanımı doyuran en yüksek bir sözdü ve buna karşı çıkmak çok güçtür ve sanmam ki, insaflı olmak koşuluyla dışarıda ve içerde buna karşı çıkacak adam bulunsun. --"Devlet adamı olarak hiçbir zaman aklımızdan çıkaramayız ki, hilafet orduları bu ülkeyi baştan başa harabeye çevirmişlerdir. Hilafet orduları kurulması olasılığını hiçbir zaman gözden uzak tutmayacağız... Türk ulusu en acıklı sıkıntılarını halife ordusundan çekmiştir. Bir daha çekmeyecektir." "Bir hilafet fetvasının Dünya Savaşı belasına bizi attığını hiçbir zaman unutmayacağız. Bir hilafet fetvasının, ulus ayağa kalkmak istediği zaman, ona düşmanlardan daha kötü bir şekilde saldırdığını unutmayacağız." "Tarihin herhangi bir döneminde, bir halife, aklından bu ülkenin mukadderatına karışmak isteğini geçirirse, o kafayı mutlaka koparacağız!" (İsmet Paşa) --Müslümanların bana olan yakınlık ve sevgilerine teşekkür ettikten sonra dedim ki: "Yüsek şahsınız din bilginlerindensiniz! Halifenin devlet başkanı demek olduğunu bilirsiniz. Başlarında kralları, imparatorları bulunan halkların bana ilettiğiniz istek
--“îki şansım var, ya bu postanede kalacağım ve delire­ceğim... ya da istifa edeceğim, yazarı oynayacağım ve açlıktan öleceğim. Açlıktan ölmeye karar verdim.” --O zaman Bukovvski’nin mezar taşında “Çabalama” yazma­sı tuhaf değil mi?
LEMAN GÖLÜKIYISINDAKİ OLAY --Bu olay hakkında bir tutanak tutuldu ve yabancının soyadı bilinmediği için, mezarının üzerine ucuzundan bir tahta haç konuldu; adı bilinmeyenlerin mezarlarına konulan ve şimdi Avrupamızı bir baştan bir başa kaplayan şu küçük haçlardan.
LEPORELLA --Tanrı’nın ilkel kulları gülmeyi, yani duygularını sevinçle ve özgürce dışa vurmayı bilmezler. --Bir kez eline geçirdiğini asla bırakmak istemeyen o köylü açgözlülüğüyle...