--Rauf Bey'lerin, Vehip Paşa'ların, Çerkez Ethem ve Reşit'lerin, bütün Yüzelliliklerin(Yüzellilikler, Türk Kurtuluş Savaşı sonrası düşman iş birlikçisi olarak görülen ve Türkiye'den sürgün edilen, hepsi üst düzey makamlarda yer alan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına verilen isimdir.), kaldırılmış hilafet ve saltanat hanedanı mensuplarının, bütün Türkiye düşmanlarının el ele vererek bize karşı durmadan ateşli çalışma ve çabaları, din çabasıyla mı olmaktadır? Sınırlarımıza bitişik merkezlerde yuvalanarak hâlâ Türkiye'yi yok etmek için Kutsal İhtilal adı altında haydıt çeteleri, adam öldürme planlarıyla çılgınca bize karşı çalışanlatın amaçları gerçekten kutsal mıdır? Buna inanmak için gerçekten çok bilgisiz ve çok aymaz olmak gerekir.
--Ulusun kaderi sorumluluğunu ellerine aldırmak istediğiniz kişiler, aylarca ve aylarca hazırlandıktan ve İstanbul'daki arkadaşlarıyla da uzun boylu görüştükten sonra, sizin de açıkladığınız gibi, dillerinin altındakini söylemekten çekinecek kadar kendilerine güvenemezlerse, en sonunda on dokuz buçuk kişinin Meclis'te hareketini birleştiremeyecek kadar beceriksiz olurlarsa, bu kişiler devletin başına geçmek yeterliliğinde düşünülebilir mi?
--"Cumhuriyet" kelimesini söylemekten bile kaçınanların, cumhuriyeti doğduğu gün boğmak isteyenlerin kurduğu partiye "Cumhuriyet" ve hem de "Terakkiperver(ilerici) Cumhuriyet" adını vermeleri, nasıl ciddi ve ne derece kadar içten kabul olunabilir?
--Biz, olağanüstü olarak alınan, fakat yasal olan önlemleri, hiçbir zaman ve hiçbir şekilde yasanım üstüne çıkmak için araç olarak kullanmadık; aksine, ülkede huzur ve güvenin kurulması için uyguladık; devletin yaşam ve bağımsızlığını sağlamak için kullandık. Biz, o önlemleri, ulusun uygar ve toplumsal gelişmesinde yararlı kıldık.
--Efendiler, ulusumuzun