Bir tartışma konusu olarak güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyen Hıristiyan teolojisindeki teslis inancına, Jung’un ilgisi hep devam etmiştir. Nitekim bu ilgi, sonraki yıllarda Jung’u Psychological Approach to the Dogma of the Trinity adlı eseri kaleme almaya sevk etmiştir. Jung Tanrı kavramını açıklarken arketip kavramından yararlanır ve Tanrı kavramına yönelik önermesini oluştururken de Tanrı’nın bir arketip olduğunu söyler. Ona göre Tanrı arketipi bilinçdışından bilince ulaşarak kendini kabul ettirir ve insanın davranışlarına yön verir. Jung’a göre din bir tecrübe konusudur. İnsan Tanrı’yı bir tecrübe olarak bilir. Bundan dolayı Jung, Tanrı’dan God-imago ya da God-symbol olarak söz eder. Jung’a göre Tanrı inancı bilinçdışında gerçekleşen ruhsal bir olaydır. Jung, ruhta var olan şeyin gerçekte de var olduğunu belirtir ve bunun üzerinde önemle durur. Jung’a göre Tanrı imgesi, belirli psikolojik bir durumun sembolik ifadesidir. Geleneksel görüşe göre ise Tanrı, kuşkusuz mutlaktır, yani zatıyla kaim olandır. Jung’un kendi analitik psikolojisine göre Tanrı’yı tanımlama biçimi, geleneksel kilise otoritesine boyun eğen ve mevcut Hıristiyan akidelerinin bağlayıcılığını savunanlar tarafından kabul gördüğü pek söylenemez. Jung’un şu sözleri de geleneksel Hıristiyan değerleri açısından kabul görmemişti: