• İnsan hayatının, genel olarak, yaradılışın anlamını ya da amacını araştırmak, nesnel bakımdan saçma gelir bana öteden beri. Bununla birlikte, herkesin davranış ve yargılarını yöneten bir takım ülküler vardır. Bu bakımdan, rahatlık ve mutluluğa, hiç bir zaman birer amaç gözüyle bakmadım. Böyle bir ahlaksal temel domuz sürülerine yaraşır daha çok. Yolumu aydınlatan, bana durmadan yaşama sevinci ve cesareti veren ülküler, İYİLİK, GÜZELLİK ve DOĞRULUK olmuştur. Aynı inançları paylaştığım insanlarla birlik olduğumu duymasam, sanat alanında ve bilim araştırmalarında hiç bir zaman ulaşılamıyacak bir amaca yönelmesem, hayat bana bomboş gelebilirdi. Nice insanların her gün ardına düştükleri mal mülk edinme, kolay başarı kazanma, süslü püslü yaşama, tâ çocukluğumdan beri tiksinti uyandırmıştır bende.
  • Doğayla savaşan insan aptaldır. Doğayla yalnızca uyum içinde yaşayabiliriz.
  • "Henri Matisse kuralları büktü, ben ise parçalamak istiyorum."
    -Picasso
  • Özellikle Rönesansla birlikte yükseklişe geçen Batı Medeniyetinin, gelişiminin tahlilini yapıyor Sezai Karakoç bu kitabında. Ve Batı Medeniyetinin çöküşten kurtulamayacağını dile getiriyor. Bilim, edebiyat, sanat, felsefe gibi konularda fikirlerini beyan ediyor. Diriliş insanının görevlerinden, nasıl olması gerektiğinden yine bu kitabında da söz ediyor. İçerisinde oldukça fazla bilgi barındıran bir kitap. Ve kitabı okuduktan sonra ki eş zamanlı iki kitabını birden okudum Sezai Karakoç'un ne kadar büyük bir mütefekkir olduğu anlaşılıyor. Kitabın dili diğer kitaplarına göre biraz ağır. Sezai Karakoç okumaya başlamak için en güzel eser "Diriliş Neslinin Amentüsü" eseri muhakkak. Ama bu kitap da tabiki okunmalı ve okutulmalı... Sezai Karakoç'un davasını bilmeyen Müslüman büyük bir eksiklik içindedir bence. Tavsiye eder keyifli okumalar dilerim 🤗
  • Bölgesi tam olarak kayıtlarda anlaşılmasa veya birbirine benzer olguları taşısa da Tarsus bölgesinde olduğuna inanılmaktadır. Yerin yedi kat altında yaşayan, meran adını almış iyicil ve akıllı yılanlar bulunmaktaydı. Bu yılanlar insanlarla pek karşılaşmamak istese ve kendilerini gizleseler de aslında varlıkları bilinmekteydi. Fakat bu yılanlar tamamen barışçık özellikleriyle bilinmekteydi. Çünkü kraliçeleri güzeller güzeli Şahmeran'ın özelliklerinden biri bu idi. Tüm yılanlar Şahmeran'a hizmet eder ve onu gerçekten çok severler idi. Bir efsaneye göre arkadaşları tarafından aldatılan Cemşab yerin çok derinliklerinde hapsolmuştur. Daha sonra bir takım sesler duyarak kazmaya başlar ve Şahmeran'ı görür. Şahmeran'ın güzelliği karşısında hayranlığa kapılan Cemşab farkedilir ve Şahmeran'ın yanına alınır. Şahmeran aynı zamanda tüm sağlık ilimlerini de bilmektedir. Bildiklerini ise Cemşab'a öğretir. Bir rivayete göre ise işte Lokman Hekim'in adı burada geçmektedir. Bazı kayıtlara ve anlatıcılara göre Lokman Hekim'e ilmini öğrenmesinde yardımcı olan Şahmeran'dır. Lokman Hekim ise ölümsüzlüğün sözde sırrını böyle bulmuştur.

    Daha sonra Cemşap ülkesine dönmek ister ve Şahmeran'a kimseye anlatmayacağına dair bir söz verir. Ülkesinin kralı ise hastadır ve kralın veziri onu sağlığına kavuşturacak tek ilacın Şahmeran'ın kaynatılmış eti olduğunu bilir. Her yerde Şahmeran'ı aramaya başlar. Ülkedeki tüm erkekleri ve kadınları bir hamama getirtir ve onlar yıkanırken vücutlarına bakar. Çünkü Şahmeran'ı gören kişinin derisinde yılan gibi pullaşma olacağını bilir. Cemşab'ı da getirdikten sonra onun derisindeki yılan pullarını görür. Türlü işgencelerden sonra Şahmeran'ın yerini öğrenir ve onu yakalatıp saraya getirtir. Şahmeran ise iyicil ve barışçıl olduğu için meran yılanlarına geri döneceğini söylemekle yetinir. Şahmeran ve Cemşap ölmeden önce son bir kez buluşurlar ve Cemşap yerini zorla söylediğini belirtir. Şahmeran ise bu olayı yılan dostlarının duymaması gerektiğini, yoksa tüm insanları öldüreceklerini söyler. Bunun yanında kaynatılan etin suyunun da vezire içirilmesini söyler. Daha sonra kral hastalığından kurtulur fakat vezir ölür. Çünkü Şahmeran'ın etinin panzehir olmasının yanında, suyu ise zehirdir. Şahmeran'a biat eden yılanlar ise Şahmeran'ın öldüğünü bilmez. Çünkü rivayetin devamında bugün öldüğünü öğrenseler hiç bir insanın sağ kalmayacağı söylenir. Meranlar hala Şahlarının geri döneceği umuduyla beklerler. Cemşap ise vezirin ölümünün ardından kendisi vezir olur ve Tarsus'un hala bir gün yılanlar tarafından istila edileceğine inanılmaktadır.
  • “Lanet olsun! Ya sanat, onun yeri neredeydi böyle bir yaşamda?”