"GÜZEL", İÇ'TEN DOĞAR...
(…) İnsanın KUŞATILAN olma hakikatine nisbetle devam edersek… Kendi dışımızda var sayılan her şey, kendimizle bağıntılıdır; güzellik, doğruluk, iyilik, cisimler ve maddelerin keyfiyet ve kemmiyetleri, bütün ilmimiz, ruhumuzun yapısına göre bir değer, bir mânâ ve bir şekil kazanır… Bu itibarla, bizim dışımızda “güzel” yoktur; san'at eserlerine bu sıfatı veren biziz… San'at eserlerinin ahlâklılığı ve gayeliliği de, bu içten doğar… (…) Bunun içindir ki, güzel san'atların gayesi, ruhumuzda bulunan ve bize mânevî bir değer veren gerçek güzelliği, gerçek yüceliği göstermektedir; ancak bu sûretledir ki, maddî küçüklüğümüz önünde ahlâkî büyüklüğümüzü hisseder, gelişmiş bir vicdan hürriyetiyle ahlâklılığımızın mutlak değerine sahip oluruz…" [*]
ŞİİR VE SANAT HİKEMİYATI -Estetik ve Ahlâk -I-, 26 Mayıs 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Hikemiyat
YÜCE ve GÜZEL...
Yüce ve Güzel… Salih Mirzabeyoğlu’nun “Şiir ve Sanat Hikemiyatı”nın iki temel kavramıdır: "İnsanda iki temel içgüdü vardır… Bunlardan biri, insanı kendi varlığını korumaya; öteki ise, toplum içinde yaşamaya zorlar… “Yüce” hissi, bunlardan birincisine; “güzel” ise, ikincisine dayanır… “Güzel” birleştirir, “yüce” ise ayırır; biri, içtimâî münasebetin özel biçimlerini öğreterek ve ahlâkı arındırarak medenîleştirirken, diğeri varlığımızın derinliklerine işler ve bu derinlikleri bize buldurur…" [*] Demek ki, bizi, biri ferdâniyetimize, diğeri içtimaîliğimize götüren iki temel içgüdümüz var. Bunlardan birincisine “ferd malûmu”muz (malûm: geist anlamında) diyoruz ve “yüce” hissini onunla ilişkili görüyoruz; ikincisine ise “toplum malûmu”muz diyoruz ve “güzel” hissini onunla ilişkilendiriyoruz. Müziği daha ziyâde ikinci hissimize ait biliriz; hâlbuki burada onun birinci hissimize daha az âit olmadığı da görülmekte! Zirâ biz müziği sadece güzel bulduğumuz için dinlemeyiz; onda varlığımızın derinliklerine işleyen ve bu derinlikleri bize bulduran bir vasıf da buluruz.
ŞİİR VE SANAT HİKEMİYATI -Estetik ve Ahlâk -I-, 26 Mayıs 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Hikemiyat
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
HİKEMİYAT ve İLM-İ KELÂM...
(...) Hikemiyat, felsefeyi reddederken, ona sırtını dönmüyor; tam aksine, bütün felsefe tarihinin içinden geçerek, onu İslâm tasavvufuna göre sorguluyor, hesaba çekiyor, saflaştırıyor. Kısacası hikemiyat, İslâm aklına dayanan, selim akla dayanan, tasavvuftan beslenen ve felsefeyi sorgulayan bir fikir akımı, bir fikir sistemi olmuş oluyor… Bu bakımdan, İslâm tarihinde gelişmemiş bir sistem olan “ilm-i kelâm”ın yerini almış bulunuyor… Şu farkla: İlm-i kelâm, bütün felsefeyi kucaklamamış ve bütün tasavvuf hareketini izlememişti. Hikemiyat ise, bunların tümünün tarihî mirası üzerinde yükselirken, tıpkı felsefede olduğu gibi, “bilgi hikemiyatı”, “varlık hikemiyatı”, “şiir ve sanat hikemiyatı” gibi alt dallara ayrılıyor…
HİKEMİYAT, -Tefekkür ve Hikmet -I-, 10 Mayıs 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Hikemiyat
"Nedir senin eşsiz karakterin? Bıraktığın geçici izlenimi değil, aslında ne olduğunu bilmek istiyorum." Resimde bu soru, çiçeğin her bir parçasının kesin şekline ve Üzerlerine düşen ışık ve gölge desenlerine karşı bir duyarlılığa dönüşür. Bir çiçeğe bu şekilde yaklaşmak dokunaklıdır; çünkü bizlerin başkalarından görmeyi beklediğimiz ve onlara verebilmeyi umut ettiğimiz türde bir dikkatin küçük ama canlı bir örneğidir.
Sayfa 108·Kitabı okuyor
Aşk geçici bir deliliktir. Deprem gibi patlar ve sonra azalır. Ve azaldığında bir karar vermelisin. Köklerinizin ayrılmanız düşünülemeyecek kadar birbirine dolanmış olup olmadığını çözmelisin. Çünkü aşk işte budur. Aşk nefesinin kesilmesi değildir, heyecana kapılma değildir, sonsuz tutku vaatlerinin ilan edilmesi değildir. Bu sadece hepimizin kolayca tanıyıp kabul edeceği “âşık olma” halidir. Aşkın kendisi ise, âşık olmak yanıp bittiğinde geriye kalan şeydir ve hem bir sanat hem de talihli bir tesadüftür. Annen ve ben buna sahiptik, toprağın altında birbirimize doğru büyüyen köklerimiz vardı ve dallarımızdan bütün güzel çiçekler döküldüğünde, iki değil tek ağaç olduğumuzu gördük.
Sanat bize kılavuzluk ederek bu meziyetleri edinmemizi sağlayabilir. Başarılı bir sanat eserinin olmazsa olmaz koşulları ile bir ilişkinin sağlıklı bir şekilde yürüyebilmesi için gerekli koşullar arasında benzerlikler olmasının ve dolayısıyla bir sanat eserini seyretmenin daha iyi âşık olmamızı sağlayabilecek olmasının derin nedenleri vardır. Platoncu felsefede iyilik, ister bir kişide ister bir kitapta ya da bir koltuk tasarımında olsun, temelde aynı olan, aktarılabilir bir öğe kabul edilir. Üstelik bir konuda yapacağımız en ufak bir iyilik, başka konularda yapılan iyilikleri tanıma ve teşvik etme konusunda bizi daha duyarlı kılabilir. Geleceğin müzesinde, Aşk Galerisi, sanatın olanaklarını kullanarak, ileriki bölümlerde bahsedeceğimiz meziyetlerden bazılarına karşı içimizde hayranlık uyandırabilir.
Sayfa 107·Kitabı okuyor