"Bir Feite edinmek gerçekten iyi bir yatırım, efendim."
"Dört bin birim bu kentte iki aileyi bir yıl yaşatmaya yetecek para," dedi Shevek.
Adam Shevek'i inceledi ve ağır ağır konuştu. "Evet, şey, bakın, efendim, bu bir sanat eseri."
"Sanat mı? İnsan yapması gerektiği için sanat yapar! Bu niçin yapılmış?"
"Galiba sanatçısınız," dedi adam açık bir küstahlıkla.
"Hayır, yalnızca boku bir görüşte tanırım!"
Sıradan yaşamın gerçek fakat gözden kaçabilecek değerini ortaya çıkarmak sanatın gücü dahilindedir. Elimizden gelenin en iyisini yaparken kendimize karşı daha adil olmayı bizlere öğretebilir: her zaman sevemediğimiz işlerimizi, orta yaş kusurlarını, hüsranla sonuçlanan arzularımızı ve devamlı kavga etsek de hâlâ sevdiğimiz eşlerimize sadık kalma çabalarımızı. Sanat, erişilmez olana göz alıcı bir hava vermek yerine, tam aksine, sürdürmek zorunda olduğumuz hayatın gerçek değerine gözlerimizi açabilir.
"New York'ta mehtap bile bir akıl hastasına benzer. Central Park'ta ne zaman mehtabı görsem aklıma Shelley'nin Solan Ay adlı şiiri geliyor" diye yazdı özel notlarına. Ne yazık ki buradaki çevresinde sanat ve edebiyat üstüne konuşabileceği hiç kimse yoktu. Bırakalım Rimbaud'yu, Gauguin'den, D.H. Lawrence'tan, Oscar Wilde'dan, Edgar Poe'dan bile habersizdiler. Erkekler ruhsuz, kadınlar manasızdı. Yalnız melezlerle zenciler, sütun gibi bacakları, abanoz tenleriyle vahşi orkideleri andırıyorlardı.
... gökyüzüne, dostlarımıza, odaların şekillerine, çocuklarımızın sevincine, her gün önünden arabayla geçtiğimiz binalara ve eşlerimizin yüz ifadelerine de olağan hallerde verdiğimiz tepkiler çoğunlukla yavan ve klişedir. Onları zaten yeterince açık gördüğümüze emin olduğumuzdan, pek fazla önemsemeyiz; sanat, gözden kaçırmış olabileceğimiz her şeyi önümüze sererek bu önyargıyı yıkmaktan kıvanç duyar.
Sanat, alışkanlıkları kırarak ve bizleri beğendiğimiz ya da sevdiğimiz şeyler üzerine yeniden düşünmeye davet ederek, neyin daha kıymetli olduğuna dönüp bir kez daha bakmaya ve daha yerinde değerlendirmede bulunmaya yönlendirebilir.