(...) Hikemiyat, felsefeyi reddederken, ona sırtını dönmüyor; tam aksine, bütün felsefe tarihinin içinden geçerek, onu İslâm tasavvufuna göre sorguluyor, hesaba çekiyor, saflaştırıyor. Kısacası hikemiyat, İslâm aklına dayanan, selim akla dayanan, tasavvuftan beslenen ve felsefeyi sorgulayan bir fikir akımı, bir fikir sistemi olmuş oluyor… Bu bakımdan, İslâm tarihinde gelişmemiş bir sistem olan “ilm-i kelâm”ın yerini almış bulunuyor…
Şu farkla: İlm-i kelâm, bütün felsefeyi kucaklamamış ve bütün tasavvuf hareketini izlememişti. Hikemiyat ise, bunların tümünün tarihî mirası üzerinde yükselirken, tıpkı felsefede olduğu gibi, “bilgi hikemiyatı”, “varlık hikemiyatı”, “şiir ve sanat hikemiyatı” gibi alt dallara ayrılıyor…