Spoiler içermez.
5/10
·240 syf.··
2026 36. kitabı
Felsefe, şiir, resim, müzik, edebiyat, tiyatro, doğa ve Japon kültüründen esintilerle dolu bir kitaptı. Ancak okurken insanı sıkabilecek de bir kitap eğer derin kitaplar okumayı sevmiyorsanız asla size hitap etmez. Benim için biraz karışık bir okuma deneyimi oldu. Kitabı bitirdiğimde ne tamamen sevdiğimi ne de tamamen sevmediğimi söyleyebilirim tek emin olduğum şey okurken biraz sıkıldığım... Bazı bölümlerinde yer alan cümleler etkiledi beni ama genel olarak çok da sevemediğim bit kitap oldu. Yine de kitabın edebi değerini inkâr etmek elbette mümkün değil. Özellikle klasik Japon edebiyatını seven, sakin ilerleyen ve bolca düşünsel çözümleme içeren eserlerden hoşlananların sevebileceğini düşünüyorum. Aslında kitabın atmosferi ve hikayesi güzeldi. Ancak hikâyenin ilerleyişinden çok düşüncelere ve gözlemlere odaklanılması, kitaba bağlanmamı zorlaştırdı biraz. Kısaca konusunu anlatayım: Bir ressamın, sanat üzerine düşünmek ve doğayla bütünleşmek adına dağlık bir bölgede yer alan bir kaplıcaya yaptığı yolculuğu ve o kaplıcada kaldığı sürece edindiği tecrübeleri anlatıyor. Ama dediğim gibi, kitapta öne çıkan şey konunun ilerleyişi değil; tamamen felsefi boyut.
1000Kitap
Üç Köşeli DünyaNatsume Soseki · Tokyo Manga · 20251,933 okunma
10/10
·358 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
Fakir Baykurt , Türk edebiyatının "toplumcu gerçekçi" akımının en önemli isimlerinden biridir. Anadolu'da yaptığı öğretmenlik sayesinde köy yaşamını, köylünün sorunlarını, ağalık sistemini ve ezilen halkın mücadelesini eserlerine aktarmıştır. Tırpan'da da yine köy yerindeki sınıfsal yapıyı, kadın haklarını, çocuk yaşta zorla evlendirilmeleri ve köy halkının bu haksızlıklara karşı gösterdiği pasifliği anlatıyor. Ayrıca Tırpan TDK Roman Ödülü ve TRT Sanat Ödülleri'ni kazanmıştır. Kitap Gökçimen adlı köyde geçmektedir. Komşu köyün zengin, yaşlı ve nüfuzlu kişilerinden biri olan Musdu Ağa, evli olmasına rağmen, henüz on üç-on dört yaşlarında olan Dürü adında dünya güzeli bir kızla evlenmek ister. Musdu Ağa parasına ve gücüne güvenerek Dürü’nün ailesine baskı yapmaya ve dünür göndermeye başlar. Dürü’nün babası Velikul, köyün fakirlerindendir ve Musdu Ağa’nın gücü karşısında boyun eğmek zorunda kalır. Dürü ise evlenmeyi asla kabul etmez, kıyametleri koparır. Hatta kendisini öldürmeyi bile düşünür. Hem annesi hem de köylü Dürü'nün evlenmesine razı olmasalarda korkudan seslerini çıkaramazlar. Bu düzene karşı çıkmaya çalışan tek bir kişi vardır: Uluğuş Nine. Uluguş, Dürü’nün bu evliliğe boyun eğmemesi gerektiğini savunur. Ona direnmeyi ve ne pahasına olursa olsun teslim olmamayı öğütler. Köyün diğer kadınlarını da örgütlemeye çalışır. Gökçimen'in kızlarının kaderi değişsin ister. Ama nasıl? Fakir Baykurt'un kitaplarının en sevdiğim yanı güçlü kadın karakterleri. Haksızlığa karşı duran, direnen ve etrafını bilinçlendiren güçlü kadınlar. Bu kitabın güçlü kadını da: Uluguş. Köyün delisi diyorlar onun için ama en akıllı olan O!
Edebiyat
TırpanFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20101,803 okunma
Reklam
7/10
·68 syf.··
2026 25. kitabı
‎Yağmurlu Hisler, isminin vaat ettiği o melankolik ama arındırıcı havayı sayfalarına başarıyla taşıyan bir eser. Yazar, insana dair gözlemlerini, bir şairin hissetme derinliğiyle birleştirerek okuruyla paylaşıyor. Edebiyatta bazen çok süslü kelimelerin anlatamadığı bir duyguyu, son derece sade ve "bizden" bir cümle çıplaklığıyla anlatıverir; bu kitap da tam da bu sadeliğin gücüne yaslanıyor. ‎ ‎Kitabın "Yalnızlık" bölümü, modern insanın en büyük çıkmazını, yani "herkesin mutlusun sandığı o içsel ıssızlığı" merkeze alıyor. Yazar, "Sözün uçması; sebebidir yazıya vefasızlığın" dizeleriyle yazının kalıcılığına sığınırken, aynı zamanda insanın fani oluşuna dair hüzünlü bir hakikatle yüzleştiriyor okuru. Buradaki yalnızlık, sadece kimsesizlik değil; insanın kendi bedeniyle, zihniyle ve dünyayla olan mesafesi. Yazar, metinlerin dokusuna bir "teşhis ve tedavi" edasıyla değil, daha çok bir "hal tercümesi" olarak dokunuyor. "Zihinlerde tasavvur, bedenlerde teşekkül" derken, aslında insanın dünyadaki varoluş sancısını özetliyor. ‎ ‎Yağmurlu Hisler, geleneksel bir şiir kitabının sınırlarına hapsolmaya direnen bir yapıya sahip. Metinler bazen damıtılmış bir şiir, bazen sorgulayıcı bir deneme, bazen de samimi bir günce tadında ilerliyor. Yazar, bir türün kalıplarına takılmadan hislerini olduğu gibi aktarmayı seçtiği için eser, bir sanat metninden çok, bir dostun gecenin sessizliğinde paylaştığı iç döküş sıcaklığına bürünüyor. Kitap bir oturuşta bitirilecek bir serüven değil; aksine okuru durup düşünmeye, satırların kendisinde neye tekabül ettiğini aramaya teşvik eden bir süreç. Örneğin: ‎ ‎Hangi maddenin kaçıncı bendisin ‎Bilmem ki neredesin ‎Bilenin bilmesiyle olmayan şeyler ‎Hazan kalbim tuz buz ‎Yine de "sevmekten kim usanır" ‎ ‎​Bu sitem, kitabın yer yer sertleşen, yer yer
Edebiyat
Yağmurlu HislerHayat Can Yakar · Cinius Yayınları · 20261 okunma
Sanatın Tarihsel Yolculuğu
Puan vermedi·448 syf.··
Beğendi
·
2026 78. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 09:00
“Sanat eseri olmayan bir eser yapılabilir mi?” (s. 406) Bu kitap sanat tarihini anlatan bir kitap değil, Larry Shiner’ın Sanatın İcadı adlı çalışması, bugün doğal ve evrensel kabul ettiğimiz sanat anlayışının nasıl ortaya anlatmaktadır. Kitabın ana fikri, büyük S ile yazılan “Sanat”ın ezelden beri var olan doğal bir kategori olmadığı, belirli tarihsel koşullar içinde üretilmiş bir kavram olduğu yönündedir. Kitabın içeriğinde çok sanatçı, müze, deha, estetik ve zanaat gibi bugün kendiliğinden varmış gibi görünen kavramların nasıl inşa edildiğini anlatılmaktadır. Kitabın ana tezini en iyi özetleyen ifadelerden biri E. H. Gombrich’ten yapılan şu alıntı olabilir: “Büyük S ile başlayan Sanat’ın var olmadığının bilincinde olunulsun.” (s.32) Yazara göre sanat; bir kavramlar ve kurumlar kümesi de değil insanların anlam yükledikleri, değer verdikleri ve inandıkları bir alandır: “Sanat sadece bir kavramlar ve kurumlar kümesi değil aynı zamanda insanların inandıkları bir şey, bir huzur kaynağı ve bir sevgi nesnesidir.” (s. 26) Kitabı okurken özellikle dört ana temaya odaklandım: Sanatın tarihsel bir kategori olarak ortaya çıkışı, sanat ve zanaat ayrımının kurulması, modern müzenin doğuşu ve sanatçının kutsallaştırılması. Beni en çok etkileyen bölümlerden biri “Devrim ve Müze” başlıklı kısımdı. Günümüzde müzeleri kültürel hayatın doğal kurumları olarak düşünmeye alışığız. Oysa Shiner, modern sanat müzesinin belirli bir tarihsel krizin ürünü olduğunu anlatıyor. Fransız Devrimi sırasında krallığa ait heykellerin, portrelerin ve anıtların yok edilmesini isteyenlerle bunların korunmasını savunanlar arasında yaşanan tartışmalar sonunda çözüm müzede bulunuyor. Krallığı temsil eden nesneler eski siyasal ve dinsel bağlamlarından koparılarak Louvre’da toplanıyor. Böylece aynı nesneler hem eski
Sanat
Sanatın İcadıLarry Shiner · Ayrıntı Yayınları · 2010176 okunma
Güzel ve Orjinal
10/10
·144 syf.·
2026 2353. kitabı
Şu çağın bakışıyla okursanız yanılırsınız ve bir dahi zamanının kısıtlı, sınırlı, sığ çağında bu kadar kendini geliştirip, şu zamanda bu kadar bilgiye sahip olmayan o kadar çok okumuş eğitimli görünümlü sanatçılar var ki... Çok araştıran belgelere dayalı mükemmel bir gözlemci... Kitap dikkatle okunası... Anlamlı okumalarınız olsun
İnceleme
Sanat ve Yaşam Üzerine DüşüncelerLeonardo da Vinci · Maya Kitap · 2021110 okunma
Puan vermedi·92 syf.··
2026 18. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 07:38
evet hoşuma giden yerler oldu ama çoğu yer aslında aşırı komplike bir şey anlatmıyor ama karmaşık cümleler kullanılarak insanın okuyunca hiçbir şey anlayamadığı için çok sanatsal ve edebi olduğunu düşünme eğilimi kullanılmış gibi hissettirdi. beklentimin çok aşağısında kaldı, çok abartılmış bence. okunmasa da olur, öneri değildir.
KamburŞule Gürbüz · İletişim Yayıncılık · 20198,6bin okunma
Reklam
Reklam