Bu roman bir annenin hikayesi olarak başlıyor ama okudukça aslında yazarın biyografisiyle aynı çizgide ilerlediğini anlıyorsunuz. Bir kız çocuğunun, psikolojik sıkıntılarla boğuşan annesini anlama çabası. Annesini yargılamıyor, aklamıyor da. Onu her şeyiyle kabul ediyor. Duygular, örtük ve gösterişsiz, neredeyse matematiksel bir netlikte ama bu durum beni daha fazla etkiledi. Özetle, "Birini anlamak, onu haklı çıkarmak değildir."
Bir hayattan geriye ne kalır? Bir hayat nasıl anlatılır? Hakkında ne söylenebilir? Doğurmak ya da yaratmak dışında hayatın bir değeri var mıdır? Hangi hayat hatırlanmaya değer? Kim hatırlanır? Kimleri hatırlayacağız?