Ayşa..

Ayşa..
@ays_zdmr
Daha güzel bir dünya dilerdim instagram.com/aysaozdmr?igsh=...
Özel eğitim öğretmenliği
Aksaray üniversitesi
Aksaray
140 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
@ays_zdmr·
·
sabitlendi
Sevgili Bilge, Bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanmadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. Sana durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de. İnsanları, eski karıma yapmış olduğum gibi büyük bir boşluk içinde bırakmasaydım. Kendimden de kaçıyorum gibi beylik bir ifadenin içine düşmeseydim. Bu mektubu çok karışık hisler içinde yazıyorum gibi basmakalıp sözlere başvurmak zorunda kalmasaydım. Ne olurdu, bazı sözleri hiç söylememiş olsaydım ya da bazı sözleri hiç söylememek için kesin kararlar almamış olsaydım. Sana diyebilseydim ki durum çok ciddi Bilge, aklını başına topla, Ben iyi değilim Bilge, seni son gördüğüm günden beri gözüme uyku girmiyor diyebilseydim. Gerçekten de o günden beri gözüme uyku girmeseydi. Hiç olmazsa arkamda kalan bütün köprüleri yıktım ve şimdi geri dönmek istiyorum ya da dönüyorum cinsinden bir yenilgiye sığınabilseydim. Kendime, söyleyecek söz bırakmadım. Kuvvetimi büyütmüşüm gözümde. Aslına bakılırsa bu sözleri kullanmayı ya da böyle bir mektup yazmayı bile, ne sen ne aşk ne de hiçbir şey olmadığı günlerde kendime yasaklamıştım. Sen, aşk ve her şeyin olduğu günlerde böyle karar alınamazdı. Yaşamamış birinin ölü yargılarıydı bu kararlar. Şimdi her satırı, bu satırı da neden yazdım?' diyerek öfkeyle bir öncekine ekliyorum. Aziz varlığımı Son dakikasına kadar aynı görünüşle ayakta tutmak gibi bir görevim olduğunu hissediyorum. Çünkü başka türlü bir davranışım, benimle küçük de olsa bir ilişki kurmuş, benimle az da olsa ilgilenmiş insanlarca
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Ayşa..

, bir kitap okudu
Puan vermedi·80 syf.··
13 saatte okudu
·
2026 22. kitabı
Ayşe Eser
8.3/10 · 112 okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2026 22. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 08:38
Ayşe Eser’in Neden Neden’i 80 sayfalık ince bir kitap — ama bu incelik hem gücü hem de zayıflığı. Yazar, modern insanın “neden?” diye sormayı nasıl bıraktığını, otoritelere, dogmalara ve “asıl hayat birazdan başlayacak” avuntusuyla nasıl uyuştuğunu anlatıyor. Bu tez, doğru ve yerinde. Sosyal medya çağında hazır anlatılara yaslanmanın ne kadar kolay, sorgulamanın ne kadar zahmetli olduğunu herkes bir şekilde hissediyor — Eser bunu dürüstçe ve akıcı bir dille kâğıda döküyor Eleştirel bir gözle bakıldığında ise kitabın zaman zaman vaaz sınırına yaklaştığı hissediliyor. “Neden?” sorusunu sormak özgürlüktür mesajı, bazı sayfalarda o kadar doğrudan tekrarlanıyor ki okur bunu kendisi keşfetmek yerine söylenmiş buluyor. Kişisel gelişim türünün genel tuzağı bu zaten: okuru düşündürmek yerine zaten düşündüğünü onaylamak. Eser’in en güçlü olduğu yerler, bu tuzaktan kaçıp somut ve kişisel gözlemlere indiğinde açılıyor. Yine de kitabın varlığı kendi başına anlamlı. Türkiye’de kişisel gelişim raflarına bakıldığında motivasyon klişeleriyle dolu kitaplar arasında, sorgulamayı merkeze alan bir ses bulmak sık rastlanan bir şey değil. Neden Neden bir solukta okunuyor, zihin açıyor ve bazı sayfalarda gerçekten duraksatıyor. Daha uzun, daha riskli, daha derinden yazılabilirdi — ama var olması, olmaktan iyi.
Neden NedenAyşe Eser · Elma Yayınevi · 2026112 okunma

Ayşa..

, bir kitabı okumaya başladı
Jack London
8.3/10 · 947 okunma
Puan vermedi·325 syf.··
2026 21. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 19:57
Özel eğitimde her gün Charlie Gordon’larla çalışıyorsun — bunu okurken fark etmeden duraksıyorsun. Çünkü Keyes’in anlattığı şey sadece bir zekanın yükselmesi değil, bir insanın başkalarının gözündeki yeriyle yüzleşmesi. Charlie’nin “arkadaşlarının” aslında onu küçümsediğini öğrenmesi, zihinsel yetersizliği olan bireylerin toplumda nasıl görüldüğüne dair o rahatsız edici gerçeği romanın tam ortasına koyuyor. Ve bu sahneyi okurken “ben öğrencilerime nasıl bakıyorum?” sorusu kaçınılmaz biçimde geliyor. Charlie’nin dönüşüm süreci aslında iyi tasarlanmış bir bireyselleştirilmiş programa benziyor — hedefe odaklı, ölçülebilir, belgelenmiş. Ama Keyes’in sorduğu soru tam da BEP’lerin yanıt veremediği türden: müdahalenin başarısı kimin için başarıdır? Charlie için mi, onu “geliştirmek” isteyen bilim insanları için mi, yoksa onun “normal” olmasını bekleyen toplum için mi? Özel eğitimciler bu gerilimi soyut bir etik tartışması olarak değil, her sabah sınıfa girdiklerinde bedensel olarak yaşıyorlar. Romanın sonu — ki vermeyeceğim — tıbbi model ile sosyal model arasındaki o eski, bitmez tartışmayı düşündürüyor. Keyes bizi Charlie’yi “iyileştirme” arzusunun aslında kimin sorununu çözdüğünü sormaya zorluyor. Algernon’un hikayesi bu yüzden sadece bir çocuk kitabı değil; disability studies’in en temel sorusunu, akademik bir dille değil bir farenin ölümüyle soruyor. Ve bu soru, sınıfına her gün giren bir özel eğitimci için hiçbir zaman teorik kalmıyor.
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,4bin okunma