Öncelikle kitap hakkındaki hislerimden bahsetmek isterim. Bu kitabı okurken fazladan etkilenenmemi sağlayan anne oluşumdur belki de. Kitabı dehşet içinde büyük bir hızla okuyup, bir gün içinde bitirdim. Kalbim acıya acıya okudum her satırı. Duygularım çok yoğun, çok üzgün ve öfkeliyim. Bu kitapta yazılanları izleyebiliyoruz ya da duyabiliyoruz, ama okumak çok başkaymış, okurken o sahneleri insan daha çok hissediyormuş. Kitabın incelemesine gelecek olursam, istenmeyen bir kız çocuğunun hikayesini anlatıyor. Ve herkesin gözünden bu küçük kız ile ilgili yazılanları okuyorsunuz. İlk satırları öğretmenin gözünden okuyarak başlıyoruz. Benim de bu karakterleri aynı şekilde ele alasım var.
Anneanne:
Çocukları bile birbirine düşman ve birbirinden haz etmeyen iki kız kardeşken, önce kendi anneliğini sorgulamalıydın, kızını istemediği bir çocuğu alması için ikna etme çabalarına girmeden önce. Gene de bu hikayede ‘Diana’ yı isteyen bir sen(miş) gibi görünebilirsin, ama benim gözümde sadece anneliği başka bir kız çocuğu üstünde daha iyi telafi etmek ve yeniden yaşamak içindi bence.
Teyze:
Ablana o kadar öfke dolusun ki bunu yeğeninden bile çıkaracak kadar . Sonuçta sen de bir annesin küçük kız çocuğunun bunları hak etmediğini çok iyi bilmeliydin, ona belki de en iyi şekilde yardım edecek olan sendin. Senin de anneliğini sorguluyorum.
Öğretmenler:
Hepsi fazlasıyla çabaladı. Ve bir öğretmenin bir çocuk için ne kadar da önemli olduğunu çok daha iyi anladım. Ama bir şey yapamadılar ne yazık ki olmadı. Başaramadılar.
Anne ve Baba: (bu sıfatları hakketmeyenler)
Sizin gibi varlıklar dünyanın her yerinde. O kadar üzülüyorum ki o çocuklara. Bir de üstüne üç çocuk daha olması tam trajik. Çok ağır yüktür bir insan yetiştirebilmek bir çocuğun sorumluluğu, bunu her insan yapamaz ya da yapmak