8 bağımsız öykü ve 8 farklı eşyadan ibaret bataklık hikâyesi.
9/10
·145 syf.·
2026 43. kitabı
"Kendimi bildim bileli yoksullara, serserilere, üçkâğıtçılara ve şiir yazmaya başlayanlara meylettim durdum." s.89 Eser, SSCB'den göç etmek zorunda kalan Yazarın, Amerika'da açtığı tek bir bavuldaki eşyalar üzerinden ülkesindeki absürtlükleri, gündelik hayatını anlattığı otobiyografik bir eserdir. Çok beğendim, çokta benzettim. Yaşanmışlıklara, ülkenin yaşantısı ve siyasi durumları her bir insan kendi yaşadığı ülkesine benzetecektir, ki bundan %100 eminim. Yazarın Zona isimli romanını da çok beğenerek okumuştum. Bir çok eleştirilere maruz kalmış yazarın en önemli gâyesi; Eserlerinin sovyetler gibi bir devletin elinden almaması ve satışa çıkmasıydı. Baskıcı Sovyet rejimi propaganda ile yönetilirken, Dovlatov bu rejimi derin politik analizler yerine sıradan insanların trajikomik hikayeleri üzerinden eleştirir. Karakterlerin, bilakis kendisinin iç dünyasını ve de yozlaşmış ilişkileri sarkastik bir dille sert şekilde eleştirmiştir. Akıcı, sert mizaha sahip bu kitap 8 öykü ve 8 farklı eşyadan ibaret kısa bir hikâyeden ibarettir. Ayrıca eserde karakterlerin birçoğu bizzat yazarın kendi çevresinden, gazetecilik veya askerlik yıllarından olan gerçek kişiler olmuştur.
Düşünce
BavulSergey Dovlatov · Jaguar Kitap · 2022248 okunma
Puan vermedi·16 syf.·
2026 84. kitabı
İstediği anda istediği canlıya dönüşebilen kirpi balığı Kiripiri bu özelliği sayesinde pek çok zor ve can sıkıcı durumdan kurtulur. Hatta bir yunusa dönüşerek yüzme yarışını kazanır ve ödül alır. Ama aldığı ödülü hak etmediğini düşünerek her şeyi ailesine itiraf eder ve bu özelliğin büyükbabasında da olduğunu öğrenir. O da büyükbabası gibi bu özelliği kullanmayı bırakır ve zamanla çalışıp çabalayarak pek çok şeyi başarır. Hakkıyla elde ettiği daha küçük bir başarının haksızca elde ettiği daha büyük başarılardan çok daha kıymetli olduğunu anlar. Güzel bir hikâye. Aşırı kısa değil ama resimli kitap için çok kısa da sayılmaz. 4-6 yaş için uygun. 7-8 yaş çocuklar da kendi okuyabilir. Daha büyük yaşlara hitap etmesi zor ama. Üzerine konuşulabilecek çok detay var. Kreşte, anaokulunda çocuklarla okunup uzun uzun konuşulabilir. Böylece çocukların kendilik bilinci kazanması sağlanırken hak etmedikleri bir şeyi elde etme konusundaki eğilimleri hakkında da fikir edinilebilir. Genel olarak beğendim. Resimleri de kötü sayılmaz. Sadece resim üzerindeki yazıların İngilizce olması dikkatimi çekti ve bence hoş değil, kitap Türkçe neticede. Bir de ana karakterin adı Kiripiri, kirpi balığını andırsa da kitabın hitap ettiği yaş grubu için uzun sayılabilir. Daha kısa bir isim daha uygun olabilirdi. Son olarak kitap ismi de konuyu daha iyi yansıtacak şekilde seçilse daha güzel olabilirmiş. Yine de evde ya da okulda çocuk kitaplığına eklenebilecek nitelikte bir kitap, diyebiliriz.
Yarışı Kim KazanacakE. Murat Yığcı · Caretta Çocuk · 20225 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·992 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 18:06
Herkesin öve öve bitiremediği kitabı ben de biraz daha övmeye geldim. Kitabı sipariş ederken bile içimde garip bir tedirginlik vardı. Ya çok sevecektim ya da büyük bir hayal kırıklığı yaşayacaktım. Felsefi, düz anlatımı olan bir kitap diye düşünüp sıkılacağıma kendimi inandırmıştım. Üstelik yazara ve kitaba dair neredeyse hiçbir fikrim yoktu… beni mazur görün. Ama kitabı elime aldığım anda bambaşka bir şeyle karşılaşacağımı anladım. Hikaye, kendi doğrularından asla vazgeçmeyen bir mimarın, Howard Roark’ın hayatını anlatıyor. Toplumun beklentilerine uymak yerine kendi çizgisinde ilerlemeyi seçen bir karakter düşünün. Herkesin “böyle yapmalısın” dediği yerde o, “ben böyleyim” diyor.. kitabın sadece mimarlıkla ilgili olduğunu zannetmeyin.. birey olmakla, özgürlükle, başkalarının onayına ihtiyaç duymadan yaşayabilmekle ilgili. Bir de Dominique var… Onunla Roark arasındaki ilişki alıştığımız aşk hikayelerine hiç benzemiyor. Dominique, Roark’ı belki de herkesten daha iyi anlayan ama aynı zamanda bu dünyada onun gibi birinin var olmasının ne kadar zor olduğunu bildiği için çelişkiler yaşayan biri.. en sevdiğim karakter oldu. Bunun dışında bir çok karakter var.. Ellsworth Toohey’den nefret ettim, Wynand’a üzüldüm, Catherine ile gurur duydum, Bay Keating’e bir çok yerde sinirlendim.. Kitabı daha nasıl abartabilirim diye düşünüyorum çünkü gerçekten anlatırken yetersiz kalıyorum gibi hissediyorum. Eğer bu yorumum sizi okumaya ikna etmezse bile, yine de bir şans verin. Şöyle düşünün.. Çok sevdiğiniz bir dizinin her gün yeni bölümü çıkıyor ve siz bir sonraki bölümü heyecanla bekliyorsunuz… İşte ben bu kitabı tam olarak böyle okudum. Sürekli bir fırsat kollayıp elime almak istedim. Kitapla geçirdiğim 8 günün bende bıraktığı his tam olarak buydu ve belki de daha fazlası.
Hayatın KaynağıAyn Rand · Pegasus Yayınları · 20213,735 okunma
10/10
·202 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 16:56
Çiçeği burnunda bir yazar olarak, bu kitabın sonunda yer alan, 195-199 sayfaları arasındaki 'önsöz'ü tüylerim ürpererek okudum çünkü kitabımı tamamladığımda buna benzer cümleler benim de cümlelerimdi. Kitaptaki her karakterin aslında yazarın bir parçası olması fikri her ne kadar sıra dışı bir fikir olmasa da usta bir kalemden, farklı cümlelerle okuyunca etkilendim. Bir okur olarak başlarda kitabın konusuna 10 üzerinden 10, anlatım diline 10 üzerinden 8 diyebilecek durumdaydım çünkü konusu her ne kadar güzel olsa da edebiyat kokutulmaya çalışılmış çok uzun cümleleri, cümlenin öğeleri açısından bir edebiyat öğrencisinin ilgisini çekecek olsa da, bir 'Edebiyat Ödülü' alacak olsa da, yer yer, benim içimi baymadı desem yalan olur. (bu cümle bile yersiz uzun :) ) Zira aynı cümleyi iki kez okumaktan pek haz etmem :) Fakat tüm bunlara rağmen kitabın ortasından sonrası nispeten daha akıcı, bütünlüğü sağlanmış olması sebebiyle ve yaklaşık son 20 sayfada ruhumu çekip kitaba katmış olması sebebiyle, kitap için 10 üzerinden 10 diyebilirim. Konusuna gelecek olursak kitaplar ve siyaset gibi konular insanlara acı verdiği için kitapların itfaiyeciler tarafından yakıldığı bir dünya düzeni anlatılıyor. Başrol Montag'ın ise 'Bu durum hep böyle miydi, itfaiyecilerin asıl görevi bu muydu?' diye sorgulaması ile başlayan macerasının içine giriyoruz bir süre sonra. Eh, daha da fazla spoiler vermeyeyim. Bu kitaba bir şans verin derim çok sevdiklerim arasına ekledim bile. Siz okudunuz mu? Nasıl buldunuz? Bu yorum sonrası okumaya karar verir miydiniz?
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,3bin okunma
İlk ama son değil..
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 15:22
Doğan hoca, bizim aile kitaplığımızda hep yer edinse de hiç fırsat olup da onun kitaplarından birisini okuyabilme fırsatı edinememiştim. Belki de onları okuyup algılayabilecek yeterli olgunluğa ve kapasiteye ulaşamadığım için. Mış Gibi Yetişkinler bu nedenle benim rahmetli hocamızdan okuduğum ilk kitabı. Ve yine bu nedenle bir anda Timur ve Yakup hoca karakterlerinin içine, sohbetlerine dahil olunca bir dumura uğradım. Ancak öğrendim ki aslında bu iki başrol karakter Doğan hocanın "Gerçek Özgürlük" kitabında da yer ediniyor. Yakup hoca ve Timur'un sohbetleri bütün kitabı oluşturuyor diyebiliriz. Şöyle ki Timur, Hatice teyzesinin evinde bir süreliğine kalmakta. Hatice teyzesi, eşi Recep Bey, ergenlik çağına yeni giren kızları Ayla ve yedi yaşındaki oğulları Erol ile beraber yaşıyor. Timur öncesinde zaten Hatice teyzesinin ve Recep eniştesinin kendi aralarındaki ve çocukları ile olan iletişimdeki sorunları gözlemliyor. Ancak bir gün teyzesi oğlunu yok yere dövdüğü zaman bütün bu gözlemlerini paylaşmak için hocası Yakup'a gidiyor. İkisi arasındaki sohbetler bu şekilde başlıyor. Ve ilk kavramı öğreniyoruz: Yetişkin Çocuklar. Yetişkin çocuk, bedenen geliştiği halde duygusal olarak gelişemeyen insanları ifade ediyor. Ve bu çocuk kalmış insanların hayatlarını, yaşam örüntülerini, aile sistemlerini, toplumla ve aile içindeki sistemlerini, ikili ilişkilerini Timur Bey'in ailesi üzerinden konuşuyorlar. Sonrasında ise çoğalıyorlar. Hatice teyzenin yeğeni de katılıyor onlara, yani Leman Hanım. Leman Hanım'da Eskişehir'den İstanbul'a gelmiş. Çünkü 8 ay önce evlendiği eşi ile bazı sorunlar yaşıyorlar. Eşinin evlenmeden önceki haline oranla çok değiştiğini, kendisine ve ailesine karşı olumsuz söz ve davranışlarda bulunduğunu anlatıyor. O da bu sohbetlerde kendisini anlatıyor ve
1000Kitap
'Mış Gibi' YetişkinlerDoğan Cüceloğlu · Kronik Kitap · 20253,258 okunma
95 Tez Endüljans
3/10
·84 syf.··
2026 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 13:40
Merhabalar, bugün sizlerle beraber 95 tezi inceleyeceğiz. Ama önce yazarı olan Martin Luther'i ele alalım. 1483'te orta hâlli bir ailenin çocuğu olarak doğan Martin Luther; besteci, ilahiyatçı ve keşiş olarak hayatını sürdürmüştür. Yaptığı reform hareketleri ve yayımladığı 95 tez ile dünya tarihinde damga vurmuş isimlerin arasında kendisine hak kazandı. Yaşamı boyunca Papa'nın samimiyetsizlikle yaptığı endüljansı eleştirmiş ve her daim mücadele etmiştir. Bu metinde gerisine pek de değinmeye gerek yok. Zira bir zamanlar Papa'nın insanları nasıl kandırdığı apaçık ortada. O hâlde biz metini inceleyelim. Kitapta çoğu Papa'nın günahları bağışlamasının, özellikle para karşılığı ve samimi olmadan yapılan çıkar ilişkisinin, aşağılandığı barizdir. Ancak Papa'yı tamamen reddetmek değil onun yetkilerini kısıtlamayı seçer. Fakat kendi metininde bir o kadar çelişkili olduğu aşikârdır. Mesela ilk 10 tezde 6-8.p tezler arasına baktığınızda Papa'nın aracılığıyla Kutsal Ruh'un insanlara lütuf verdiğini söylerken, 30-35 tezler arasına baktığınızda Papa'nın insanları Tanrı'ya yaklaşırdığını söyleyenlerden kaçınılması gerektiğini ifade etmiştir. Bir yandan endüljansı reddederken öteki taraftan da Papa'nın lütuflarının her yere yayılmasını istiyor. Papa'nın insanları affetme konusunda samimi ve istekli olmasını isteyip son 5 tez de "lütuft"tan ve müjdeden kaçınılıp cehennem ve günahla insanları Tanrı'ya yaklaştırılması gerektiğini söyler. Bu kadar çelişkili ve üç maymuna oynayan bu metne verebileceğim puan ancak 3 olur. Bu metinden kalite beklemiştim ve açıkçası hayal kırıklığına uğradım. Martin Luther de Papa'dan farksız değilmiş o kadar. Aynı şeyin laciverti Neyse, Tanrıya emanet olun, ilimden başka kerametiniz olmasın.
Doksan Beş TezMartin Luther · İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,368 okunma