Benim için bir kitabın beni heyecanlandırması nadir değil ama kalbime dokunması oldukça zor. TJ Klune ise kalemi ve konularıyla her kitabında kalbimi ısıtmayı başaran birisi. Daha önce kendisinin Under the Whispering Door isimli eserini okumuştum, iki kitapta da ana karakterin -deyim yerindeyse- "dünyanın gafletine kapılmış" halinden huzuru, mutluluğu hatta "ailesini" bulmasını okuyoruz. Ama anlatamayacağım kadar naif, saf, özlediğimiz bir masumlukta akıyor romanlar.
Bu kitap için yazımı derinleştirecek olursam kısaca konusundan bahsedebilirim:
Protagonistimiz koca kalpli Linus, oldukça düzenli ve disiplinli bir Yetimhane Denetim Memuru olarak yalnız(ve sıkıcı) hayatına devam ederken bir gün aldığı gizli saha göreviyle görebileceğiniz en gizemli yetimhaneye gönderiliyor. Orada ise onu dünyanın en sevimli(& çekici.) adamı ve içinizi ısıtacak 6 büyülü çocuk bekliyor.
[hafif spoiler içerebilir]Kitap medeia isimli büyücülerin insanlarla yaşadığı dünyada, en iyi 6 medeianın seçilerek yarıştığı bir cemiyeti anlatıyor. Biz ise olayları bu 6 kişinin bakış açısından okuyoruz. Kitabı heyecanla beklediğim için okuma süreci hayal kırıklığıydı. İlk 500 sayfayı zar zor okudum, dili yorucuydu. Bu sorun çeviri kaynaklı mı emin değilim ama olay örgüsü de vasattı. Hani diyorum hiç mi bir şey olmaz, gerçekten olmuyor. Ya da o kadar uzatılmış ki olmuyormuş gibi geliyor. Üstelik 2-3 karakter dışında character development göremedim. Kitabın başında bazı kişiler hakkında ne biliyorsam sonda da ne eksik ne fazla aynıydı. O zaman diyorum güzel dinamikler/ilişkiler görelim ama Gideon&Nico dışında da doğru düzgün yoktu. Mesela tam aralarının olmasını istediğim o ikili tensionlu bir an yaşayacak hop sahneyi kesiyor yazar. Bizim 6'lı masa biribiriyle bağ kurmaktan ölümüne kaçıyor. (Yazar abla kesinlikle INTJ bu duygusuzluğu başka şekilde açıklayamıyorum) Herneyse kitap sonlara doğru hız aldı, her şeyi 100 sayfaya sıkıştırmış meğersem ama sıkıştırdığı "final" asla tatmin edici değil. Resmen 2. kitabı okutmak için 600 sayfalık soru işaretlerimizi yanıtlamıyor. Zaman kaybı olarak nitelendiriyor ve tavsiye etmiyorum.
Mükemmel. Ölmeden önce okunması gereken 1001 kitap listesinden kusursuz bir eser. Yazarın dili çok çok güzel. Kitapta Lisbon ailesinin 5 kızının alışılmışın dışındaki intiharlarının gizemini çözmeye çalışıyoruz. Bu yolculuğu da gizemli kızlara aşık olan erkeklerin oluşturduğu bir arkadaş grubundan okuyoruz. Hiçbir modern klasik beni bu kadar tatmin etmemişti
Yitip giden hayatları ve geride kalanları gördükçe kahroldum. Mahvoldum. Sefalet ve acı dolu bir hayat hikayesi. Her şeye rağmen, tüm acılarla Yaşamak...
Kitapta babasını kaybetmiş, burjuva annesiyle yaşam süren 13 yaşındaki Noboru'nun, annesi bir denizciyle ilişkiye başladıktan sonra yaşananları okuyoruz. Kitabı, bitene kadar hissettirdiğini farkedemediğim bir huzursuzlukla okudum. Bunun sebebiyse bu kadar korkunç mentaliteye sahip çocukların var olduğuna inanmak istememem. Noboru ve arkadaşlarının davranışları, olaylara bakış açısı kanımı dondurdu. Amma velakin yazarın hayatını okuyunca tüm taşlar yerine oturuyor.