Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Serçe parmakları kanatan sivri köşeleri var hayatın. Yerlerini avucumun içi gibi bilmeme rağmen her seferinde tekrar çarpmayı nasıl da beceriyorum. Kızdığım köşeler mi yoksa kibarlığını yitirmemek için öfkesini halının altına süpüren yüzüm mü ortaya çıkıyor emin değilim. Etrafından dolaşmayı akıl ediyorum yol uzuyor. Kestirmeden gitsem, dikenler mi sivri köşeler mi ikileminde takılıp ortada öylece oturmayı mantığa daha uygun buluyorum. Yoksa tembel biri değilim ben. Nereden bildiğimi sormayın bir zamanlar merdivenleri üçer beşer çıkmanın sevinci vardı içimde, üşenmezdim. Böyle çizgilere basmadan yürümeye çalışmak gibi basit bir eylemdi dert bana. Eve dönüş için farklı yollar denerdim yol uzasın diye. Şimdi içtiğim çayları bile soğutan bir dalgınlıkla ne ara bitiyor yollar anlam veremiyorum. Kaçıp gitmek istediğim eve bilmem kaçıncı kez bir an önce varmak istiyorum. Dik yürüdüğüm o yollardan odama kambur giriyorum. Kapıları kapatınca dizlerime üflüyorum. İyileşmenin anlamı yok deyip söküp atıyorum yarabantlarını. Yaraların bile büyümüş, sen nasıl çocuk kaldın diye kızıyorum kendime bu sefer. Bir kendi aynamda eğiliyor başım. Bir kendime karanlık bakıyorum. Ama artık dışarda da hüznünü gizleyemiyor göz altlarım. Düşünürken kaşlarım çatılıyor farketmiyorum. Tam içimdeki masaya yumruğunu vurup kalkmalı kavgaları dışımdan edecekken, kendi kendine konuşuyor diyecekler diye susturuyorum kendimi. O kadar da umursamaz değilim ara sıra düşünüyorum elalem ne der diye. Delirmeye ramak kala silkeliyorum kendimi toplum selameti adına.Yazarken kurşun kalem kullanmayı da bıraktım. Silip düzeltmek kontrolü dağınıklığımdan ödün verdiriyor hem zaten kusuruna mı bakacağım kendimin. Zaten bıraktım kelimelerin ellerine kına yakmayı. Zaten böyle seviyorum cümleleri. Nereden geldiği nereye