Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Elekte tozu kalmış zamanın üflesem göz gözü görmez. Demirin ateş üstündeki sabrı, yağmurun toprağa kavuşmaktaki sabırsızlığıyla ince ince elenmiş 25 yıl..
Sorarlarsa ne yaptın bu dünyada diye insan kaldım, kalabildim. Dünya küçülmesin diye sustum. Boşluk delinsin diye konuştum. Yollar birikmesin diye yürüdüm. Anlam bulayım diye okudum. Nefes alayım diye yazdım. İlmin zekatını vereyim diye anlattım. Şükrüm artsın diye güldüm. Hiçliği bileyim diye ağladım. Haklar infak olsun diye affettim. İnsan kalayım diye sevdim. Ölüm gücenmesin diye yaşadım. Yaşam sürsün diye öleceğim..
"Dönüp kendime, börtü böceğin rızkı olarak bir daha baktım bugün." Ne kadar yalın ayak, ne kadar insanca..
Yine de minnettarım tüm güneşli sabahlar için. Hızla geçen bu kısa karşılaşmada, huzur dedikleri o tılsımlı beste neymiş, gülmek neymiş kalp dolusu, uyuyabilmek neymiş güvenden oluşmuş bir gök altında, yalın ayak yürür gibi yağmurlu bir toprakta, neymiş kul olmak bildim.
Teşekkür ederim Allahım, tüm bu yaşamak için..
Kalan ömrüm geçen ömrümden hayırlı olsun 🤲
~M.
Kadın.
Var olmanın saçını süpürge etmekten geçtiği kabul görme telaşı,
kendi ayakları üzerinde duran yük olmamak mahcubiyeti,
çantada taşıdığı biber gazının verdiği cesaretin acziyeti,
pankart ve sloganlara mecbur edilmiş adaletin tecellisi,
sadece mezarına reva görülen bir çiçek tesellisi,
ateş düştüğü yeri,
ateş en çok düştüğü yeri..
~M.