"Müsaadeniz olursa, duygularımı Mehmet Akif in hepimizin bildiği dörtlükle ifade etmek istiyorum.
Bastığın yerleri "toprak " diyerek geçme, tanı!
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme yazıktır atanı
Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı.
TRT-1 kanalından sizleri seyrederken, inanın büyük bir gurur ve haz duydum. Bu vatanın, imanı sarsılmaz evlatları olarak, yüksek dağ başında, beyaz karlar üzerinde, gözünü avına dikmiş, kartalları gibiydiniz. "Dağ Komandosu olmaktan gururluyuz" diyordunuz. Ne kadar gurur duysanız azdır. Çünkü kâinatı yaratan Yüce Allah, vatan için, millet için, gönülden hizmet etmeyi her kula nasip etmez. O şerefe erişebilecek kişinin damarlarında asil millet kanı, ruhunda Büyük Atatürk'ün ilkeleri olması gerekir. Şayet herkese nasip olsa idi, bazı ana babalar evlatları güneydoğuya gitmesin diye, eğitimini Marmara'da, diğer bölgelerde, boğazda yapması için nüfuz suiistimali yapmazdı. Sizleri seyrederken gözyaşlarımı tutamadım. 24 ay askerlik yaptım ve Kıbrıs Harekâtı’na katıldım. 55 yaşındayım. Sayın komutanlarıma yalvarıyorum. 30 yıl önce bıraktığım silahımı, elbisemi, postallarımı versinler. Ata'ları gibi PKK'ya değil, yedi düvele meydan okuyan siz evlatlarımın yanında olmak istiyorum. Gökten kar değil, buz yağsa, 24 saat onlarla birlikte mevzide beklemek, onlarla omuz omuza, doğanın bütün güç şartlarına karşı mücadele etmek ve onlara sıkılacak kurşuna, göğsümü siper etmek istiyorum. Atatürk'ümüze ve bu toprağın altında kefensiz yatan ecdadımıza sözümüz var. Türkiye Cumhuriyeti bütün olarak kalacak. Bu sözden dönen namerttir. Bu sözden döneni, cebinden kutsal şiir çıkan, üzerindeki her eşyanın ahirette, kendisine şefaatçi olacağına inanan o şehit yavrum, cennetine almaz. Yaratanın huzurunda o kimselerden davacı