Adil Bulut

Adil Bulut
@8justice
Bilişim Güvenliği Teknolojisi
Bursa
35 okur puanı
Nisan 2023 tarihinde katıldı
"Sevgi, aşk, özlenmek, bunlar talep edilmez. Sen talep etti­ğin için değil, birileri vermek istediği için alırsın alacağın varsa. Kalbin arz-talep dengesi piyasalarınkine benzemiyor."
Sayfa 231·Kitabı okudu
Reklam
Bütün ülke uçurumun kenarındaydı, Canımız pahasına onu kurtardık, Burada yatıyoruz şimdi.
Sayfa 341·Kitabı okudu
Savaş kaçınılmaz olduğunda, hızla başlayıp bitirilmelidir. Uzayan savaşın galibi olmaz. Ülkeyi ekonomik ve mali yönden çökertir. Üstelik zayıf olanı kuvvetli ile aynı dengeye getirir. Toplumun geleceği olan genç kuşağı eritir.
Sayfa 27·Kitabı okudu
Halkımız;
Çağdaş ülkelerde siyaset, insanı insanca yaşatmak için yapılır, tıpkı Şeyh Edebali’nin Ertuğrul Gazi’ye verdiği öğütte olduğu gibi; “Ey Oğul, insanı yaşat ki yaşayasın”. Bizim ülkemizde ise siyaset, insanlığın ve yurttaşlığın temel değerleri üzerinden yapılır; din gibi, ülke sevgisi gibi, insan hakları gibi. Amacı, insanı insanca yaşatmak değil, oy alıp seçilmiş olmaktır, hizmet etmektir ama bize değil. Seçilmiş olmak demek bizim ülkemizde; para demektir, güç demektir, egemen olmak demektir. Bunları halkımız seçer. Peki ama nasıl seçer? Bizim halkımız saftır, temizdir, seçilmişin gerçekte ne düşündüğünü bilemez. Geçmişte ne eğitim aldığını, bugünlere ne amaçla hazırlandığını da bilemez. Abdullah Gül’ün İngiliz Exeter üniversitesinde eğitim görmüş olmasının ne anlama geldiğini düşünmez. Gelmişini, geçmişini, kökenini de araştırmak gereğini duymaz bizim halkımız. Halkımız duygusaldır; herkese inanır, sevgi doludur yüreği, kötülük düşünmez. Recep Tayyip Bey’in nereden geldiğini ne bilsin bizim halkımız! Böyle şeylere de pek aldırmaz; güzel sözlere çabuk inanır, bağlandığı zaman da gönülden bağlanır, geçmişi de çabuk unutur. Hâlbuki Gazi Paşa zamanında uyarmıştır; “Başına taç edeceğin kişilerin aslına bak, çünkü insanoğlu bu, döner dolaşır aslına çeker”, demiştir, ama ne gam, unutmuştur halkımız bu sözleri. Aldırmaz geçmişine, vekilini seçer. Peki ama halkımız vekilini nasıl seçer?
Osman Pamukoğlu'nun Dağ ve Komando tugayına vedası.
Sancak devir teslimi ve Anıtın açılışında bulunan bütün misafirler saat 14:00'da kışladan ayrıldılar. Ben de bugün, 20 Ağustos saat l7:00'da Van'dan uçakla Ankara'ya dönecektim. Saat 15:00'da; beremi, komando üniformamı ve botlarımı çıkarıp sivil elbiselerimi giydim. 26 ayda kaç elbise, kaç bere ve operasyon şapkası eskitmiştim tam sayılarını hatırlayamıyorum. Ama botlarımın sayısını biliyordum. Son giydiklerim 13'üncü botlarımdı. Çıkardıklarımın hepsini bir çantaya koyup emir astsubayına verdim. Helikopter pistte hazır, vedalaşmak için subay ve astsubaylar pist girişinde yerlerini almışlardı. Karargah binasında çıkıp yürümeye başladım. Hava pırıl pırıldı ve kışlada çıt yoktu. Birden kışlanın merkezi yayın sisteminden çalınan Plevne Marşı her yeri kapladı. Hakkari'nin etrafı yabancı topraklardaki PKK kampları ile çevrili olduğu için bazen subaylar; "Düşman Zap suyunu atladı, karakolları yokladı" diye kendi aralarında konuşurlardı. Şehitlerin yüzde 80'e yakını karakollardaydı. Karakol saldırılarında geceleyin tam haber alınamadığından ve güneş doğsun da çatışma yerine ulaşalım diye beklediğimden; 'karakollara" karşı bir hassasiyetim vardı. "Düşman Tuna'yı atladı. Karakolları yokladı" sözünden etkilenerek, duygusallaştım. Kimse beni bu şekilde görmemeliydi. Yürüyüşümü yavaşlatarak normal halime geçtim. Bütün subay ve astsubaylarla vedala-şıp, askerlere "Allahaısmarladık" dedim. Helikoptere binerken emir astsubayına "pilotlara söyle, yükselince Şehitler Anıtının üzerinde bir tur atıp sonra kışladan ayrılsın' dedim. Helikopter, Anıtın üzerinde döne döne üç tur attı ve kuzeydeki Karadağ istikametinden Van'a doğru uçuşuna devam etti.
Sayfa 344·Kitabı okudu