"-Üstat" dedik. "Buyurun bulaşıkhaneye!"
Emrullah Bey bir şey söylemeden yerinden kalktı. Bulaşık suyunu hazırladı. Kollarını sıvadı. Fakat vıcık vıcık elinden kayan bulaşıkları temizlerken kendi kendisine söylenmeye başladı. Biz uzaktan onun lahavle çektiğini anladık. Sorduk:
"-Üstat, okuyor musun?"
"-Evet, sülaleden başladım. Topuna birden her türlü manasıyla okuyorum."
"-Oku oku. Müteaddit faziletlerine bir de hafızlık ilave et"
"La havle ve la kuvve... Sus, Allah aşkına!"