DarkWinter

DarkWinter
can sıkıntısına takılıyorum
Türkiye’nin geri kalışının sebebi, halkının cehaleti değil, aydınlarının gerek nicelik, gerek nitelik bakımından yetersiz oluşudur. Mümtaz Turhan dünyada alet ve makineleri, fennî metotları, verimli çalışma ilkelerini ve ülkeleri en iyi bir şekilde yönetme tarzlarını bulan, keşif veya icat eden, mükemmelleştirenlerin aydınlar olduğunu ifade eder. Onun için bir memleketin geriliğinden halkını sorumlu tutmak kadar gülünç ve abes bir şey olamaz. burada yazdığı paragrafa bir çok kişi başta karşı çıkabilir, ama bu dediğini destekleyen çok önemli bir örnek var: ABD :)
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Mümtaz Turhan ülkemizin Batılılaşma sürecindeki yanlışları şu şekilde sıralamaktadır: “Biz insanımızın genel mesleki, teknik bilgisini artırmadan, ona yeni maharetler kazandırmadan, yeteneklerini geliştirmeden ve dünya görüşünü, zihniyetini bilimsel ilkelere göre değiştirmeden, yani ona ilim zihniyetini aşılamadan sadece fabrikalar, geniş caddeler açmak, parklar, barajlar, limanlar yaptırmadan, lüks otomobiller, tarım araçları, radyolar, buzdolapları vs. almak ve Batılı kanunlar, nizamlar vazetmek suretiyle Batılılaşacağımızı zannetmişiz. 150 seneden beri hep bu kanaat ve bu batıl itikatle hareket etmekteyiz” başka bir arkadaşımdan duyduğum benzer anlama çıkan bir sözü de paylaşmak isterim: "artık urfada da oxford var"
Felaketlerin kaynağı cahilliğimzdir. - Prens Sabahattin -
Önce evlendiğimizde hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi. Evlendikten sonra, bir çocuğumuz doğduktan hatta ardından bir tane daha olduktan sonra hayatın daha iyi olacağına inandırın kendimizi, Sonra çocuklar yeterince büyük olmadıklar için kızar, onlar büyüyünce daha mutlu olacağımıza inanır, Bundan sonra, ergenlik dönemlerinde çocuklarla uğraşmanız gerektiği için öfkeleniriz. Kendimize, çocuklarımız bu dönemden çıkınca daha mutlu olacağımızı, yeni bir araba alınca, güzel bir tatile çıkınca, emekli olunca, yaşantımızın dört dörtlük olacağını söyleriz. Gerçek ise şu andan daha iyi bir zaman olmadığıdır. Eğer şimdi değil ise ne zaman? Hayatınız her zaman mücadelelerle dolu olacaktır. En iyisi bunu kabul edip her ne olursa olsun mutlu olmaya karar vermektir. En sevdiğim sözlerden biri Alfred D. Souza'ya aittir. Der ki: "Uzun zamandan beridir hayatın -gerçek hayatın- başlamak üzere olduğu izlenimine kapılmıştım. Fakat her zaman yolumun üzerinde bir engel, öncelikle erişilmesi gereken bir şey, bitmemiş bir iş, hizmet edilecek zaman, ödenecek bir borç oldu. Sonra hayat başlayacaktı. Sonunda anladım ki bu engeller benim hayatımdı" Bu görüş aç, mutluluğa giden bir yol olmadığını gösterdi, Mutluluk yoldur, öyleyse sahip olduğunuz her anın kıymetini bilin ve mutluluğu, vaktinizi harcayacak kadar özel biriyle paylaştığınız için, ona daha fazla değer verin. Unutmayın, zaman hiç kimse için beklemez, Öyleyse; Okulu bitirene kadar, 100 milyar kazanana kadar, Çocuklarınız olana kadar, Çocuklarına evden ayrılana kadar, işe başlayana kadar, evlenene kadar, Cuma gecesine kadar, Pazar sabahına kadar, Yeni bir araba, ya da ev alana kadar, Borçları ödeyene kadar ilkbahara kadar Yaza kadar Sonbahara kadar kışa kadar, Maaş gününe kadar, Şarkınız söylenene kadar, Emekli olana
bilgi çağından yanlış bilgi çağına geçtik --- /the social dilemma ---