Bir kez başkası için olmuş olan kişi ömrünün sonuna kadar ve başkası tümüyle yok edilmiş olsa bile,varlığı içinde ona bulaşmıştır:başkası-için varlık boyutunu varlığının devamlı bir imkanı olarak kavramayı hiçbir zaman bırakmayacaktır.Yabancılaştırdığı şeyi yeniden kazanamaz;hatta bu yabancılaşma üzerinden etkimenin ve onu kendi lehine çevirmenin her türlü umudunu da yitirmiştir,çünkü tahrip edilen başkası bu yabancılaşmanın anahtarını da beraberinde mezara götürmüştür.
Nefret kara bir duygudur. Yeni bir başkasını ortadan kaldırmayı hedefleyen ve proje olarak kendini bilinçli bir biçimde başkalarının onay vermemesine karşı projelendiren bir duygudur.
Ben başkasının karşısında olduğum içindir ki suçluyum,Önce,onun bakışı altında üstlenmek zorunda olduğum bir düşkünlük olarak yabancılaşmamı ve çıplaklığımı duyumsadığımda suçluyum;Kutsal Kitap’taki pek iyi bilinen “Çıplak olduklarının farkına vardılar.”
Sözünün anlamı budur.Ayrıca,bu kez de ben başkasına baktığımda suçluyum,çünkü,bizatihi kendi-kendimi olumlamamdan ötürü başkasını nesne ve araç olarak oluştururum ve üstlenmek zorunda olduğu o yabancılaşmayı ona getiririm.Böylece ilk günah,başkasının olduğu bir dünyadaki belirişimdir ve başkasıyla daha sonraki ilişkilerim ne olursa olsun,bu ilişkiler benim suçluluğumun kökensel izleği üzerindeki değişimlerden ibaret olacaktır.
Katı bir eğitim çocuğa araç muamelesi yapar,çünkü onu kabul etmediği değerlere boyun eğmeye zorlar;ama daha farklı yöntemler kullanılsa bile,liberal bir eğitim de çocuğun hangi ilke ve değerlere göre muamele göreceğinin a priori (önsel) seçimini yapmak zorundadır.Çocuğu ikna yöntemiyle ve yumuşaklıkla eğitmek,yine de onu zorlamak demektir.Böylece başkasının özgürlüğüne saygı,boş bir laftır;bu özgürlüğe saygı göstermeye doğru atılımda bulunabilseydik bile,başkası karşısında alacağımız her tavır saygı gösterdiğimizi idda ettiğimiz bu özgürlüğün ihlali olacaktı. Kendini başkası karşısında tastamam ilgisizlik olarak verecek en aşırı tavır da yine bir çözüm değildir;biz esasen başkasının karşısında olarak dünyaya fırlatılmış durumdayız,belirişimiz başkasının özgürlüğünün özgür sınırlandırılmasıdır ve hiçbir şey,intihar bile bu kökensel durumu değiştiremez