Kötü Şöhretli Şair

Kötü Şöhretli Şair
Şair/Filozof “Cehaleti katlettiğim için lanetlendim.” XY 1 - Nilgün Marmara ∞ 2 - Sylvia Plath
Medipol Üniversitesi (Mezun) Anadolu Üniversitesi(Güncel)
İstanbul
476 okur puanı
Nisan 2024 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Sadist cinsel ilişkilerin karşılıklı olmamasını ister,ten aracılığıyla tutsaklaştırılmış bir özgürlük karşısında özgür ve kendine mal eden güç olmaktan zevk alır.Bu yüzden sadizm,teni başkasının bilincinde başka türlü mevcudiyete getirmek ister:başkasına bir alet muamelesi yaparak onun bu tene mevcut olmasını ister,onu teni aracılığıyla mevcut kılar.
Sayfa 485·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sadizm tutku,kuruluk ve debelenmedir. Debelenmedir,çünkü sadizm,neye angaje olduğunu anlamadan kendini angaje olan gibi kavrayan,kendi-kendine vaat ettiği hedefe ilişkin açık bir bilince de,bu angajmana atfettiği değerin kesin bir anısına da sahip olmadan angajmanında direten bir kendi-içinin halidir. Kuruluktur,çünkü arzu,içinde bulunduğu bulanıklıktan kurtulduğu zaman ortaya çıkar.Sadist,bedenini sentetik bütünlük ve eylem merkezi olarak yeniden kavramıştır;yeniden kendi olgusallığının devamlı kaçışı içinde yer almıştır,başkası karşısında kendini saf aşkınlık olarak duyumsar;bulanıklığı kendisi için bir dehşet gibi algılar,aşağılayıcı bir durum olarak görür;bunun nedeni sadece bu bulanıklığı kendi içinde gerçekleştirememesi de olabilir.
Sayfa 484·Kitabı okudu
Alıntı
(Rüya) (20.05.2026) (Nöbetçi öylece yürürken bir tapınağın önünden geçtiğinin farkında bile değildi.Burası sanki ruh dinginliği için inşa edilmişti. Tütsü kokusu ağır ağır havaya yayılıyor,taş sütunların arasında çıt çıkmıyordu. Ortada yaklaşık yirmi kişi Lotus halindeydi.Öğrenciler gözleri kapalı şekilde otururken,başlarında bir kişi vardı.) (Nöbetçi yürümeye devam ederken,grubun önünde oturan yaşlı kadınla göz göze geldi.Kadın ince örtülere bürünmüştü ancak simsiyah gözleri o kadar güzel bir siyahtı ki parıldıyor örtüyü delip geçiyordu;kadın o kadar zayıftı ki kemikleri derisini delip çıkacak gibiydi -bir deri bir kemikti-.Gözlerini yavaşça kıstı. Nöbetçi ise bakışlarını hemen kaçırdı ve önüne bakarak adımlarını hızlandırdı.) (Kadın oturduğu yerden hızlıca ayağa kalktı.Yaşına rağmen hareketlerinde garip bir çeviklik vardı. Sessizce arkasından ilerledi ve arkasından) Kadın: Dur. (Nöbetçi aniden durdu ama arkasını dönmedi) Nöbetçi: Ne istiyorsun hanımefendi? Tanımadığın bir insanı neden durduruyorsun? Salak mısın? Derdin ne senin? (Kadın hiç aldırış etmeden hızlıca yanına yaklaştı ve nöbetçinin kolunu tuttu.Eli buz gibiydi.) Kadın: Rol yapma.Seni görebiliyorum. Düşmanın değilim. Bir ihtiyarla karşılaşacağımı düşünmüştüm Çok gençmişsin… (Nöbetçi şaşırdı.Kadın onu bir kitap gibi okuyordu.) Kadın:Kim olduğunu biliyorum. - Bilge - Bu diyarın bilgesi değilsin ama yanılmama imkan yok.
Edebiyat
Arzu bir bedeni kendine mal etme,ona sahip olma arzusudur ve bedenimi ten olarak bana açınladığı ölçüde böyledir. Ama kendime mal etmek istediğim bu bedene ten [et) olarak sahip olmak isterim. (Not:Hedef yalnızca ve ana fikir olarak sahip olmak (arzudan) ibaretse anlamsız ve kupkurudur.Cinsellik yalnızca aşkla kutsandığında iki meşale birbirinin sahici ateşiyle yandığında güçlü bir anlam ifade eder.Öznel - İki kapının birbirlerine aidiyetiyle tek bir kapıya çıkmasına benzer bu yerinde bir örnek ve fevkalade bir tat bırakır -sonu gelmeyecek bir tat- Birbirlerine tam anlamıyla aşık olan çiftlerin cinsel hayatlarının aşırı hareketli olması tekdüze olmaması romantizmle harmanlanması ve durağan olmadan sürekli bir gelişim göstermesi bunu kanıtlar niteliktedir. Aşk olmadan cinsellik bir sanrıdır - Aşksız boş bir zevkin esiri olan bireyin tematik olarak bir cinsel hayatı yoktur. Sahici duyguları olmayan birey cinsel hayatı olduğunu zanneder.) Oysa bu beden, önce benim için var değildir:başkasının bedeni,edim halindeki sentetik form olarak belirir;daha önce gördük, başkasının bedeni salt ten olarak,yani başka buradakilerle dışsallık ilişkileri içinde yalıtılmış nesne kimliğiyle algılanamaz.Başkasının bedeni,kökensel olarak bir durum içindeki bedendir; bunun tersine ten,mevcudiyetin salt olumsallığı olarak belirir. Ten, genelde görüntüsel yapaylıklarla, giysilerle,vb. gizlenmiştir;özellikle de,hareketlerle gizlenmiştir;hiçbir şey, çıplak bile olsa, bir dansözden daha az “ten” değildir.Arzu, bedeni tıpkı giysileri gibi hareketlerinden de soymak ve bu bedeni salt ten olarak varetmek için bir girişimdir;başkasının bedeninde ete kemiğe bürünme girişimidir.Okşamalar işte bu bağlamda başkasının bedenini sahiplenmedir:eğer okşamalar dokunmalardan,sürtünmelerden ibaret olsalardı,bu
Sayfa 474·Kitabı okudu
Alıntı
Arzu yalnızca başkasının bedeninin açığa çıkması değil,benim kendi bedenimin açınlanmasıdır. Ve bu da bedenim alet ya da bakış açısı olduğu ölçüde değil,ama saf olgusallık,yani olumsallığımın zorunluluğunun sıradan olumsal formu olduğu ölçüde böyledir. Derimi,kaslarımı,nefesimi hissederim ve heyecan ya sa açlıkta olduğu gibi,bir şeylere doğru onları aşmak için değil de,yaşayan ve kıpırtısız bir datum olarak hissederim,sadece dünya üzerindeki eylemimin esnek ve gizli aracı olarak değil de,dünya içinde angaje olmama ve dünya içinde tehlikede olmama yol açan bir tutku olarak hissederim.Kendi-için bu olumsallık değildir,onu varetmeyi sürdürür,ama kendi bedeninin baş dönmesine maruz kalır,ya da dilerseniz bu baş dönmesi aslında onun kendi bedenini varetme tarzıdır.Konuşlandırıcı-olmayan bilinç kendini bedene terk eder,yalnızca beden olmak ister.Arzulayan beden,kendi içinin kendi mümkün olanlarına doğru kaçtığı olumsallıktan ibaret olacak yerde,aynı zamanda kendi-içinin en dolaysız mümkün olanı haline gelir;arzu,yalnızca başkasının bedenine duyulan arzu değildir,aynı bir edimin birliği içinde,beden içine gömülmenin konuşlandırıcı-olmayan olarak yaşanan projesidir;nitekim arzunun en son kertesi,bedene boyun eğmenin son kertesi olarak kendinden geçmek olabilir.İşte bu anlamda,arzunun bir bedenin bir başka bedene duyduğu arzu olduğunu söylemek mümkündür.Bu aslında başkasının bedenine doğru bir açlıktır ve kendi-içinin kendi bedeni karşısındaki baş dönmesi olarak yaşanır:arzulayan varlık,kendini beden kılan bilinçtir
Sayfa 473·Kitabı okudu
Alıntı