"Deniz insanların hayatını düşündürmediği için hayal gücümüzü tazeler; öte yandan ruhumuzu şenlendirir, çünkü tıpkı ruhumuz gibi sonsuz ve aciz istek, sürekli düşüşlerle bölünen hamle, edebi ve tatlı yakınmadır. Lisanın aksine nesnelerin izini taşımayan, bize insanlar hakkında hiçbir şey söylemeyen, ama ruhumuzun hareketlerini taklit eden müzik gibi büyüler bizi. Denizin dalgalarıyla birlikte kabaran, onlarla birlikte yatışan yüreğimiz bu sayede kendi zaaflarını unutur ve kendi kederiyle denizin kederi arasındaki mahrem uyumda teselli bulur, kendi kaderiyle dünyanın kaderi birbirine girer."
"Bu gece yine beni feda ettiğin alışkanlık, onu beslemek için bende açtığın yaradan akan kanla yarın daha da güçlü olacak.Bir kez daha itaat edildiği için daha buyurgan olacak; seni her geçen gün benden uzaklaştırıp bana daha da çok acı çektirmeye zorlayacak.Yakında öldürmüş olacaksın beni.Bir daha hiç görmeyeceksin.Oysa diğerlerinden daha çok şey borçluydun bana; onlar yakında seni terk edecek.Ben senin içindeyim, buna rağmen temelli uzağındayım, neredeyse yok oluyorum.Ben senin ruhunum, kendi benliğinim."
"Belki o da siz büyüleyici, narin varlıklar gibi, kendi zarafetinin duyarsız ve bilinçsiz tanığıydı.Belki en gerçek güzelliği benim arzumda saklıydı. O hayatını yaşadı ama belki bir tek ben onun hayatını düşledim."
"Kendisininkini de hariç tutmadığı bütün bu hayatların geri geri giderek, gözlerini hayattan ayırmadan ölüme doğru ilerleyişleri evrensel bir skandaldı."