Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu dünyanın insanlarıyla dirilerle nasıl konuşulduğunu unutmuştum herhalde duygusuz olduğunu sandığım bu kadın benim bu davranışıma kırılmıştı kaç kere kalkayım elini ayağını öpeyim ağlayayım bağışlanmamı Yalvarayım diye düşündüm.
Sergilediği her şey hayatın bir kenara attığı kirli kalıntı öte Beri’nin küf kokusunu saçıyordu etrafa hayatın bu süprüntülerini herkesin burnuna burnuna uzatması kendisinin de bir döküntü olduğunu göstermek için miydi yoksa kendisi de çökmüş kocamıştı devriliyordu işte sergilediği şeyler ölü pis şeylerde kullanılır tarafları kalmamıştı fakat hayata dayatıyorlardı ve çok anlamlıydı şekilleri bu ölü şeyler benim üzerimde yaşayan bir insanın bıraktığından daha derin bir etki bırakıyorlardı.
Yalnız ölüm yalan söylemez ölümün varlığı bütün vehim ve hayalleri yok eder bizler ölümün çocuklarıyız hayatın aldatmacalarından bizi o kurtarır hayatın derinliklerinden seslenir yanına çağırır bizi ve biz henüz insanların dilini bile Anlamadığımız yaşlarda arasıra oyunlarımızı yarıda kesiyorsak bunun nedeni ölümün seslenişini duymuş olmamızdır… ömrümüz boyunca ölüm bize el eder çağırır bizi her birimiz ansızın sebepsiz düşüncelere dalmıyor muyuz bu hayaller bizi öylesine sarıyor ki zamanı mekanı fark etmez olmuyor muyuz insan bilmez bile ne düşündüğünü ama sonra kendini dış dünyayı hatırlamak düşünmek için toparlanmak zorundadır bu da bir sesidir ölümün.
Ölüm olayı aslında korkunç bir şey ya öldüklerini kavrayanların hissettikleri yaşlılar vardır gülümseyerek ölürler uykuda sağdan sola döner gibi veya sönmesi gibi yağ biten bir lambanın ama sağlam bir genç ölüme karşı var gücüyle savaştıkktan sonra birdenbire ölürse neler hisseder?