A

Kür Şad! Sen Bozkurt soyunun en büyüğüsün.Bizim türemize göre kağanlık yalnız ölen kağanın oğluna değil; kardeşine,amcasına,yeğenine de geçebilir.Bütün beğlerin de seni Kağan seçeceklerini biliyorsun.Kağanımız sen olacaksın! Hayır! Bütün beğler beni seçse de yine Kağan olmayacağım.Kağanlık buduna bir hizmettir.Fakat aynı zamanda kişinin bir kazancıdır.En yüce hizmet;karşılık,kazanç beklemeden yapılan hizmettir. Şimdiye dek Türk budununa gereğince hizmet edemedim. Hem borcumu ödemek, hem de Bozkurt ocaginin son yıllarındaki uygunsuz işlerini silip kapatmak için Kağan olmayacagim. İhtilâli en seçme Türklerle yapacağız. Tasarladığım iş çok atılgancadır. Başarırsak budun kurtulacak. Başaramazsak, dökülecek kanlarımız geride kalanlara ödevlerini hatırlatacaktır. Ölüme karşı göz kırpmadan yapılan her saldırış, büyük bir ülkü için çekilen her kılıç, atılan her ok, çekilen her emek; bil ki boşuna degildir: Bunun sonucu mutlaka kazançlı olacaktır. Böyle işlerde ne kadar yiğitlik gösterilirse, ne kadar can harcanirsa başarı o kadar kesin olur. Bir işe girilirken, önce iyi düşünüp tasarlamalı. Tasarlandıktan sonra, yapılacak en iyi iş, artık fazla bir şey düşünmeden dileğe doğru saldırmaktır. Dokuz yıl bekledik. Daha bekleyemeyiz. Bu kadar büyük bir ülkü için kılıç çekerken, başkanlık eden kişinin gönlü kanmış, usu yatmış olmalıdır. Böyle olursa başkan daha güçlü olur. Daha sert buyruk verir. Ben, ihtilâlde daha iyi buyruk vermek için gönlümü yatıştırmış olmak isterim. Bunun içindir ki kağanlığı kabul etmiyorum. Kağan, Urku olacaktır. Bögü Alp, Ötüken'deki sertligini yeniden takınmıştı: - Buyruk senindir! dedi.
Sayfa 378·Kitabı okudu
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Dedi ki: bu Türk tek gözüyle bu kadar yüksekten konuşuyor. Ya iki gözü de olsa acaba ne kadar yüksekten konuşacak? Gök Börü en duygulu yerinden vurulmuştu . Birdenbire çılgına döndü. Çin subayına dönerek: Tek gözlü Onbaşı Gök Börü’yü beğenmiyor musun? Diye bağırdı. Sonra kudurmuş gibi haykırışına devam etti: “İtlerinin de iki gözü var ama bu onları it olmaktan kurtarmıyor!”
Sayfa 338·Kitabı okudu
Alıntı
Çinli acıyan gözlerle Türk’e bakıyor, bir yandan da türlü türlü aşlarla onu ağırlıyordu: Sizde yarın yurdunuza dönüp dinlenirsiniz . Yaralarınız iyileşir. Türk iyice kızmıştı : Yurda dönecek olsaydık yurtta kalanlar da buraya gelmezdi. “Kişi çadırda doğar, çayırda ölür.”
Sayfa 307·Kitabı okudu
Alıntı
Kür Şad sert sert şöyle cevap verdi: Talih denemek barış yapmaktan yeğdir. Çünkü Barış’la geleceğimizin kararmış olmasını önceden kabul etmişiz demektir.Talih denersek kazanmak ihtimali vardır.
Sayfa 302·Kitabı okudu
Alıntı
Dur bakalım. Kimsiniz? Nereye gidiyorsunuz? Kafilenin başındaki çeri kılıklı iki kişiden biri cevap verdi: Kara Kağan’ın buyruğu ve izni ile Çin’e dönüyoruz . Hepiniz Çinli misiniz ? Hepimiz Türkelindeki Çinlileriz. Çin’e niçin dönüyorsunuz ? Türkelinde kıtlıktan ölmemek için… Yüzbaşı Yağmur’un yüzündeki gülümseme birdenbire silindi . Kıtlıktan kaçtıklarını söyleyen Çinlilerin yanında bütün Türkelini doyuracak kadar mal, davar, yılkı, azık vardı. Dört arkadaşı bu mallara baktılar, bir de kıtlıktan ölen yakınlarını düşündüler. Birden hepsinin bozkurtluk damarlari kaynadı. Yüzbaşı Yağmur’un bir işaretine bakıyorlardı. Genç Yüzbaşı burada Kara Kağan türesinin değil, bozkır yasasının yürürlükte olduğunu düşünerek sert bir sesle sordu: Türkelinde kıtlık varsa siz bu kadar davarı nereden buldunuz? Çinli sırıttı: Beğ Yiğit! Biz bunları alım satımla kazandık. Bütün Türkler gibi Yağmur’un aklı da alım satımla zengin olmaya bir türlü ermiyordu . “Hele Türkler açlıktan kırılırken tutsak Çinlilerin alım satımla zengin olması dünyadaki en büyük haksızlıktı.” Kendi kendine çabuk bir hesap yaptı. Sonra daha dik bir sesle Çinli’ye bağırdı: Yoldaşlarına söyle: Azık, mal, davar, at ne varsa dörtte birini bize ayırsınlar. Ondan sonra canınız sağ olarak Çin’e gidebilirsiniz…
Sayfa 280·Kitabı okudu
Alıntı