İçing Katun’un kaşları çatıldı.Kardeşinin maiyetindeki Çinli subaylardan birini öldüren bu kıza bir ders vermek istiyordu:
Ben sana buyruk veriyorum.Şen-king’le evleneceksin! dedi.
Almila yere diz vurdu:
Buyruk senindir.Ama benim de şartım var.
“Ben benden oğlak kapan, yarışta beni geçen erle evleneceğim.”
“Türk türesine göre bir kız böyle bir şart koşabilir.”
İçing Katun, Türk göreneğince Şen-King’in üç gece üst üste Almila’nın  çadırına girerek onunla konuşmasını, kendisiyle evlenmeye kandırmasını öğütledi.Şen-king böyle bir Türk göreneği olduğunu bilmiyordu.
Çadıra girersem bana bir şey demezler mi? diye sordu.
 Demezler. Zaten geç vakit gireceksin.
Almila beni istemiyor.Çadırına alır mı?
Türk göreneği böyledir.Kız seni istemese de bir şey demez.Sen tatlı dille kızın gönlünü kazanmaya çalışıcaksın.
Ya kazanamazsam?
Üç gece üstüste gidip kazanmaya ugraşırsın.
Kazanamazsan artık dördüncü gece gidemezsin.
Bu Türkler çok tuhaf!
Şunu da sakın unutma:
Geceleyin karanlıkta kızla çok ciddi olacaksın. Sakın albıza (şeytana) uyup taşkınlık etmeye kalkma,öldürürler .
Yüzbaşı Böğü Alp! Yoksulluk iyi bir şey değildir. Ama korkulacak yoksulluk gönül ve yürek yoksulluğudur. En büyük baylık pek yürekli, katı kollu, yılmaz gözlü olmaktır. Doğu Türklerin de senin gibi açık sözlü yiğitler varken onlara yoksul denemez. Doğu Türkü,Batı Türkü bir ağacın iki dalıdır. Kökümüz birdir. Birimizin baylığı hepimizin baylığı,birimizin yoksulluğu hepimizin yoksulluğudur.
Böğü Alp bu sözlere şöyle karşılık verdi:
Yüce Kağan! Senin ordunda bizimle birlikte Çin’e aktığı gün Ötüken’den yoksulluk kalkacaktır!
Bay:zengin